|
NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Salı, 07 Şubat 2012 13:39 |
|
Dergilerin de insan yaşamı ve canlı varlıklar gibi biyografik bir süreçleri vardır. NeuroQuantology’nin ilk tohumları 2001 yılında basit bir web sayfası ile başladı. Başlangıçta bir adı bile yoktu ve alt başlık denebilecek bir tanımlama ile ortaya çıkmıştı: “New approach to the consciousness.” Neydi bu yeni yaklaşım? Yeni yaklaşım sinir biliminin kuantum fiziği ile harmanlanarak, sinir bilimsel çözülemeyen sorunların yanıtının kuantum fiziği yardımı ile aranması yaklaşımıydı. Bu ilk tohumun atılması ardından Ekim 2001’de NeuroQuantology kelimesini ilk kez kullanarak, bir derginin ve sonra da olası bir bilimsel alanın isim babası oldum. İsmi oluşturma mantıksal çıkarımların sonucu olduğu kadar sezgisel bir sonuçtu aynı zamanda. Başlangıçta, “acaba böyle bir kelime kullanımda var mı?” diye ilk bakılan yer olan internet arama motorlarına göz attım. NeuroQuantology terimine rastlamadım. Oysa bilindiği üzere neuro- ile başlayan birçok klinik ve kuramsal bilimsel başlıklar vardı ve nasıl şimdiye kadar kullanılmadığına hayret etmiştim.
|
|
Devamını oku...
|
|
Ölüme Yakın Deneyim karbondioksit artışıyla mı ilişkilidir? |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Pazar, 20 Kasım 2011 10:27 |
|
Ölüme Yakın Deneyim (ÖYD) bir çeşit beden dışı deneyimdir ve kişinin bilinçli zihninin fiziksel bedeninden ayrılarak deneyimlediği bir durumdur. ÖYD esnasında tüm yaşananların üç boyutlu bir yeniden gösterimi yaşanır. Ancak bu ardışık bir film izleme gibi değildir. Bir anda oluşur. Her şey çok hızlı olmasına karşın, her şeyi anımsamaya olanak verecek kadar yavaştır. Yaşamdaki her türlü duyguyu, sevinç ve üzüntüleri deneyimler kişiler. İlişkide bulundukları kişilerinde tüm duygularını hisseder kişiler.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Zihinsel egzersizle kilo verilebilir mi? |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 03 Kasım 2011 11:50 |
|
Normalde beyin bedenin sadece %2-3’ünü oluşturur ve bu da 1300-1400 gram beyine demektir. Ancak bu bedene göre az oranına karşın, dinlenme halinde bedenin enerjisinin %20’sini (5’de 1 demektir) harcar. Kalp her kan pompaladığında da 5’de biri beyne gider. Dinlenen bir kasa göre 22 kat daha fazla enerji tüketir. Kullanılan her organ enerji harcamasını arttırır. Beyinde de aynısı olur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Nanotıp ve Sinir Biliminde Olası Uygulamaları |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 27 Haziran 2011 13:03 |
|
Bilimin uzun tarihi göz önüne alındığında, insan bedeninin mikroskopik hücrelerden oluştuğunu daha 1839 yılında öğrendik. Daha sonraları gelişen teknolojilerle bu hücreler görüntülendi ve tipik olarak büyüklüklerinin 10 mikro metre olduğu tespit edildi. Ancak bilim insanlarındaki karşı konulamaz merak duygusu devam etti ve “daha derine” olan ilgi nedeni ile hücreleri oluşturan daha küçük organcıklar, diğer yapı elemanları tespit edildi. Böylece başlangıçta mikrometre düzeyinde olan ölçümler nanometre (1 nanometre, nm =1 metrenin milyarda biri) düzeyine indi. Nanometreyi anlamak için saç telinin 800 bin, insan kırmızı kan hücresinin ise 7000 nanometre büyüklüğünde olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Gelişen teknoloji ile de artık bir hücrenin hemen her yerinin ölçümlerini bilebiliyoruz. Artık bugün bir amino asitin 0.42-0.67 nm, nükleotidlerin 0.81-0.87 nm, monosakkaritlerin 1 nm olduğunu biliyoruz. Buna rağmen alınacak yol uzundur. Çünkü, insan bedeni yaklaşık 100 bin farklı molekül içerir. Bedenimizi anlamak için, her birinin özelliklerini ve birbiri ile olan etkileşimlerini ortaya koymak durumundayız.
|
|
Devamını oku...
|
|
Kemik erimesi, kolesterol yüksekliği, bunama, depresyon hakkında gizli bilgiler: şifreler çözüldü |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 19 Şubat 2011 10:54 |
|
İlaçlar ve firmaları hakkında uzun zamandır yazmak istediğim bir konu vardı. Sırası gelmişken paylaşmak istiyorum. Öncelikle ilaç firmaları bilim insanlarını ve onların keşfetme arzusunu kullanarak yeni ilaçlar buluyor. Ama asıl araştırma geliştirme gayesi ve harcama gerekçesi daha fazla kazanımdır. Kapital, para, kapitalizm... Yoksa, “Allah razı olsun” desinler diye ilaç geliştirilmiyor. Bir kaç örnekten bahsedeğim. Mesela; 1. Kemik erimesi/osteoporoz ilaçları. Bütün gün evinin balkonunda oturup, kemik erimesi ilaçları kullanan, 80 yaşında teyzeler var. Günde 300 metre yürümüyorlar. Sadece ev içindeler ve binlerce lira maliyetli kemik erimesi ilacı alıyorlar. Neden? kalçaları kırılmasın diye.. Sanki bizim yaşlı teyzelerimiz, Avrupalı, zırt pırt her yere turistik gezi yapan, gördüğümüzde "bu yaşta ne arıyor burada yaw, otursaydı evinde...." dediğimiz, 80 yaşında yaşlılar gibi de kemikleri erimesin, kırılmasın.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|