May 19
Cumartesi

Günün Özü!

Tanrı, insan ve madde diye ayırım yapmak anlamsızdır. Evrensel cevher, saf bilinç olan ruhtur. Düşünce basamaklarını kateden insan sonunda kendisine döner. Gerçek ruhun kendisi olduğunu keşfeder. Aslında insan tanrı; tanrı da insandır. - Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 1179
Son Üye: mjafar12
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 0 kayıt
Bu ay: 3 kayıt

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Beyinde Elektriksel Aktivite Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Perşembe, 23 Ekim 2008 13:41

Luigi Galvani (1737-1798) sinir biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Bir yıldırımdaki elektriği tel ile taşıyıp, bir kurbağanın bacak sinirini bu elektrikle uyararak kurbağa ayağında hareket oluşturmuştur. Bu nedenle Galvani, biyolojik elektrik ve hareket etme/canlılık arasında ilk bağlantıyı gösteren kişi olarak tarihte yerini almıştır. Herman von Helmholtz (1821-1894) 1852'de ilk olarak sinir iletisi hızını 27 metre/saniye olarak ölçen kişidir. Ardından 1860'da Julius Bernstein, biyo elektriksel sinir iletisini aksiyon potansiyeli (AP) olarak adlandırdı ve sinir hücresi zarında kendiliğinden ilerleyen biyo elektriksel uyarılmadan (depolarizasyondan) kaynaklandığını öne sürdü

Tablo. Bilinen ve kullanılan bazı voltajlar (V: volt).

www.KuantumBeyin.com, Dr. Sultan Tarlacı

Normal erişkin günlük enerji kullanımı 20 Watt
Sinir hücresi ateşlemesi 10 mili V
Tek bir pil (AAA veya AA) 1.5 V
Otomobil 12 V
Ev elektriği 250 V
Sanayi elektriği 600-700 V
Yüksek voltaj 110 kiloV
Yıldırım çakması 100 megaV


Alan Hodgkin (1914-1998) ve Andrew Huxley (1917-) mürekkep balığı sinir hücresi ana uzantısı olan aksonu üzerinde çalışarak sinir iletilerinin iletiminin iyonların değişimine bağlı, elektriksel bir akım olduğunu tespit ettiler (1952). Bu çalışmalarında iyon kanalı kavramını da keşfedilmesinden 10 yıl önce tahmin eden ikili, 1963'de "sinaps" kavramını öne süren John Carew Eccles (1903-1997) ile birlikte Nobel ödülü aldılar. Buna göre, uyarılmayan yani istirahat halinde zarda, potasyum (K+) iyonuna karşı belirgin bir geçirgenlik vardır. Hücre zarı üzerlerindeki voltaja duyarlı sodyum (Na+) kanallarından dolayı AP oluşturabilirler. Bu kanallar delikçik benzeri protein kapılarıdır ve zar uyarılması yani depolarizasyon (DP) esnasında açılırlar. Uyarım belli bir eşiğe yükseldiği zaman elektrik akımı oluşur. Eşiğe ulaşamaz ise iyonik elektrik akımı oluşamaz. Buna "hep ya da hiç kuralı" denir. Uyarılan zarın normal durumuna dönmesi repolarizasyon (RP) olarak adlandırılır ve voltaja duyarlı K+ kanallarının açılmasıyla oluşur. Na+ kanallarının açılmasının ardından K+ kanallarının açılması, zar içinde K+ iyonlarının kalmasına yol açar. Böylece zar polarize olur yani hücre içi negatif yüklü hale gelir.


İyonik Elektriksel Akım ve İyonlar
Potasyum (K+) kanalları

Sinir hücresi zarındaki K+ kanallarının belirgin iyon seçicilikleri ve yüksek ileti hızları vardır. Saniyede yaklaşık 10 bin K+ iyonu geçirirler. İstirahat halinde uyarılabilir hücrelerde zar voltajı, K+ kanalları kapalıyken yaklaşık –80 mV’tur. Uyarılma (depolarizasyon) esnasında, kanal proteinlerinde yapısal değişiklikle kanalın ortasındaki geçiş yeri açılır. Birçok K+ kanalının eşik değeri yaklaşık –40 mV’tur. ,

Klor (Cl-) kanalları
Sinir hücresi dışında klor en önemli negatif iyonik yüktür. Memelilerde hücre dışı klor yoğunluğu yaklaşık 100 mmol/L’dir. Hücre içindeki klor yoğunluğu değişkendir. İstirahat durumunda zar elektrik potansiyeli hücre içinde daima negatiftir ve –30 ile –90 mV arasında değişir. Bundan dolayı, iyon yoğunluğu Cl- iyonunu hücre içine itmeye çalışırken, elektrik potansiyeli Cl- hücre dışına göndermeye çalışır. Bu iki kuvvet arasındaki denge Cl- akımının yönünü belirler. Cl- hücre dışına doğru hareket edince, hücre uyarılır duruma geçer, yani depolarize olur. Bu durumda hücre içinde negatif elektrik potansiyeli azalır. Diğer bir yönden, eğer hücre içinde Cl- yoğunluğu azsa, bu dışarıdaki yoğunluk fazlalığıyla iyonun içeri akımına neden olur ve elektrik potansiyelinin etkisini baskılar. Böylece, hücre içi negatiflik Cl- ile artarak uyarılma (depolarize olma) daha da zorlaşır. Buna hiperpolarizasyon denir.

Sodyum (Na+) kanalları
Sodyum kanalları hücre ve akson zarı üzerinde her bölgede aynı yoğunlukta bulunmaz. Aksonun Ranvier boğumu denen kısımlarında µm2’de 103-104 Na+ kanalı bulunurken, aradaki kısımlarda µm2’de 25 kadar Na+ kanalı bulunur. Tipik bir sinir hücresinde, hücre dışında Na+ yoğunluğu 145 mmol/L ve hücre içi K+ yoğunluğu 10 mmol/L’dir. Bu yüksek fark, aktif olarak enerjiye bağlı çalışan sodyum-potasyum pompası tarafından sağlanır. Hücre içinde Na+ varlığında enerji kaynağı olan ATP’in (adenozin tri fosfat) yıkılması ile açığa çıkan enerji kullanılarak, içerideki Na+ dışarıdaki K+ ile yer değiştirir. Bu yer değiştirme Na+ ve K+ kendilerinin daha yoğun bulunduğu yere doğru, enerji harcanarak pompalanır. Beynin kullandığı enerjinin %70’i, iyon değişimini düzenleyen sodyum-potasyum-ATPaz pompası tarafından kullanılır. Kalsiyum pompası da benzer şekilde çalışır. Ca+2 iyonu hücre dışına çıkararak, içerideki Ca+2 seviyesini hücre dışının 10 binde birine indirir.


Eğer zar, Na+’dan 20 kat daha fazla K+ geçirgen olursa (b=0.05) zar potansiyeli –61 mV olarak hesaplanır. Dinlenme halindeki zar K+ iyonuna karşı Na+’a göre daha geçirgendir. Eğer, zar K+’dan 10 kat daha fazla Na+ geçirgenliği gösterirse (b=10) Em +51 mV olarak çıkar. Bu değer bir zarda sinir uyarımının (aksiyon potansiyeli) oluşma eşik değeridir. Son olarak, eğer Na+ geçirgenliği istirahat seviyesine dönerse, bu durumda K+ geçirgenliği istirahatta 5 kat fazla olduğundan (b=0.01) Em –78 mV olarak bulunur.


Günümüzde tek tek Na+ ve K kanallarını zardan ayrıştırmak, mümkün olmuştur. Sinir iletisi sırasındaki rollerini, geliştirilen voltaj-klamp tekniği tam olarak ortaya koymuştur. İzole edilmiş Na+ akım aktivitesi hızlıdır ve 1 msan’den daha kısa sürede sıfır mV’tan tepe noktasına yükselir ve sonra sıfıra doğru azalır. Na+ akımı farklı yöntemlerle ölçülebilir. Klasik Ohm kanunu denklemi I=G.V kullanarak (I; akım, G; kondüktans) akım ve kondüktansı hesaplayabiliriz. Kondüktans, elektrik yükünün bir noktadan başka bir noktaya gidebilmesinin ölçüsüdür. Kondüktans, elektrik yükü taşıyan parçacıkların sayısına bağlıdır. Direnç, hareket sırasında elektrik akımına karşı oluşan güçtür, R ile gösterilir ve birimi Ohm’dur (). Direnç, kondüktansla ters orantılıdır: R=1/G.


Tipik istirahat (uyarılmamış) zar potansiyeli birkaç açık Na+ kanalına bağlı olarak –60 ile -80 mV arasındadır. Zar uyarıldığında, kısa bir gecikmeden sonra sinir uyarısı oluşur. Bu gecikme zamanı, sinir uyarımı için yeterli Na+ kanalının açılması ve K+ kanalını kapatma için harcanır. Daha büyük potansiyelli uyarımlarda daha çok Na+ kanalı devreye girer (GNa). Daha büyük GNa ve daha hızlı uyarılma bir arada olduğunda, sinir iletisi oluşum süresi daha da kısalır. Sinirsel uyarının ortaya çıkışıyla Na+ kanalları uyarılmakla birlikte, devam eden sinir iletisi Na+ kanallarını devreden çıkarmaya doğru gider. Bu devreden çıkma, sinir iletisinin sönümlenmesi (repolarizasyon) için önemlidir. Sinir iletiminin üst noktasında Na+ akımı en üst seviyededir.


Na+ kanallarının devreden çıkması ve K+ kanallarının çalışmaya başlaması ile hızla zarın sinir ileti potansiyeli sönümlenir (aksiyon potansiyeli repolarize olur). Sönme sonrası, Na+ kanallarının devre dışı olması yavaşça olur. K+ kanalları ise Na+ kanallarına göre daha da yavaş kapanır. Sinir uyarımı esnasında Na+ kanallarının %80-90’i hızlı bir Na+ geçişine izin verir ve ardından iyon geçirmez olur. Bu sırada, ikinci bir sinir uyarımı meydana getirilemez ve sinir hücresi uyarıya direnç göstererek yanıt vermez. Açık Na+ kanalları sayısı, K+’un dışa akımının üstesinden gelecek yeterli Na+ akımı sağlayamaz. Bu dönem “kesin dirençli” dönem olarak adlandırılır. Bu uyarılamaz sürenin ne kadar süreceği Na+ kanallarının devre dışından çıkma süresine bağlıdır. Bunun ardından “nispi dirençli” dönem gelir. Bu dönemde yeni bir sinir uyarısı oluşabilir, ancak büyük bir eşik uyarımı gerektirir.


Eğer zar, Na+'dan 20 kat daha fazla K+ geçirgen olursa (b=0.05) zar potansiyeli -61 mV olarak hesaplanır. Dinlenme halindeki zar K+ karşı Na+'a göre daha geçirgendir. Eğer, zar K+'dan 10 kat daha fazla Na+ geçirgenliği gösterirse (b=10) Em +51 mV olarak çıkar. Bu değer bir zarda sinir uyarımının (aksiyon potansiyeli) oluşma eşik değeridir. Son olarak, eğer Na+ geçirgenliği istirahat seviyesine dönerse, bu durumda K+ geçirgenliği istirahatta 5 kat fazla olduğundan (b=0.01) Em -78 mV olarak bulunur.

Günümüzde tek tek Na+ ve K kanallarını zardan ayrıştırmak etmek mümkün olmuştur. Sinir iletisi sırasındaki rollerini, geliştirilen voltaj-klamp tekniği tam olarak ortaya koymuştur. İzole edilmiş Na+ akım aktivitesi hızlıdır ve 1 msan'den daha kısa sürede sıfır mV'dan tepe noktasına yükselir ve sonra sıfıra doğru azalır. Na+ akımı farklı yöntemlerle ölçülebilir. Klasik Ohm kanununu denklemi olan I=G.V kullanarak (I; akım, G; kondüktans) akım ve konduktansı hesaplayabiliriz. Konduktans, elektrik yükün bir noktadan başka bir noktaya gidebilmesinin ölçüsüdür. Konduktans, elektrik yükü taşıyan parçacıkların sayısına bağlıdır. Direnç, hareket sırasında elektrik akımına karşı oluşan güçtür, R ile gösterilir ve birimi Ohm () dur. Direnç, kondüktansla ters orantılıdır: R=1/G.

Tipik istirahat (uyarılmamış) zar potansiyeli bir kaç açık Na+ kanalına bağlı olarak -60 veya -80 mV arasındadır. Zar uyarıldığında, kısa bir gecikmeden sonra sinir uyarısı oluşur. Bu gecikme zamanı, sinir uyarımı için yeterli Na+ kanalının açılması ve K+ kanalını kapatma için harcanır. Daha büyük potansiyelli uyarımlar daha çok Na+ kanalını devreye girer (GNa). Daha büyük GNa ve daha hızlı uyarılma bir arada olduğunda sinir iletisi oluşum süresi daha da kısalır. Sinirsel uyarının ortaya çıkışıyla Na+ kanalları uyarılmakla birlikte, devam eden sinir iletisi Na+ kanallarını devreden çıkarmaya doğru gider. Bu devreden çıkma sinir iletisinin sönümlenmesi (repolarizasyon) için önemlidir. Sinir iletiminin üst noktasında Na+ akımı en üst seviyededir.

Na+ kanallarının devreden çıkması ve K+ kanallarının çalışmaya başlaması ile hızla zarın sinir iletisi potansiyeli sönümlenir (aksiyon potansiyeli repolarize olur). Sönme sonrası, Na+ kanallarının devre dışı olması yavaşça olur. K+ kanalları ise Na+ kanallarına göre daha da yavaş kapanır. Sinir uyarımı esnasında Na+ kanallarının %80-90'i hızlı bir Na+ geçişine izin verir ve ardından iyon geçirmez olurlar. Bu zaman esnasında ikinci bir sinir uyarımı meydana getirilemez ve sinir hücresi uyarıya direnç göstererek yanıt vermez. Açık Na+ kanalları sayısı, K+'un dışa akımının üstesinden gelecek yeterli Na+ akımı sağlayamazlar. Bu dönem "kesin dirençli" dönem olarak adlandırılır. Bu uyarılamaz sürenin ne kadar süreceği Na+ kanallarının devre dışından çıkma süresine bağlıdır. Bunun ardından "nispi dirençli" dönem gelir. Bu dönemde yeni bir sinir uyarısı oluşabilir ancak büyük bir eşik uyarımı gerektirir.

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
znalan  - Beyinde Elektriksel Aktivite   |Registered |31-07-2009
Sn.Dr.Sultan TARLACI,
"Beyinde Elektriksel Aktivite" başlıklı makalenizi okudum sanki kendimi buldum nedendi? tabiiki biz ms hastaları için beyindeki aksiyon potansiyelinin bulunuşu ve siz sinir bilim doktorlarımız ve sizin gibi kendini insanlığa adamış bilim adamlarına hep dualar ediyorum ve iyi ki varsınız arkamızdasınız, sağlıklı günler dileklerimle. Nalan ANGAN

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından