Günün Özü!
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedi-kodu: Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben. ÖH |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Yanıtsız bir mektup: Bilinç üzerine düşünceler! |
|
|
| Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||
| Çarşamba, 10 Aralık 2008 15:23 | |||||
|
Merhabalar Sayın Prof. Dr. X
İnternette Türkçe "Bilinç" konusunda makale ararken sizin "BİLİNÇ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER" adlı yazınız dikkatimi çekti. Son 5 yıldır zihin felsefesi, kuantum mekaniğinin beyindeki yeri ve de özellikle "Bilinç" üzerine yoğunlaştırdığımdan ve sizi de daha önceden değişik yazılarınızdan tanıdığımdan makalenizi okudum. Okurken aldığım nacizane notları ekte gönderiyorum. Eleştrileri hoş karşılayacağınızı umuyorum.
Öncelikle anladığım kadarıyla, şimdiye kadar bir çok bilim insanının deneyip de tamamlayamadığı bir "BİLİNÇ MODELİ" oluşturmaya çalışmışsınız. Ama, 300-400 yıldır olan ve beklenen bir sonla makaleniz bitmiş: "Geliştirmeye çabaladığım bilinç modeli içinde bir çok belirsizlikler ve boşluklar taşıyor. Yazımın başında sözünü ettiğim kaygılarla yürüdüğüm yolda, bu model, gelecekteki olası düzeltmelerle daha ayrıntılı işlenmeyi bekliyor".
Öcelikle, oluşturulacak bilinç modeli, bugün eldeki bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, fizikte oluşturulmaya çalışılan-ve ütopik olduğunu düşündüğüm- "Herşeyin Teorisine" benzer bir şey olmalıdır. Bunu yazarken de aslında sizin makale başında bahsettiğiniz, "Bilinç araştırmalarında, bilinci anlama, yorumlama, sorgulama çabalarında taşınan kaygılar açısından, farklı yönelimleri belli bir sözlükle aşağıdaki gibi saptayabiliriz" diyerek tanımladığınız, 9 özet ama aslında her biri başlı başına ayrı bir konu olabilecek ana hatları düşünüyorum. Bu ana hatlara aslında "kuantum fiziğin içine sokulan bilincin etkisi, gözlemcinin rolüde" eklenebilir diye düşünüyorum. Bilincin bir tek DOĞRU bilimsel açıklaması olabileceğine katılıyorum ama bu tek açıklama sanırım herkesi memnun etmeyecektir. Açıklama doğru olsa da GERÇEK olabileceğini sanmıyorum. Bilinç Modelinin Dayandığı İnsan Anlayışının Temel Özellikleri alt başlığı altında bahsettiğiniz 10 kavram ve kavram çitfinin tamamını bilincin özellikleri olarak değerlendirmek bana epey zor geldi doğrusu. Bazılarının bilinç ile ilişkisini kurmakta zorlandım. Bunun aynında "Beden, bilincin komşusudur" düşüncesini, bilinç-beden sorunu olarak ele alınan dönemden kalma (daha doğru ifade ile zihin-beden) olarak düşünüyorum ve "Beyin, bilincin komşusudur" demek, ifadeyi "beyin-bilinç" sorunu haline getirmek için daha doğru olacaktır. Genellikle yazıda, sürekli beden-bilinç karşılığı yerine beyin-bilinç daha uygun olacaktır diye düşünüyorum. Yine "komşuluk" kavramı da akla ikicilik düşüncesini çağrıştırıyor. Bir arada=yakın=komşu, ama iç içe değil gibi bir izlenim aldım. Bilinç beyinle komşu mudur yoksa onla iç içe midir? Benlik ve bilinç ilişkisi gerçekten de güzel ifade etmişsiniz. Bu konudaki fikrinize katılıyorum. "Yaşantılar zamansal (temporal)dır" derken, yaşantı ile oluşan bellek tiplerinin bilince katkısı elbette yadsınamaz. Belleksiz bir bilinç anlaşılamaz da. Qualia (Her yaşantının salt yaşayan bilincin bilebileceği bir bileşeni) aslında bilinçlı deneyimin kanımca en önemli bileşenlerindendir. Bunun yanında, sanki bazı yerlerde bilinç altından bahsettiğinizi sezinledim (Belli bir bilinç açısından yaşantılar, yaşanan ya da yaşanmayan yaşantılar olarak ikiye ayrılabilir. Yaşanmayan yaşantılar, bilince ulaştığı halde bilincin farketmediği yaşantılardır. (Belli dalga boyunun altındaki ışık ışınlarını göremesek de bilinçte yerlerini alırlar, beden-bilinç bütünlüğüne etkileri olabilir!)) ama bunu neden açıkça ifade etmediğinizi anlamadım. Bildiğiniz gibi, "Halk psikolojisi" (folk psychology) P&P Churchland'ların Nörofelsefe kitabında da eleştrilir. Eleyici materyalizmi daha değerli bulurlar. "Bilinç Düzenini Anlamaya Doğru" kısmı gerçekten çok hoş geldi ve bence mükemmel. "Üzerinde çalışılmamış, bilincin işleyip öğrenmediği yaşantıya ham yaşantı (Erlebnis) öğrenilen yaşantıya da deneyim (Erfahrung) diyebiliriz" ifadesi için dikkatimi çeken bilincin işleyip öğrenemediği yaşantı olup olamayacağıdır. Bilincin işlediği her yaşantı artık deneyim haline gelir, deneyimler tekrarlandıkça artık bilinç devrede olmadan da yapıabilirler (araba sürmek gibi. İlk sürüşte ciddi şekilde bilinçli ve dikkatli haldeyken, zamanla otomatik hale geliriz.) "Bilincin, yönelme, tutma, yerleştirme, düzenleme işlevlerinin yanında türetme işlevinden de söz edebiliriz" derken bahsettiğiniz bütün bu özelliklerin belleğin özellikleri olduğunu sisinir sistemi bilgileri ile söyleyebiliriz. Yönelme-tutma-çağırma-yerleştirme-birleştirme tam olarak bilincin değil kanımca belleğin temel özellikleridir. Bu da bellekle bilincin ne kadar sıkı şekilde iç içe olduğunu ve tek başına sadece felsefik bir teorinin bilinci açıklamada yetersiz olduğu fikrini bana bir daha hatırlatmaktadır. Sinirbilimlerinin, bilişsel bilimlerin katkısının olmadığı bir "BİLİNÇ MODELİ" sanırım hiç bir zaman tam olamayacaktır. Saygılarımı sunuyorum.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |


