May 19
Cumartesi

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 1179
Son Üye: mjafar12
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 0 kayıt
Bu ay: 3 kayıt

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Bilincin Evrimi Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Salı, 28 Ekim 2008 23:34
Harry Jerison’a göre, dilin iletişimsel işlevi dış dünya ya da gerçekler üstüne imgeler oluşturma sürecinin bir yan ürünü olarak ortaya çıktı. Kendi kendini değerlendirme, sorgulama ve imgeleme yeteneği dili oluşturdu. Başkalarının sözlerini duyarak onların bilincine ortak olundu. Böylece karmaşık toplumsal sorunlarla baş edebilmeye katkıda bulundu. İmgeleme çözümleyici olduğu kadar yaratıcı olan bir yetidir. Dil bu yönleriyle bilinç ile yakından ilişkili olmalıdır. Böylece bilinç karmaşık toplumsal çevrenin anlaşılması için ortaya çıkmış olabilir. Özellikle günlük yaşamdaki kestirilemezlik, belirsizlik, başkalarının davranışlarını yönlendirebilmek, yönlendirilmeden kaçınmak zihinsel gereksinim bilince olan ihtiyacı doğurmuştur. Yani, konuşmanın-dilin ortaya çıkışı iç gözlemin bir parçasıdır. Belki de bundan dolayı imgeleme farklıklarından, tek bir dil kökeni söz konusu değildir ve günümüzdeki diller tarihsel bağı olmayan çok sayıda farklı dilden türemiş görünmektedir.
Tablo. İnsanın Zihinsel Gelişim Aşamaları
İçsel Dünya: Bilişsellik
1.        Nasıl yapılacağı ve neye yarayacağı konusunda karar verme
2.       Nasıl yapılacağını öğrenme
Dışsal dünya: algılama ve hareket
3.       Var olan çevreye uyum
4.       Var olan çevreye katılan yeni bir şeyi fark etme
5.        Eski çevre yetersiz olduğunda yeni bir çevreyi fark etme
İçsel ve dışsal dünyanın birleştirilmesi
6.       Yeni durumların üstesinden gelme
7.        Planlama ve amaçlar için işlevsellik
8.       Dışsal deneyimle bilişsel işlevleri ayırabilme

Noam Chomsky’a göre, akılda kalıtımsal olarak bulunan bir dil kazanım aygıtı (language acquisition device) vardır. Bu olmasaydı çocuklar ebeveynlerinden öğrendikleri birkaç sözcükle o kadar çok ve karmaşık dil kurallarını öğrenemezlerdi. Geschwind’e göre ise dil yeteneğinin ortaya çıkması olasılıkla birden fazla duyunun beyinde bir araya getirilip karşılaştırılmasının (crossmodal matching) gelişimi ile ortaya çıkmıştır. Bir portakalı görür ve sonra ona dokunup anlam kazandırırız. Böylece beyin, bir duyusal girdiyi diğeriyle (görme > dokunma) karşılaştırır.

İnsan, aynı bedene sahip bir insansı olsaydı beyin kütlesi şimdikinin 1/3’ü kadar olacaktı. Ama öyle olmamış ve bedensel yapısına göre belirgin bir büyüme göstermiştir. Teknoloji, dil, toplumsal yetkinlik bu artışa katkıda bulunmuş olabilir ya da tersi. 1.2 milyon yıl süresince beyin hacmi %30 artış göstermiştir (900 ml’den 1100 ml’ye). Ancak, yine bu 1,2 milyon yıl süresince incelenen alet kalıntıları gelişimi-teknolojisi beyin büyümesine paralellik göstermemektedir. Hatta alet sayısında ve türünde duraklama olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bazı bilim insanlarına göre alet yapımı için çok küçük bir beyin dokusu yeterli olabilirken, basit bir sözü üretmek için oldukça büyük bir beyin dokusuna gerek duyulacağı belirtilmektedir. Bazılarınca ise dilin sadece evrimsel bir süreç olmadığı, beyin gelişimini de bizzat dilin kendi gelişiminin doğurduğu öne sürülmüştür.

Ayna Nöronlar ve Dilin Evrimi
1990’lı yıllarda Giacomo Rizzolatti ve çalışma arkadaşlarınca, maymun beyninde bir dizi sinir hücresinin, basit amaca yönelik hareket sırasında çalıştığı tespit edildi. Bu hücrelerin, dikkati çeken bir özelliği de başkaları benzer hareketi yaptığı görüldüğü esnada da çalışıyor olmalarıydı. Bu sinir hücreleri, gözlemcinin beyninde başka birinin yaptığı hareketleri doğrudan yansıttığından “ayna sinir hücreleri” olarak adlandırıldılar. Bu hücreler, özel hareketler için geçicileri ya da kalıpları kodlarlar. Hareketlerde olduğu gibi, insanlar duyguları birçok yolla anlarlar. Başka birisinin duygulanımını gözlemek, bilişsel ve duyusal girdi sağlar. “Senin ağrını anlayabiliyorum, hissediyorum” ifadesi buradan çıkan bir empatidir. Ayna nöronlar, gözleyen ve gözlenen kişide aynı sinir hücrelerinin devreye girebilmesini sağlayarak, karşıdakinin ne hissettiği hakkında doğrudan bilgi saplar. Yani ayna sinir hücreleri empati sağlayarak diğerlerinin ne hissettiğini anlatır. Bu sistemin yokluğu empati eksikliğine veya otizm gibi hastalıklara neden olur.
Tablo. İnsanda sembolik dilin gelişim aşamaları[1]
6-7 milyon yıl önce
Ön insansılar
Basit el hareketleri, tehlike-alarm sesleri, duygulanım
4-5 milyon yıl önce
Australopithecine
İki ayak üzerine yürüme ile daha karmaşık el hareketlerinin ortaya çıkışı. Karmaşık jest-mimikler
1-2 milyon yıl önce
Homo habilis ve Homo erektus
El hareketleri tam olarak sözdizimsel hale geldi. Ses çıkarmalar beyin büyüklüğü artışı ile sembolik olmaya başladı
100,000 yıl önce
Homo sapiens
Artık tam olarak dil kullanılmaya başlanmıştır. Jest ve mimikler ikinci plana kayarlar.
[1]Corballis M. The gestural origins of  language. American Scientist 1999;87:138-145.

İnsanlarda ayna hücreleri, konuşma çıktısını sağlayan (düşünceleri sese çeviren beyin bölgesi) Broca alanında bulunur. Bazı bilim insanlarına göre, insanın evrimsel olarak dilsel haberleşmesi yüz ve el mimikleri ile başlar. Bu aşamada ayna hücreleri dilin evrimsel gelişiminde önemli bir rol almış olabilir. Yine ayna mekanizmalar iletişimdeki iki soruyu çözer: denklik ve doğrudan ifade. Denklik, gönderici ve alıcı için aynı olan mesaj içeriğindeki anlamı ifade eder. Doğrudan iletişim ise, kişiler arası önceden ortak bir anlamı olmayan ifadeleri anlatır. Ayna nöronları, toplumdaki bireylerin beyinlerini bir birine bağlar ve toplumsal beyin olmasını sağlar. Rizzolatti’nin deyimi ile “ayna sinir hücreleri insanları yıldızlara uzandırırken, maymunları ancak fıstıklara uzandırır.”

Bilincin Evrimsel Gelişimi
Bazı bilim insanlarınca bilincin, akıllarımızı diğer insanların akılları için birer model olarak kullanabilmemizi ve onların davranışlarını önceden tahmin etmeyi sağlamak amacıyla ortaya çıktığı öne sürülür. Yani, diğer insanların da bizim gibi düşündüklerini düşünme yoluyla ortaya çıkar. Roger Penrose, evrimsel açıdan bilincin kendini başka birinin yerine koymayla (avcı, kendini, avının yerine koyarak, onun nasıl davranacağını tahmin ederek üstünlük sağlar) ortaya çıkamayacağını belirterek; “Bir sistem, kendi içinde bir şeyin modeline sahip olursa bu şekilde bilincine “varabilir” ve kendinin bir modeline kendi içinde sahip olursa, ‘kendi kendinin bilincinde olabilir’. Bir video kamera, kaydettiği sahnelerin bilincinde olamaz; aynaya yöneltilmiş bir video kamera, kendi varlığının bilincinde olamaz” der.

Konuşma yeteneği hayvanlarla bizim aramızdaki en önemli farkı oluşturmakla birlikte, akıl ve bilinç sahibi olmak için mutlak gerekli midir? Dil olmadan düşüncenin varlığı mümkün değildir. Dil, anlamlar içerir ve düşünme süreçlerimiz bu anlamlar üzerinden olur. Önce hissettiklerimizi anlatırız, sonra dil ile başkalarının farkındalıklarını öğreniriz, onlara düşünce ve duygularımızı anlatırız. Dolayısıyla dilin yokluğu, gerçekte farkındalıklarını imkânsız hale getirir. Bilinçte öncelikle kendi farkındalığımız vardır ve kendimizin farkında oluruz. Daha sonra başkalarının farkındalığı olduğunu anlarız (bilinçte ikileşme/double consciousness). Böylece, diğer düşünceler bizi oluşturur.

Ancak, kendimizin farkında olmamız kadar kolay bir açıklama getirilebilir mi? Roger Penrose göre “Bir sistem, kendi içinde bir şeyin modeline sahip olursa bu şeyin ‘bilincine’ varabilir ve kendinin bir modeline kendi içinde sahip olursa, ‘kendi kendinin bilincinde olabilir’. ...bir video kamera, kaydettiği sahnelerin bilincinde olamaz; bir aynaya yöneltilmiş bir video kamera, kendi varlığının bilincinde olamaz” diyerek kendi kendinin farkında olmanın bilinç gelişimi için yeterli olamayacağını öne sürer.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
nbencan  - Bilinç ve video kamera   |46.196.93.xxx |19-06-2011
Penrose'a saygısızlık etmeden, beyinle ilgili konularda hep "yetersiz karmaşıklık" yanılgısına düşüldüğünü belirtmek istiyorum. Aynaya yönelmiş bir video kamera, özel koşullarda kendi kendisinin farkında olabilir. Eğer videoya;
1- Kaydettiği görüntüleri sınıflandırma ve saklama modülü eklersek
2- Sınıflandırılmış kayıtlarla belirli değerlere göre benzeşen yeni görüntüler yakalandığında, onları hafızadan geri çağıracak bir modül eklersek
3- Bu eşleşmeler konusunda karar alacak bir modül eklersek
4- Yeni yakalanan görüntünün benzerlik değerini artırma ihtiyacı olup olmadığına karar verecek bir "temel ihtiyaçlar ve istekler" modülü eklersek
5- Aynı amaca hizmet edecek bir "anlık ihtiyaçlar ve istekler modülü" eklersek
6- Benzerlik değerini artırmak üzere videonun görüntüdeki objeye yaklaşmasını veya fokuslama değerini artırmasını sağlayacak bir modül ve donanım eklersek
7- Bütün bu işlerin sonucunu video için anlamlı bir ceza veya ödül haline getirecek bir modül eklersek
8- Ceza veya ödülün anlamlı olabilmesi için zorunlu olan, bir "ego" modülü eklersek(Yapay Zeka çalışmalarında ego, ayrıca mekan ve zaman değerlendirmesi için de zorunlu bir ihtiyaçtır)

9- Birçok başka videoyu izlemesini ve onları uygun şekilde sınıflandırması için imkan sağlarsak, aynı imkanı aynalar için de sağlarsak
10- Videonun hareketi ile bu hareketi yöneten modül arasında gerekli geri besleme devrelerini doğru olarak kurgularsak

İşte en az bu koşullarda, Video aynada kendisinin görüntüsüne ulaştığında bir tekrar süresi sonunda bu videonun kendisi olduğunun farkına varabilecektir.

Beyni değerlendirirken, yukarıdaki koşullardan çok daha fazlasının, pek çok daha fazlasının bir arada bulunduğunu, makro yapılar düzeyinde özel bir karmaşıklık düzeyinin söz konusu olduğunu unutmamamız gerekir. Hatta bir karıncanın baş sinir düğümünde bile. Kaldı ki benim bu yorumum, mekanistik bir yorumdan ibarettir. İşin içine hücre düzeyinde, proteinler ve enzimler düzeyinde, atomlar düzeyinde karmaşıklıkları soktuğumuzda, Video örneği gibi örneklerin ne kadar cılız kaldıklarını daha iyi görebiliriz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından