Günün Özü!
Ateşböceğinin ürettiği ışık, yavaş yavaş meydana gelen oksitlenme sonucu kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesidir. Çıkan ışık tamamen soğuktur. Isı kaybı yoktur. Bu reaksiyonlardaki kimyasal enerjiden ışık-foton oluşturulur. Bu tepkimenin kuantum verimi hem doğada hem de insan yapımı yapay durumlardan çok üstündür. Kuantum verimi % 88 olarak hesaplanmıştır. |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Bilinç Eksenleri |
|
|
| Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||||||||||||||||||
| Salı, 28 Ekim 2008 23:41 | |||||||||||||||||||||
“Nasıl ki sen de yenilendiğin her an içinde mazideki BEN’liğin aynısın...” Bilinç, dünyanın sadece küçük bir parçasına odaklanmasına karşın, her şeye hâkim olduğu duygusunu verir. Bilinç üzerinde her biri değişik bağlamda, değişik gerekçelerle ortaya konmuş, birçok bilinç “konumu” yaratılmıştır: bilinçaltı, bilinçdışı, önbilinç, örtük bilinç, öznel bilinç, kendilik bilinci, sınırlı-dar bilinç, sınırsız bilinç, bilinç alanı, bilinç içeriği, ortak bilinç... Bütün bu kavramlar bilinç ekseninde değişik bölgelerde bulunurlar. Zihnin topografik modeli bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışını içerirken, yapısal modeli benlik, altbenlik ve üstbenliği içerir. Ancak bazı kavramlar ciddi şekilde (özelikle çeviriler esnasında) bir birine karıştırılmıştır. Bu çeviri yanlışlarından nasibini ilk olarak Freud almıştır. Freud’un kişilik teorisinde hemen herkesin bildiği üç temel kavram vardır: id, ego ve superego. Fakat bu terimler Freud’un düşüncelerini tam olarak yansıtmazlar. Bunlar aslında Freud’un Almanca terimlerinin Latince karşılıklarıdır:
Freud, Ich (ben) kavramını kullanmakla kişisel bir şeyi betimlemek ve “ben” kavramına yabancı olan, farklı bir şeyi işaret eden Es (O) kavramından belirgin bir şekilde ayırmak istemiştir. Bu kişi zamirlerinin Almancadan tercüme edilirken İngilizce karşılıklarından ziyade Latince karşılıklarına tercüme edilmesi, onların herhangi bir şekilde çağrışım uyandırmayan, soğuk terimler haline dönüşmesine neden olmuştur. Kendi Bilinci Hegel’de kendi bilinci (selbstbewutsein), bilmenin öteki yanı ile bilincin bir dış nesneyi kavramaya yönelik yanını bir araya getirir. Bu iki boyutun birliği akıldır: “Bilincin içinde taşıdığı gerçek, kendinin bilincidir ve bu sonraki bilinç, öncekilerin temelidir; öyle ki, var oluşta, bir öteki nesneye ilişkin her bilinç, bir kendinin bilincidir; ben, nesneyi kendi nesnem olarak bilirim, dolayısıyla, onda kendimi tanıyıp bilirim.” Kant’ta kendi bilincin özdeşliğinin, değişik zamanlarda yalnızca düşüncelerin, bunların arasındaki tutarlılığın biçimsel koşulu olduğunu belirterek, hiçbir zaman öznelliğimizin özdeşliği ile bir bağlantı olmadığını öne sürer. Bu edimin son çözümlemede “tamalgı” ile özdeş olduğunu öne sürmüştür. Jung’a göre ise kendilik bilinci ya da benlik bilinci, evrimin gecikmeli bir keşfidir. Bunun ilkel şekli, yalın bir “küme bilinci”dir. İçinde bireylerin hiçbir değişiklik göstermedikleri küme bilinci, bilincin en alt basamağı değildir. Bu zaman içinde kayboldu ve bireysel bilinç, başkasının bilincinin farklı oluşu nedeni ile ortaya çıktı. Bireysel bilinç, bilinçaltı uçurumları ile sarılıdır ve bilinçte sürekli değişikliklere neden olur. Kelime kargaşası… Bugün de bilinçaltı, bilinçdışı konusunda bir karmaşa vardır. Bazları unconsciousness’u bilinçaltı, bilinçdışı olarak Türkçeye çevirir. Oysa kelime anlamı “bilinç kaybı” ya da “bilinçsizlik” olarak çevrilebilir. Yani çevresel uyaranlara herhangi bir yanıt verilemez. Ancak Freudian psikoanalitik teorideki unconsciousness daha farklı bir anlama gelir: uyanık kişinin farkında olmadığı zihinsel işlevler. Bazı kaynaklarda subconsciousness’in karşılığı olarak bilinçaltı kullanılmaktadır ve bilincin en derin kısmı olarak ele alınır. Bu ifadenin içerdiği işlev, psikoterapide daha çok kullanılan “farkında olmadan işlenen bilgi, ancak bilinçli davranışları etkiler” olarak anlatılır. Bu yönü ile Freudian unconsciousness’a benzer. Birde buna bilişsel psikoloji ile non-consciousness (bilinç dışılık) eklenmiştir.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |

