May 19
Cumartesi

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 1179
Son Üye: mjafar12
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 0 kayıt
Bu ay: 3 kayıt

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Bilinçalti-Bilinçdışı Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Salı, 28 Ekim 2008 23:42
Öznenin bilincinde olmadığı, ama davranışını etkileyen bir ruhsal duruma bilinçaltı denir. Ya da bilinçten kaçan ruhsal olguların tümü olarak tanımlanır. Bilinçli olarak saniyede en fazla 40 bit’lik bilgiyi algılarız, geri kalanı çok daha fazladır ve bilinçaltına gider. Giden bu bilgiler, bilince emir olarak değil de fısıldama olarak yansır. Ayrıca, bilinçaltı kişilerarası ilişkiye de ciddi şekilde burnunu sokar.

Bilinçaltının etkisine yönelik düşünceler Platon’a kadar uzanmasına karşın, bu konudaki son düşünceler 17.yy’da olgunlaşmaya başlamıştır. Schopenhauer, bilinçaltı diye bir kavramdan ilk söz eden kişidir. Bilinçaltına gitmeksizin “bilincin bilinç olarak” anlaşılamayacağı sonucuna varmıştır. Daha sonra bu düşünceden esinlenen Freud, bilincin çoğu durumda eylemlerin ana kaynağı olamayacağını ve çoğu davranışta bilinçaltının etkisi olduğunu öne sürmüştür.

Wilhelm Leibniz (1646-1716), tüm gerçekliğin bireysel elementleri olarak düşündüğü monadlar fiziksel olmayan atomlardı ve maddesel değillerdi. Monadlar genel olarak algıya benzetilebilirler ve bilinçaltı ile aynı türdendirler. Ruhsal ve zihinsel olayların anlaşırlılık veya bilinç dereceleri bakımından farklı olduklarına, tamamen bilinçaltı olandan en açık veya kesinlikle bilinçli olana dek sıralandığına inanmıştı. Bu nedenle bilincin daha küçük dereceleri minyon algılar, bunların bilinçli gerçeklenmesini tamalgı olarak adlandırdı.

Johann Herbert (1776-1841) bilinçaltı görüşüne eşik kavramını getirdi. Eşiğin altındaki fikirler bilinçaltıdır. Bir fikir bilinç seviyesine yükseldiğinde, tamalgı oluşur. Herbert bunun da ötesine geçerek, bir fikrin bilince yükselebilmesi için daha önceden bilinçte var olan fikirlerle uyuşabilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Bununla uyum içinde olmayan fikirler, aynı zamanda bilinçte barınamazlar. Bilinçaltına itilirler ve bastırılmış fikirleri oluştururlar.

Yukarıdan da anlaşılacağı üzere, bilinçaltı kavramı Freudçu bir buluş değildir ama bu kavrama önemini Freud kazandırmıştır. Freud ilk dönemde, ruhsal yapıyı üç sisteme ayırıyordu: bilinçdışı (altı), önbilinç ve bilinç. Soyut bir ayrım olan bu şemanın, anatomik yapı ile hiçbir ilişkisi yoktu. Ancak bu ifade bugün için tartışılabilir. Bilinçaltı limbik sistem anatomisine, bilinç beyin kabuğu ve talamus bağlantısına ve superego da önbeyin bölgesine yerleştirilebilir. Freud’a göre insanlık tarihinde, insan ego’suna yönelik üç ayrı şok olmuştur: ilki evrenin merkezinde olmadığımız, ikincisi evrim teorisi ve üçüncüsü de farkında olmadığımız bilinçaltı güçler tarafından kontrol edilmemizdir.


Freud, buzdağından oluşan kişiliğin görünen küçük kısmına bilinç adını verir ve önemsizdir. Bu tüm kişiliğin görünen ama yüzeysel kısmını oluşturur. Geniş ve güçlü bilinçaltı (unconscious) tüm insan davranışlarının altındaki dürtüsel güçleri ve içgüdüleri kapsar. Freud bütün bunlara bir de bilinçöncesi (preconscious, foreconscious) kavramını ekler. Bilinçaltı ile bilinçöncesi arasında yer alır. Bilinçaltından farklı olarak, bilinçöncesi aktif olarak bastırılmamıştır ve kolaylıkla bilince ulaşır, tüm belleği içerir ve tam bilincin kıyısındadır. Ancak buradaki bellek bilinçli değildir ve kişi istediğinde ona ulaşamaz. Freud’dan daha önce bilinçaltı kavramına karşılık gelen “id” kişiliğin en ilkel ve en az ulaşılabilir bölümüdür. İd’in güçlü etkileri arasında saldırganlık ve cinsellik içgüdüleri vardır. İd’de iyi, kötü ve ahlak kavramları yoktur. İd nesnel gerçekliğin şartlarını göz önüne almaksızın çabuk doyum arar. Doyum arama çabasından doğan gerilimin azaltılması ile ilgilenen id Freud’un haz ilkesi dediği ilkeye göre işler. Libido da id içerisinde yer alır. İd ile dış dünya arasında arabulucu olarak görev yapan ego bu ilişkiyi kolaylaştırır. Ego, id’in denetimsiz ve ısrarlı tutkularının tersine, makul ve mantık ile kabul edilen anlamları temsil eder. İd gerçeklikten habersiz önüne geleni ister, ego gerçeklikten haberdardır ve çevreyi dikkate alarak id’i yönetir. Ego, id’den bağımsız olarak var olamaz, gerçekte gücünü id’den alır. Ego id’i engellemek için değil id’e yardım için vardır. Sürekli id’i doyuma ulaştırmak için çabalar. Buna en güzel benzetme at ve binici örneğidir. Ego binici ve at id’dir. Superego ise öğrenilen bir bölümdür. Bu ahlaki kısıtlamaların hepsini, mükemmelliği temsil eder. Superego id’le çatışma içindedir. Superego, ego’dan farklı olarak id’in doyumunu engellemeye çalışır.

Önbilinç, birtakım dirençler aracılığı ile bastırılmışın bilinç düzeyine çıkmasını etkin olarak engeller. Bilinçaltı, bir sürü istekle doludur. Freud’a göre, Bu sistemde ne yadsıma, ne kuşkulanma, ne de kesinlik bakımından derecelenme vardır. Önbilinç sistemi, bir doyumun ertelenmesini sağlayan ikincil süreçlere boyun eğer. Bilinçaltı, zaman akışıyla değişikliğe uğramaz ya da dış gerçeklik diye bir şey tanımaz. Zamanı ve dış gerçekliği işin içine sokan, bilinç-önbilinç sistemidir. Bilinçaltının yalnızca haz ilkesine – hemen doyuma ulaşma – boyun eğmesine karşın, önbilinç-bilinç sistemi, gerçeklik ilkesi ile belirginleşir. Bu sistemle bir dürtünün doyumu ertelenebilir ve dış gerçekliği göz önüne alarak doyumu yerine getirebilir.

Carl Jung (1875–1961), Freudian sistemin dışına çıkar ve kendi ekolunu yaratır. Bütüncük madde dışı yapı için psyche terimini kullanır. Jung psyche terimini üç seviyeden oluştuğu söylenen zihinle ilgili olarak kullanmıştır: bilinç, kişisel bilinçaltı ve kolektif bilinçaltı. Bilincin merkezinde, genellikle bizim kendimizi kavrayışımıza benzeyen, ego vardır. Bilinç, algıları ve anıları kapsar ve bizim çevremize uyum sağlayabilmemizi sağlar. Bilinçaltının yanında bilince ikinci derecede önem verir. Jung’a göre iki bilinçaltı seviyesi vardır. Bunlardan biri bilincin hemen altında bulunan ve bireye ait olan kişisel bilinçaltıdır (unsconscious). Kişisel bilinçaltı anılar, dürtüler, arzulardaki silik algılardan ve bireyin hayatında bastırılmış veya unutulmuş diğer deneyimlerden oluşur. Bu bölgedeki olaylar kolaylıkla bilince geri getirilebilirler. Kişisel bilinçaltındaki deneyimler gruplaşarak kompleksleri oluştururlar. Kişisel bilinçaltından daha aşağıda ve derinlerde ise kolektif bilinçaltı yer alır. Bu birey tarafından bilinmeyen, daha önceki tüm nesillerimizin evrimsel ve genetik birikimidir. Kişilikte en etkili güçtür.

Jung, kolektif bilinçaltındaki kalıtsal eğilimleri arşetipler ya da ilkörnekler olarak adlandırır. Arşetipler, benzer durumlarla karşılaşan ataları, benzer şekilde davranmaya hazırlayan zihinsel deneyimlerin daha önce var olan belirleyicileridir. Ortak sembollerimiz, ortak rüyalarımızın ve efsanelerimizin kaynağı olarak arşetipleri gösterir. Jung’un tanımladığı pek çok arşetip olmakla birlikte üçü daha baskın olarak karşımıza çıkar. 1.Persona: Kişiliğin en dıştaki tarafıdır. Başkaları ile ilişkiye geçtiğimizde giydiğimiz maskemizdir. Bu tiyatroda aldığımız role benzer. 2.Gölge arşetip: kişiliğimizin hayvan benzeri yanıdır. Ahlaksızlık, ihtiraslar ve hoş olmayan tüm arzuları içerir. 3.Benlik/kendilik (self, nefs): sistemdeki en önemli arşetiptir. Bilinçaltının tüm yönlerini dengeleyen ben, kişiliğin tüm yapısına birlik ve istikrar kazandırır. Kişinin tümünü temsil eden “Ben”dir.

Yakın zamanda bilişsel psikolojinin gelişimi ile bilinçaltı durumuna olan ilgi arttı. Ancak bu bilinçaltı Freud ve Jung’un bilinçaltından biraz farklı kabul edilmektedir. Bu bastırılmış bilinçaltı düşüncelerin içine atıldığı bir çöp sepeti değildir. Bu bilinçaltı kavrayışı duygusal olmaktan ziyade gerçekçidir ve insan bilişinin bir uyarana tepki verme etkinliğindeki ilk aşamasında yer alır. Öğrenme ve bilgi işleme sürecinde önemli bir süreç olarak kabul edilir. Bu bilinçaltını, Freud’un habersiz ve bastırılmış bilinçaltından ayırt etmek için bazılarınca “bilinçli olmayan – nonconsciouness” terimi önerilmiştir. Zihinsel süreçlerimizin pek çoğunun bu seviyede işlediğine inanılmaktadır. Bu aşamadaki bilgi işleme, bilinçli duruma göre daha hızlı ve daha verimlidir.

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından