May 19
Cumartesi

Günün Özü!

Bir atom çevresindeki elektron, çekirdeğine AŞK'la bağlanır ve asla ona ulaşamaz. Ama ona dokunamaz da... İstese de yapamaz. Yüzü hep çekirdeğe dönüktür... Döner durur etrafında... Işık hızının %80 ile.... Ama memnundur durumundan... Taki bir foton elektrona çarpıp, onu bir dış seviyeye gönderne kadar... Aşk'ından böylece biraz daha uzaklaşmış olur... :)

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 1179
Son Üye: mjafar12
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 0 kayıt
Bu ay: 3 kayıt

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Bilinç-Ben ve Uzay Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Salı, 28 Ekim 2008 23:44
Uzay kavramını tanımlama girişimi Sokrates öncesi felsefecilere kadar uzanır. Bu konuda ilk fikirler Zenon’la ortaya çıkar: “Uzay diye bir şey varsa nerede olabilir? Çünkü var olan bir şey bir yerdedir. Bu durumda belli bir uzayda bulunacak ve bu sonsuza kadar bu şekilde devam edecektir: öyleyse uzay diye bir şey yoktur” der. Platon felsefesinde uzay ayrıntılı olarak yer almaz. Platon’a göre uzay, ideaların imgeleri olan tüm duyulur nesnelerin içinde yer aldığını gördüğümüz bir ‘yatak’tan başka bir şey değildir.

Descartes’e göre, “Uzay ya da iç mekân ile bu uzayın içinde yer alan cismi ancak düşüncemizde birbirinden ayırt edebiliyoruz. Çünkü uzayı oluşturan uzunluk, genişlik ve derinlik olarak mekan, aynı zamanda cismi de oluşturur”. Buna karşılık, farklı olarak Newton uzay ile töz’ü birbirinden ayırır. Uzayı içinde yer alan olayların gerçekleştiği mutlak bir çerçeve olarak kabul eder. Leibniz ise uzayı mutlak bir gerçeklik olarak kabul etmez: “uzayı, tıpkı zaman gibi göreli bir şey sayıyorum, zaman nasıl art arda gelişin düzeniyse, uzay da yan yana bulunuşun düzenidir. Çünkü uzay, bir arada var olmaları bakımından, eşzamanlı olarak var olan şeylerin olabilir düzenidir ve onların var olma tarzına katılmaz”. Leibniz’e göre Tanrı tarafından yaratılmış duyulur uzam (extensio), yaratılmış olan gerçek anlamda uzaydan (spatium) ayırt etmek gerekir. Yani, uzayı tıpkı zaman gibi bir töz olarak kabul etmez.

Kant, Salt Aklın Eleştrisi’nde uzayı mutlak bir gerçeklik olarak görmez. Uzay algılama gücümüzün, dünyayı tasarımlayışımızın öznel koşullarının a priori (öncül) bir çerçevesidir. Uzay, fenomenlerin (görüngülerin) var olabilmesini sağlayan bir koşuldur: “Uzay, tüm dış sezgilere temel oluşturan zorunlu a priori bir tasarımdır. Uzayda, nesneler olmadığını düşünebildiğimiz halde, uzayın yokluğunu hiçbir zaman düşünemeyiz. Uzay görüngülere bağlı bir belirlenim olarak değil, görüngülerin var olabilirlik koşulu olarak düşünülür; yani uzay, dış görüngülere zorunlu biçimde temel oluşturan a priori bir tasarımdır.”

Kendi bilinci ya da benlik bilinci, birinin kendi zihinsel ve bedensel durumları (algılar, fikirler, niyetlenilen hareketler…) farkında olabilmesidir. Bedensel ve zihinsel durumların bir araya getirilmesi, temsil ve ilişkilendirme gerektirir. Bu birinci kişi bakış açısı (1-KBA) olarak adlandırılır. 1-KBA; kendi bedeninizin dışındaki uzay içinde kendini merkezleştirmedir. 1-KBA “minimal benlik” olarak göz önüne alınabilir. 1-KBA, kendi bedenimiz dışındaki uzayda öznel deneyimler yaşamamızı sağlar. Günlük kullandığımız dilde bunu “ben, benim” olarak ifade ederiz. Buna ilave olarak, 1-KBA çevre ile ilişkimizi (ör; uzaysal bilişsellik, hareket, sosyal etkileşim ve geleceği planlama) meydana getirir.

Diğer bir anahtar özellik ise, insan benlik bilinci sahiplenilen (algılar, kararlar…) ya da aracılık edilen (hareket sırası, düşünceler), inanılanları bir bütün, eşdurum halinde deneyimlerden oluşur. Bir bütün olarak bilincin tam bir parçasıdır.

Uzay ve 1-KBA
Uzaysal bir bakış açısı ile 1-KBA, öznel olarak kendi bedeni dışında bulunan çok boyutlu ve çoklu girdili deneyimsel bir uzayın merkezinde bulunur. Uzaysal konum olarak, 1-KBA üçüncü kişi bakış açısı (3-KBA)’nin karşısındadır. 3-KBA zihinsel durumunu başka birinin yerine koyma (Ahmet şunu düşünür, şunu işitir, Pınar şu an şunu hissediyor gibi) yani farz etmedir. Madde olarak ise, 3-KBA beyin ya da su banyosu içinde yüzen sinir hücreleri ağı ve destek hücrelerinden oluşur.



Uzaysal konumlandırma üzerinde yapılmış birçok çalışma vardır. İşlevsel beyin görüntüleme çalışmaları ile sağ aşağı duyusal beyin kabuğunun (inferior parietal) benmerkezci işlemler yapıldığında devreye girdiği görülmüştür. “Ben–hareketi” durumlarında iki yanlı, duyusal beyin kabuğunun iç kısmında (medial parietal) çalışma oluşur. Uzayı algılama ve değerlendirmede özellikle sağ beyin yarıküresi devreye girer. Sağ beyin yarıküresinde duyusal beyin kabuğu hasarlarında kendine (anazognozi) ve çevresindeki uzaya umursamazlık sıklıkla ortaya çıkar. Yine aynı bölge hasarlarında nesnelerin göreli uzaysal yerleşimi veya kişinin kendi bedenine göre diğer kişilerin konumlandırılmasında bozukluklar yaşanmaktadır.

Bu noktada, uzayda konumlamanın algısının bilişsel temsiliyeti ve uzayda hareketin görsel rehberliğiyle yapılan duyusal–hareketsel temsiliyeti arasında bir ayırım vardır: Bir kişi bir hareket yaparken gerekli bilgiyi görsel yolla alması zorunlu değildir. Bilişsel konumlandırma ile duyusal–hareketsel ilişkiler beyinde farklı ağlar oluştururlar.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından