Günün Özü!
| "...düşündüm ki yalnızlık.. yoktur. Yüreğin varsa, yalnız değilsin. Gönlün varsa.. seni yalnız bırakmaz.. hele aklın..? Aklın varsa zaten başına bela olur, istesen de yalnız kalamazsın.. istesen de." Yunus Emre, Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun yazdığı bir oyun |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Hayvan Bilinci |
|
|
| Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||
| Salı, 28 Ekim 2008 23:49 | |||||
|
Yunus için de arı için de mutluluk, var olmaktır.
İnsanoğlu içinse, yaşamı anlamak ve ona hayran kalmak. Jacques-Yves Cousteau Bu aşamada ahtapot, tatarcık ya da barsak kurtları gibi “geri” hayvanların bilinçleri olup olmadığını tartışmak verimsizdir. Ama bilinç sinir sisteminin karmaşıklık derecesi ile ilgili olabilir. İnsanda ne ile ilişkili olduğunu anladığımızda alt düzeydeki canlılara da sıra gelecek... F.Crick
Hayvanlarda bilinç olmadığını düşünenler fazladır. Bu düşünce yeni değildir. Psikolog Alfred Binet tek hücreli Micro’ların algılama ve nesneler arasındaki farklılıkları ayırt etme kabiliyetinde oldukları ve amaca yönelik davranışlar sergilediklerini, Organizmaların Ruhsal Yaşantıları (1889) yılında yayımlamıştı. 1908 yılında ise Francis Darwin bitkilerde bilincin olabileceğinden bahsetti. Yine Jacues Loeb (1859-1924) hayvanlarda da bir tür bilincin olabileceğini öne sürmüştü. 1911 yılına ise Hayvan Davranışı Dergisi (Journa of Animal Behaviour) yayınlanmaya başlandı. Günümüzde de benzer tartışmalar daha yoğun alarak devam etmektedir. Hatta hayvan zihni, bilinci ve algıları konusunda akademik dergiler (Animal Cognition, Springer) yayınlanmaktadır. Antropomorfik bakış, insanların günlük yaşamlarına egemen düşüncedir. Evcil hayvanlarımızla ilişkilerimizde onlara insan özellikleri olan duygu, amaç ve maksatlar yakıştırırız. Hayvanlara insansı özellikler atfetmekten kendimizi alamayız. Bu aslında sadece hayvanlarla sınırlı değildir ve diğer canlı şeylere de benzer özellikler yükleriz. Bazen, bitkilere, taşlara ve arabalara dahi insanoğlu yakıştırmalar yapar. Hayvanlarda bilinç olduğu düşüncesinin de bunlardan bir tanesi olduğu öne sürülür. Daha 1908 yılında Margaret Washburn, Hayvan Zihni adında bir kitap yazdı ve kitabında antropomorfizmden kaçamayacağımızı vurguladı: “Bizler kabul etmek zorunda bırakıldık ki, hayvan davranışının tüm ruhsal yorumlanmalarının, insan deneyimi üzerinde benzetme yaparak olması gerekir… Bakış açısı olarak ve bir hayvanın zihninde nelerin yer aldığı konusunda antopomorfik düşünmek zorunda bırakıldık.” Sinir sistemi tek hücrelilerde ve süngerlerde bulunmaz. İlk olarak, gevşek bir ağ şeklinde knidlilerde görülür. Knidliler, en ilkel hayvanlardır (türün yayılmasını sağlamak için iki evreden geçerler; sabit polip evresi ve serbest olan medüz evresi. Bu ikinci devrede ürerler. Selentereler, mercanlar da bu gruptandır). Bu canlılarda ritmik hareketleri sağlayan kaba hareket merkezleri ve dokunaçların tabanında da sinirsel bir halka bulunur. Sinir hücresi yapısı bütün canlı türlerinde aynıdır! Hacimsel ve birbiriyle etkileşim içinde bulunan sinir ağları şüphesiz büyük farklar gösterir. Bir iki sinir hücresi grubundan oluşan böcekler ve sümüklü böceklerin sinir sisteminden çok farklı bir beyin yapısına sahip olduğumuz kesindir. Biliyoruz ki beyinlerimizde bilinci doğuran merkezi bir nokta yoktur. Hayvanların hemen hepsinin eylemlerini bilinç kontrolü altında değil de içgüdüsel olarak yaptıklarını düşünürüz. Ancak, her şeye rağmen içgüdü insana ateşten sakınmayı öğretir. İnsanlar kadar hayvanlar da tecrübeden birçok şey öğrenir. Aynı olayların her zaman aynı nedenden kaynaklanacağı çıkarımını yaparlar. Hayvanların tüm amaca yönelik davranışları uyanıklık halinde oluşur: üreme, beslenme, avlanma… Bütün bu içgüdüsel davranışlar, hayvanların eylemlerinin genetik ve bedensel düzenlenişlerinden kaynaklanır. Kısaca hayvanlar birer makine ya da otomattır. Bakterilerin akılsız olduğu kesindir, muhtemelen bizden çok fazla genetik koda sahip amip ve aplasiaların da aklı yoktur. Büyük bir olasılıkla, çok sosyal yapılanma ve zekice davranışlar gösteren arıların da en ufak bir bilinci yoktur. Bilinçlilik durumunu hareketin başlangıcıyla ortaya çıkan bir sonuç olarak kabul edersek o zaman nedensellik ilkeleri uyarınca hayvanlarda da bulunmasını mantıklı kabul etmemiz gerekecektir. Yani, onlarda da bize benzer bir şey olabilir. Bu bizim tam olarak “yoğun bilinç” dediğimiz en üst düzey olmayabilir. Belki sadece düşük seviyelerde bir “bilinç” durumudur. Bunu bulmak için elimizde olan ya da izlenecek yöntemler elbette sınırlıdır.
Hayvanların bilinçli oldukları konusuna açıklık getirme önündeki en büyük engel, etkinliklerinde bizimkini andıran düşünsel bir bilinç olduğunu hayal etme alışkanlığımızdır. Bu hayalle birlikte, onların bizimki gibi bir bilinci ya da düşünsel süreçleri olduğunu kabul etmek daha başlangıçta yanlış yola girmek demektir. Dolayısıyla onlarda bilinci ararken neyi aradığımızı ve onu nasıl yorumlayacağımızı iyi düşünmemiz gerekir. Elbette, şempanzelerin beyninde bilinçli yapıyı oluşturacak mekanizma vardır. Sorulacak soru, bu mekanizmaların bu türden bir yararlanmaya (bilinç oluşumuna) izin verecek biçimde organize olup olmadığıdır. Bilincin önemli bir özelliği öznel olmasıdır. Hayvanlardaki öznelliği ortaya koymak mümkün olmadığından nesnel bilinç kanıtlarına ihtiyaç vardır. Hayvanlarda bizim gibi, acı veren bir deneyimden kaçarlar. Ama bunu, deneyimi hiç yaşamadan refleks olarak da hem biz hem de hayvanlar yapabilir. Bu deneyimi sağlayacak yapılar insanda da vardır. Kızgın bir sobaya dokunduğunuzda, daha farkındalık durumu oluşmadan (ağrı bilince ya da beyin kabuğuna ulaşmadan) sadece refleks olarak omuriliğimizi kullanarak sobadan hızla dokunan kısmımızı çekeriz. Oysa acıyı elimizi çektikten sora duyarız. Basit bir şartlı öğrenme ile acıdan kaçınabilirdik. Öyleyse neden insan olarak acının bilinçli deneyimini de beraberinde yaşayarak farkında oluruz? İnsanlardaki öznel bilincin bir göstergesi beyin kabuğu kör görüştür (blindsight). Kör görüş, birincil görme yollarının birincil alanında (V1) hasar oluşmasıyla ortaya çıkar. Kör görüşlü hastalar bazen, görsel nesnenin bir noktasına bakarlar, renk ve hareketi seçebilirler. Hastalar şiddetle görmelerinin normal olduğunu savunurlar. Makak maymunlarında da V1 alanında hasar oluşturularak, bilinçli deneyim olarak hareket ve renk görüp görmedikleri araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmadan çıkan sonuç, makak maymunlarının insanlarda görülen kör görüş davranışı gösterdikleri şeklindedir. Ancak, maymunların öznel deneyimlerinin, kör görüşlü insanlarda olduğu gibi, öznel ifade ile anlam bulan, “evet, ben görüyorum” şeklinde olduğundan nasıl emin olabiliriz. İyi bilinen ve öngörülebilen durumlar karşısında çoğu zaman bilinçsiz davranışlar bilinçli olanlara göre çok daha iyi sonuçlar verir. Hayvanlardaki davranışların çoğu iyi bilinen ve öngörülebilen davranışlar grubunda yer alır. Yeni bir durum ve bilirsizlikle karşılaşıldığında ya da baştan halledilmesi gereken bir durum olduğunda bilinçli davranışlar daha etkili olur. Bilinç, herhangi bir yenilik, belirsizlik ve kendini başkalarının yerinde düşünerek öne geçme isteği (yerinde ben olsaydım böyle yapardım) durumunda kendini gösterir. Yani, günlük hayatımızda büyük-yönlendirici değişiklerle başa çıkabilmek için bilince ihtiyacımız vardır. Ancak, davranışın her türü için mutlaka bilinç gerekli değildir. İnsanlarda da davranışların çoğu bilinçsiz olarak yapılabilir. İnsanlardan başka hayvanların da bilinçleri olup olmadığını araştırmak istiyorsak, onların bazı yönlerle bizlere benzer bilinçleri olup olmadığını sormakla başlamamız gerekir. Hayvanların anatomik-fizyolojik yapıları ve davranışları hakkında çok şey biliyorsak da bilinçli olabileceklerini ve içlerinde bir “ben” taşıyor olduklarını çoğumuz kabul etmeyiz. Bir kısmımız da onlarda bize benzer bir bilinç olabileceğinden şüphe ederiz. Her ne kadar kendi bilincimiz hakkında da elimizde çok az şey varsa da, bilinçli olanlar sınıfına dahil olmak, her şeyin üstünde önem taşıyan bir güvence verir. Aklı ve bilinci olduğu halde bunu bize yansıtamayan hayvanlar olamaz mı? Bilinçli hayvanlar olsa bile, insanı bakış açısıyla onu nasıl tanıyacağız? Hayvanlarda bilincin varlığını anlamak için değişik özeliklerin gözden geçirilerek kullanımı ve bunlara dayanarak yargılara ulaşma yapılmıştır. Başlanacak soru şu olabilir: insan beynini hayvanlardakinden farklı kılan yapısal ve ya işlevsel özellikle var mıdır? Daha çok hayvanların davranışsal özelliklerinden yararlanarak bilincin varlığını araştırma MS Dawkins tarafından “Hayvanların Sessiz Dünyası: Hayvanlarda bilincin varlığı üzerinde bir araştırma” adlı kitapta geniş örnekleriyle ortaya konmuştur. Dawkins, “...hayvanların sadece içgüdüsel, otomatik tepkiler göstermediğini ve davranışlarını içinde bulundukları şartlara uydurmayı öğrenebileceklerini ortaya koymak gerekir. Eğer, doğuştan gelen otomatik tepkilerin ötesine geçiyor ve davranışlarını değiştirebilecek ya da çevreyi kendi amaçlarına uydurabilecek kadar dünyayı anlayabiliyorsa işte aradığımız gerçek kanıt budur. Davranışına değiştirerek yaşamını iyileştirebilen bir hayvan dünyanın işleyişini en azından asgari düzeyde anlamış demektir” der ve hayvanların davranışlarını tanımlamak için “doğuştan” ve “içgüdüsel” sözcüklerini kullanmayı uygun bulmaz. Yine Dawkins, hayvan davranışlarından anladığımız esas iki temel olduğunu öne sürer. Onların dünyayı algılayışlarının çok basit-kaba olmadığını ve öğrenme-şartlara uyum yeteneklerinin olduğunu, önceden programlanmış içgüdüleri “körü körüne” yerine getirmediklerini söyler. Hayvanlarda bilinçli (aklın) göstergesi olabilecek çeşitli özellikler araştırılmış ve kanıt olarak öne sürülmüştür. Bunlar: 1. Beynin yapısal benzerlikleri ya da farklılıkları 2. Davranışların karmaşıklığı 3. Akıllı davranma ya da akıllılık belirtileri 4. Dil becerisi 5. Düşünme becerisi 6. Farkındalık ve ayırt etme yetenekleri 7. Seçim ve karar alma yeteneği 8. Sosyalleşme gibi hayvan davranışlarıyla “onların da bilinçli olduğu” yargısına varanlar olmuştur. Bunların yanında insanı da hayvanlardan bilinç konusunda farklı kılabilecek özellikler üzerinde durulmuştur. Ortak noktalar üzerinden gidelim ve bunları gözden geçirelim.
Yapısal Farklar
Beyin Ağırlığı
Dilsel Yetenek
Düşünme
Bellek
Karmaşık Davranış
Farkındalık ve Ayırt Etme
Seçme ve Karar Alma Yeteneği
Sosyalleşme ve Toplu Yaşam
Sonuc
AYRINTILARI İLE KİTAPTA
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |



