Günün Özü!
♥✿ܓ✿ܓ •.¸*♥¸.☆♥•. Herkes Mutluluktan Bahseder, Ama Pek Az Kimse Bilir Onu.♥✿ܓ✿ܓ •.¸*♥¸.☆♥•. |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Türk Frenolog: Erzurumlu İbrahim Hakkı |
|
|
| Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||
| Çarşamba, 29 Ekim 2008 00:25 | |||||
|
18. yüzyılda yaşamış ünlü bilim adamı Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın (1705-1771) Marifetname'si beden şekline, bu şeklin kişiliğe yansıması ve de sinir sistemine büyük yer vermiştir. Olgun bir bilim insanı olan İbrahim Hakkı, çok sayıda eser yazmıştır. Bu eserler arasında en meşhur olanı ise Marifetname’dir (1756). Bu eser, çağındaki bilgi ve keşiflere yabancı kalmayan İbrahim Hakkı'nın eski ile yeniyi kaynaştırmaya çalıştığı bir kitaptır.
Ancak, ülkemizde, 1700’lü yıllarda dünyadaki bilimsel akım ve kavramlardan haberdar olmayan kişilerce, İbrahim Hakkı neredeyse aptal, bilimden haberi olmayan, sadece dinin etkisinde kalan bir üfürükçü olarak gösterilmektedir. Oysa kendisindeki birçok kavram, daha sonraki dönemlerde Franz Gall ya da diğer batılı bilim adamlarınca kendi fikriymiş gibi öne sürülmüştür. Yine, bu bölümde okuyacağınız gibi, Descartes ve Newton gibi günümüzde neredeyse fikirlerine tapılan birçok bilim insanının da, bugünkü bilgi ile bakıldığında saçmalamaları olmuştur. İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi, yaşadığı dönemin bütün bilgilerini kapsayan ansiklopedik özellikte bir çalışmadır. Bizden biri olarak, batılı dönemdaşları kadar iyi hatta daha da ileridir. Nitekim eserde de beden yapısı, yüz biçimi ve bedenin ayrı ayrı kısımları ile insan karakteri arasındaki ilişkinin ayrıntılı bir şekilde sunulduğunu görmekteyiz. Aşağıda, Marifetname’den alınan beden ve sinir sistemi ile ilgili kısa alıntıları bulacaksınız. Önce Frenoloji ile ilgili fikirlerinden bir özetleme yapacak olursak: … - Başı küçük olanın aklı azdır, gizli şeyin varsa ona söyleme. - Başının tepesi yassı olan keder çekmez. - Başının derisi ince olan, hayır yapar, zarar vermez. - Kel adama yaklaşma, kötü huylu olur, ondan sakın. - Alnı dar olanın, İçi de dar, sıkıntılı olur. - Alnı yumru olan, çirkin ve kalın kafalı olur. - Alnı enli olan kötü huylu olur, çünkü hastadır. - Alnı normal olanı emin bil. - Alnı buruşuksuz olan, şüphesiz tembel olur. - Alnı uzun olan anlayışlı, az ise cömert olur. - Kaşlarının arası buruşuk olan, üzüntü yükünü taşır. - Kulağı çok büyük olan, bilgisiz ve tembel olur. - Küçük kulaklı eğri, orta (normal) kulaklı doğru olur. - Kaşının ucu ince olanın, işi gücü fitnedir. - Kaşının kılları çok olanın, üzüntüleri de çok olur. - Kaşı açık olan doğrudur, çatma olan eğridir. - Göz çukuru az olursa, o kibirli olmaya delildir. - Kafası enli olan ahmaklık illetine tutuktur. … 29.Bölüm-Madde Beden Ey aziz, malûm olsun ki, filozoflar demişlerdir ki: İnsan ruhu değişici olmayıp, bedeni değişici olduğunun sebebi budur ki: Ruh ulvî âlemden gelmiştir. Ulvi âlemde oluşum ve bozuşum olmadığından, onun cüzü bulunan ruh dahi bir karar üzere kalmıştır. Bu bedenin parçaları, bu süflî âlemden alınmıştır. Halbuki süflî âlem oluşum ve bozuşuma mahâl kılınmıştır. Çünkü beden dört unsurdan yaratılmıştır. Şu halde insanın bu bileşimi, bu oluşum ve bozuşum âleminin bir cüzü bulunmuştur. Parçalar ise daima bütüne dönücü olup, bütün dahi cüzüne eğilimli ve feyiz verici bilinmiştir. Cüzün külle dönüşünün delili budur ki: İnsan ihtiyar olup, cân âlemine döner....bütün, parçaya meyledici ve feyz verici olduğu gibi; parça dahi bütüne dönücü ve meyledicidir. Parçanın bütüne dönüşünün bir delili dahi budur ki: İnsan acıkıcı ve susayıcı olur. Zira ki bedenin parçalarının, bütün tarafına dönüşü her â olur. Şu halde ondan bedene za'f ve noksan gelir. 38-BÖLÜM-Sinirlerin bitme yerleri ve faydaları. Birinci Madde Sinirlerin konuluş hikmetlerini ve şekillerini bildirir. ...anatomi bilginleri demişlerdir ki: Bedende olan sinirlerin bazısının faydası, doğrudan; bazısının dolaylıdır. Zatî olan faydası budur ki, sinirler vasıtasıyla dimağ (beyin), diğer uzuvlara his ve hareket bahşeder. Dolaylı olan faydası budur ki, eti sağlam ve bedeni kuvvetli etmiştir. Sinirlerin köklerinin başlangıç yeri beyin, dallarının bitiş yeri insan derisidir. Beyin iki yönle sinirlerin başlangıç yeri olmuştur. Zira beyin sinirlerin bazısına bizzat başlangıç bulunmuştur. Bazısına, omuriliğin vasıtasıyla başlangıç yeri olmuştur. Ama dimağın kendisinden biten sinirlerde ancak baş, yüz ve iç organlar his ve hareket bulmuştur. Diğer uzuvların sinirleri, omurilikten his ve hareket almıştır. … Allah, lütuf ve inayet edip, dimağdan iç organlara inen hareket sinirlerini koruma ve himayede büyük ihtiyat etmiştir. Zira ki başlangıçlarından uzak oldukları için, ziyade metanet gerektiğinden, üç yerde kıkırdaklarla sinir arasında kıvamı orta olan cisimler ile perdelemiştir ki: Birinci yer hançere, ikinci yer kaburgaların kökleri, üçüncü yer göğsün altıdır. Beynin sinirlerinden o sinir ki, onun faydası azaya his vermektir. Ama başlangıç yeri de bulunan tesiri kavrayıcı ve kuvvetli olmak için o sinir kastedilen uzva en yakın tarafından girmiş ve bitişmiştir. Bu his sinirleri ziyade yumuşak oldukça, his kuvvetini yerine getirirler. Metanete muhtaç oldukları için bunlar, hareket sinirleri gibi sert ve metin olmayıp, latif ve yumuşak bulunmuştur. Beynin önü, öbür tarafından daha yumuşak ve ziyade hassas olduğundan, his sinirleri önden, hareket sinirleri öbür taraftan yaratılmıştır. İkinci Madde Beyinden biten karşılıklı sinirleri bildirir. …anatomi bilginleri demişlerdir ki: Beynin kendisinden biten sinirlerin hepsi, yedi çift sinir bilinmiştir. Birinci çifti koklama âletinin başlangıcı olan, meme ucuna benzer iki çıkıntı yakınında beynin ön boşluğun içindendir ki, o bir küçük boşluktur. Bu çiftin solundan biten teki sağına, sağından biten teki soluna gelip, biri birine kavuşup, çapraz şekilde kesişmiştir [optik kiazma]. Sonra bükülüp, sağdan biten sağ göze, soldan gelen sol göze gitmiştir. Camsı adı verilen rutubeti kuşatmak için ağızları geniştir. Bu kesişmenin faydası üçtür. Biri, iki gözün birine akan ruh, öbürüne dahi akmasın. Birine âfet erdiğinde, öbürü onun yerini tutsun. Onun için bir göz kapandığında, açık gözün görüşü kuvvet bulur. Zira ki kapalı gözün nuru ona akar. İkinci faydası, iki gözün kavraması birlikte olup, ikisinin görüşü, kesişme içinde tek görüş olsun. Ta ki görünen bir nesne müşterek çizgide bir şekillensin.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |

