May 19
Cumartesi

Günün Özü!

Beynimiz, kemik korumalı kafatası içinde yaklaşık 1300–1400 gr ağırlığındadır. Bu ağırlık, toplam vücut ağırlığımızın yaklaşık %2,33’ünü oluşturur.
Buna rağmen beynimiz dinlenme halinde vücuttaki enerji tüketiminin %20’sinden sorumludur. Kalbin her atımında pompaladığı kanın %15-20’sini kullanır. Bu dakikada yaklaşık 750 ml kana karşılık gelir.

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 1179
Son Üye: mjafar12
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 0 kayıt
Bu ay: 3 kayıt

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Nanoteknoloji ve Bilinci Download Etmek! Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Pazartesi, 05 Ocak 2009 00:00

galactica1

Bilimin uzun tarihi göz önüne alındığında, insan bedeninin mikroskopik hücrelerden oluştuğunu daha 1839 yılında öğrendik. Daha sonraları gelişen teknolojilerle bu hücreler görüntülendi ve tipik olarak büyüklüklerinin 10 mikro metre olduğu tespit edildi. Ancak bilim insanlarındaki karşı konulamaz merak duygusu devam etti ve “daha derine” olan ilgi nedeni ile hücreleri oluşturan daha küçük organcıklar, diğer yapı elemanları tespit edildi. Böylece başlangıçta mikrometre düzeyinde olan ölçümler nanometre (1 nanometre, nm =1 metrenin milyarda biri) düzeyine indi. Nanometreyi anlamak için saç telinin 800 bin, insan kırmızı kan hücresinin ise 7000 nanometre büyüklüğünde olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Gelişen teknoloji ile de artık bir hücrenin hemen her yerinin ölçümlerini bilebiliyoruz. Artık bugün bir amino asitin 0.42-0.67 nm, nükleotidlerin 0.81-0.87 nm, monosakkaritlerin 1 nm olduğunu biliyoruz. Buna rağmen alınacak yol uzundur. Çünkü insan bedeni yaklaşık 100 bin farklı molekül içerir. Bedenimizi anlamak için, her birinin özelliklerini ve birbiri ile olan etkileşimlerini ortaya koymak durumundayız.

Gelişen teknolojinin tıbba yansıması daima çok belirgin olmuştur. Görüntüleme cihazları (tomografi, manyetik rezonans görüntüleme), daha iyi görüntüler elde etmek için kullanılan kontrast maddeler, cerrahilerde kullanılan yardımcı araçlar, yapay solunum cihazlarının ideale yakın çalışır olması teknolojinin yansımalarıdır. Günümüzde yeni ufuklar açacağı düşünülen nanoteknolojinin de tıbbı uygulamalara etkisi çok geçmeden başlamıştır. Buna ek olarak da uzun dönemde gerçekçi ya da ütopik çıkarımlar yapılır olmuştur. Nanoteknolojinin oluşturduğu nano materyallerin tıpda kullanılması biyomedikal nanoteknoloji, nanotıp, biyonanoteknoloji ya da nano-biyoteknoloji olarak yerleşik dile geçmeye başlamıştır. İlk olarak “biyolojik nano-mekanizmalar” ifadesi, 1992-1998 yılları arasında Japon Bilim Akademisi tarafından kullanılmıştır. Ancak, nanotıp sadece bir bilimsel alanın ya da ülkenin ürünü değildir. Birçok bilimsel disiplinin, matematik, mühendislik, biyoloji, kimya ve fiziğin bir arada çalışmasının ürünleridir. Nanotıp açısından bakıldığında, nano-biyoteknoloji henüz çocukluk çağında ve hatta belki yeni doğan döneminde bir bilimdir.

Biyolojik materyallerle nanomateryellar arasında sıkı bir benzerlik olması her ikisinin bir birinin yerini tutabileceği düşüncesini doğurmuştur. Örneğin, kendi kendini düzenleyen DNA bir çeşit nanotüp süpermoleküler yapıdır ve nanotüplere yapısal olarak birçok benzerliği vardır. Ancak bu benzerlik daha çok yapısaldır ve işlevsel olarak aynı özellikleri elde etmekten çok uzaktayız. Dolayısı ile her yapısal benzerliği işlevsel benzerlik olarak yorumlamamak gerekir. Nanomateryaller, adının da çağrıştırdığı gibi nano ölçektedirler. Bu materyaller tek boyutlu (ince bir film tabakası gibi), iki boyutlu (nanotüpler ve teller) ve üç boyutlu (nanoparçacıklar ve küreler) olarak yapılabilirler.


Biomimetikler, bedendeki bir doku, hücre yapısı ya da parçasının benzerinin nanoteknoloji ile yapılıp, onun yerine kullanılmasıdır. Nanoteknoloji ile sadece mühendislik kısmı yapılmasına karşın, devreye giren nano-biyoteknoloji ile de işlevsel olarak da aynı görevi yapması sağlanır. Son zamanlarda üzerinde çalışılan yapay kan bunlardan biridir. Nanotıp biliminin önde gelenlerinden Robert Freitas tarafından konu üzerinde yoğun olarak çalışmaktadır. Yapay kan hücreleri henüz teorik olarak vardırlar ve ‘respirosit’ (respirocyte) olarak adlandırlır. Respirositler 1 mikron çapında köşegen yapılardır ve normal kırmızı kan hücrelerinden 236 kez daha fazla oksijeni dokulara taşırlar. Yapı olarak 18 milyar atomdan oluşurlar. Atomların dizilimi elmastaki gibi tabakalıdır ve atomlar da genelde karbon atomlarıdır. Bu yapısı ile 9 milyar oksijen ve karbondioksit molekülü taşır. %50’si respirositten oluşan 5 ml sıvının taşıyacağı oksijen ve karbondioksit, bedenimizde bulunan 5500 ml kanın taşıdığı ile eşdeğerdir. Kanımızın bir litresini eğer respirositlerle değiştirecek olsak, taşıdığı oksijenin çok fazla olması nedeni ile, nefes alıp veremeden yaklaşık 4 saat soluğumuzu tutabiliriz. Respirositler normal kan ihtiyacının olduğu her durumda kullanılabileceği gibi, uzun dönemli insan dondurma durumlarında (cryonics) damar içi sıvıyı –kanı- değiştirmede de kullanılabilirler.

Bütün bunlara ek olarak insanoğlunun esas istediği uzun yaşamak ve belki de ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Nano-biyoteknoloji ile yaşlanan ve eskiyen organ ve dokularımızın yerini yapay olarak yapılmış yenileri almaya başlayacaksa, ölümsüzlük çok uzak değil demektir. Yapılan nano-biyoteknolojik bu yapılar zamanın önüne set çekebilir.

Şekil 2. Sinir hücrelerinde bulunan mikrotubüllerin ayrıntılı yapısı. Üstte şematik (C-D), altta gerçek elektron mikroskopik görüntüler (A-B). Her mikrotübül 25 nanometre çapındadır ve tubulin denilen daha alt parçacıkların uzunlamasına dizildiği 13 zincirden oluşur. Uzunluğunca tipik bir nano tüpü andırır. Bunlar bilincimizin doğduğu yerler ise nanoteknoloji bilinçli makineler oluşması için atılan ilk adımlardır.

Eğer ölümsüzlük bir gün gerçek olacak ise, bunun alt yapısı nano-biyoteknoloji ile atılacaktır. O zaman kişilerin zihin-bilinç, duygudurum ve tüm kişilik özellikleri, nano-biyoteknolojik yapılara yüklenebilir (download) hale gelecektir. Böylece yaşlanan bedenlerdeki tüm kişilik özellikleri yeni bir nano-biyolojik bedene aktarılabilir. Bunu yapmak için hiç ilgisiz bir alandan veriler gelmeye başladı bile. Roger Penrose ve Stuart Hameroff’a göre insanda bilincin ortaya çıktığı yer sinir hücreleri içindeki bu nanotüp yapısındaki mikrotübüllerdir (oysa geleneksel anlayışa göre sinir hücrelerinin oluşturduğu ağ yapısı). Bu yapılar “hücresel iskelet” olarak adlandırılır. İçi boş silindir şeklindeki bu nanotüpler 25 nm çapındadır ve uzunlukları çok farklı olabilir. Uzunlamasına düzenlenmiş 13 ipliksel yapının bir araya gelmesiyle, içi boş silindir oluşur. Her ipliksel yapı da tubulin dimeri denilen daha alt naometrik yapılardan oluşur. Her tubulin 8 nm’dir ve birbirinden çok az farkı olan 4 nm’lik alfa ve beta yapısından meydana gelir. Her mikrotübül, dış kısmı su tarafından izole edilen bir nanotüpe benzer. Penrose ve Hameroff’a göre bu nano tüplerin üzerinde bulunan tübülin denen küçük yapılar ‘kuantum nesnel indirgenme’ yaparak -bir çeşit kuantum hesaplama ile- bilinci doğururlar. Yani bizi bilinçli yaparlar. Gelişen nano-biyoteknoloji ile bu tüpçüklerin benzerlerini yapabiliriz. O zaman nano-biyoteknoloji yardımı ile bunların kullanılması ile yapılabilecek bilinçli makineler ve hatta download edebileceğimiz zihinler ya da bilinçler çok uzakta sayılmaz. Ancak nano-biyoteknoloji araştırmalarında Tanrı’yı oynarken dikkatli olmalıyız. Kendimizi kaybedebiliriz!

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından