Günün Özü!
| Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder. CGJ |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Meditasyon |
|
|
| Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||||||||||||||||||||
| Pazartesi, 19 Ekim 2009 11:27 | |||||||||||||||||||||||
|
Son 30 yıldır, meditasyon esnasında oluşan fizyolojik değişiklikler üzerinde birçok araştırma yapılmıştır. Meditasyon durumundaki bilinç ve eşlik eden beyin durumunun araştırılması, bilincin değişik şekillerini anlamamıza bir pencere açacaktır. Transandantal meditasyon (TM) ve diğer mistik deneyimlerin amacı, günlük yaşamımızda devamlı bilinçli olarak yaşadığımız yanılsamasından çıkmamızı ve gerçekten devamlı bilinçli duruma gelmemizi sağlamaktır. Değişik din ve felsefelerde yüksek bilinç durumu oluşturmak için samadi, avastha, zen, yoga, vecd, sema, zikir gibi değişik uygulamalar vardır .[1] Çok sayıdaki çalışma genellikle TM ile yapılmıştır. Bu teknik Maharishi Yogi (1969) tarafından geliştirilmiştir. Çok sayıda çalışma olmasına karşın, basit gözü kapayarak dinlenme ile TM uygulaması arasında nasıl farklar olduğu konusunda tartışmalar halen devam etmektedir.
Meditasyon TM seansı, isteyerek başlama ve niyetlenme içerir. TM esnasında duyusal girdiler ve devinimsel çıktılar en düşük düzeye indirilir. Göz kapalı olarak oturulur. Bu nedenle, temel girdi sadece içsel ve düşünseldir. TM sabah ve akşam 15-20 dakika gözler kapalı olarak yapılır. Meditasyon yönlendirilmiş düşünce biçimidir ve mantıklı düşünceyi içermez. TM uygulaması basit bir “mantra” ile başlar. Mantra genellikle bir kelime, bir anlam içeren veya içermeyen bir dizi heceden oluşur. Kelime değişik sıklıklarda ardışık olarak tekrarlanır. Kişinin kendisini mantrası ile özdeşleştirmesi gerekir. Örneğin; olağan bir kelime olan “mutluluk” kelimesi nasıl içimizde “mutluluk” duyumu oluşturuyor ise, mantra da oluşturmalıdır. Sevgi ve şefkatle tekrarlanır. Tıpkı sevilen kişiye seslenir gibi. Birkaç mantra örneği olarak OM-MARA-RAMA, OM-MANI-PADME-HUM, AYN-HUM verilebilir. Bu şekildeki yoğunlaşma ile dışsal uyaran en aza indirilir. Beden hareketlerini de algı dışına bırakmak için hareketsiz lotus pozisyonunda oturulur ve uyumamak için sırt dümdüz tutulur. TM dinamik bir süreçtir. Değişik evreleri vardır. 1. Dikkat, aktif düşünce ve algılamanın yüzeysel seviyesinden çok sessiz ve soyut seviyesine kaydırılır. Dikkat, rastgele düşünceden uzaklaştırılır, 2. Transandantal (aşkın) bilinç olarak adlandırılan evrede, kişi düşünce ve algıların içeriği olmaksızın, tam olarak kendine farkındalık üzerine yoğunlaşır, 3. Dikkat, “stres serbestleşmesi” denilen aşamada çok aktif seviyelere ulaştırılır.
TM’nin Fizyolojik Temeli Normal yaşamda kalbimiz aralıklı atım gösterir ve bu aralıklar sağlıklı kişilerde sabit değildir. Solunum ve başka nedenlerle değişimler olur. Solunumdan kaynaklanan kalp hızı değişkenliği solunumsal sinüs düzensizliği olarak adlandırılır. Bu düzensizlik, solunum-kalp halkası üzerine aralıklı değişen sinirsel aktivitenin bir göstergesidir. Büyük düzensizlik seviyeleri, erken doğan riskli bebeklerde, daha yüksek yaşamda kalma oranları ile doğrusal ilişkilidir. Aynı durum, beyin cerrahisi girişimlerini takiben düzelmelerde de görülmüştür. Yani saat gibi çalışan bir kalp ritmi kötüdür, ömrü kısaltır. TM esnasında, özellikle alın bölgesinde alfa dalgalarında bir eşdurum (8-10 Hz) bildirilmiştir.[2] Alfa eşzamanlılığı, yani yüksek alfa dalgaları ve eşdurumu, beyin kabuğu alanlarını dinlenme veya “kabuk tembelliğini” gösterirken, bunun ortadan kalkması beyin kabuğu alanlarının “çalıştığını veya iş gördüğünü” gösterir.[3] Bazı çalışmalarda, TM uygulanması esnasında basit göz kapayarak dinlenmeye göre, solunum sıklığından azalma, deri direncinde düşme ve solunumsal kalp hızı değişkenliğinde artma bulunmuştur.[4] EEG’de ise özellikle meditasyonun 10.dakikasında belirgin eşdurum oluşmuştur. Bu çalışmadan anlaşılan: 1. TM durumu gözü kapalı dinlenme durumundan farklıdır, 2. Bu farklılık kendini hem merkezi hem de otonom sinir sistemi üzerinde gösterir, 3. Eşdurumun varlığı, TM durumunu diğer dinlenme durumlarından ayıran en önemli göstergedir. Eşdurum beyin kabuğunun bütünlük içinde çalıştığının bir göstergesidir. Eşdurumun iyi olmaması ak madde hasarları ve azalmış beyin kan akımı durumlarında ortaya çıkabilmektedir.[5] Bunun yanında şizofreni, depresyon ve normal yaşlanma eşdurumu bozar. İyi derecede bir eşdurum, beynin işlevsel birlikteliğinin[6], bilgi değişiminin[7] ve beyin bölgeleri arasındaki işlevsel uyumun[8] göstergesidir. Beta dalgalarının eşdurumu “yerine getirme” testlerinde baskın olarak ortaya çıkar. Genellikle alfa-1 eşdurumu uyanıklık artışı ile ilişkiliyken, alfa-2 eşdurumu (10-12 Hz) iş görme durumuna hassastır. TM esnasında görülen, yüksek uyanıklık ile ilişkili alfa-1 “rahat uyanıklık” olarak adlandırılır. Bu durum tam olarak içsel uyanıklık ile birliktedir. Eldeki verilere göre, TM esnasında işlev gören ve birbirini tamamlayan iki sinirsel ağ söz konusudur. Biri, TM uygulaması esnasında, kısa sürede kişide fizyolojik ve beyin kabuğu olarak “sakin dikkat ve uyanıklık” durumu oluşturur (Fazik kontrol). Diğeri ise, içsel bir terazi benzeridir ve TM esnasında “sakin uyanıklık” durumunu devam ettirir (Tonik kontrol). Fazik kontrolün temelindeki sinir hücresi ağı; 1. merkezi ve otonom sinir sistemi işlevinde değişikliğe neden olarak, hemem hemen her beyin yapısı ile ilişkili yapı olmalı, 2. bunların baskılayıcı (inhibitör) özelliği olmalı ve 3. bilinçli kontrol altında olmalıdırlar. Önbeyin kabuğu bu üç özelliği karşılar.[9] Bu bölge, tüm diğer beyin kabuğu alanlarından girdi alır ve aynı yapılara bağlantılar gönderir. Diğer bir özellik de, önbeyin bölgesi baskılayıcı özelliktedir ve planlama-yerine getirme işlevi görür.[10] TM durumunu mantra ile planlama aşamasında, alın bölgesi beyin kabuğu çalışmaya başlar ve talamus-beyin kabuğunun oluşturduğu ağda özelleşmiş ya da özelleşmemiş yapılar baskılanır. Bunun ardından, birbirini izleyen fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar. Başlangıçtaki bilinç durumunun ardından, muhtemelen önbeyin kabuğu aracılığı ile “dinlenme uyanıklığı” daha uzun süre devam ettirilir. Önbeyin kabuğunu daha düşük uyarılabilir durumda tutmak için sinirsel geri besleme mekanizmalarına gerek vardır. Yoğunlaşmış bilinç durumu alfa eşdurumunda çıkma, artmış deri direnci ve azalmış solunumsal düzensizliğe neden olur. Bunun aksine, TM; artmış alfa eşdurumu ile birlikte daha düşük deri direnci ve artmış solunumsal düzensizlik oluşturur. Bir TM esnasında üç farklı dönem yaşanır. 1. İlerleyici şekilde zihinsel ve fiziksel aktivitede azalma (içe vuruş), 2. Tam olarak zihinsel sessizlik. Bu esnada bilinçlilik henüz vardır ancak düşünceler yoktur. “Aşkın bilinç” olarak adlandırılır ve son olarak da 3. İlerleyici olarak zihinsel ve fiziksel aktivitede artış olur (dışa vuruş).[15] TM’deki önemli özelliklerden bir tanesi solunumun tutulmasıdır. Bu esnada, EEG’de teta dalgası (4-8 Hz) gücünde azalma ve tüm EEG’de geniş alanlı 0-50 Hz eşdurumu belirgin hale gelir. Bu değişiklikler, yeni ve belirgin bir uyarana uyum sağlama esnasında olana benzerdir. Bu esnada; deri direnci azalması ve kalp hızında azalma da oluşur. Aşkın bilinç durumunda solunumun durması ya da askıya alınması ortaya çıkar. Bu yaklaşık 8.5 saniye sürer. Solunum askıya alınması, solunumun farklı beyin sapı çekirdekleri kontrolüne geçtiğini gösterir (Bu parabrakilis medialis adlı çekirdek olabilir ve karbondioksit değişikliklerinden ziyade kandaki oksijen değişikliklerine yanıt verir. Durum ile ilgili olarak da bu çekirdeğin yakın komşuluğunda uyku ve uyanıklık durumunu düzenleyen rafe ve lokus seruleus çekirdekleri bulunur). Kişide yeni veya belirgin bir uyaran oluştuğunda, solunumdaki gecikmeyi takiben daha yavaş ve daha derin soluk alma ortaya çıkar. Bu esnada kalp atım hızında azalma da oluşur, EEG eşdurumu bozulur, beyin kan damarlarında genişleme, çevresel kan damarlarında daralma ve duyu organlarında artan hassasiyet ortaya çıkar. Benzer durum, TM esnasında dikkatin çevresel uyarana çevrilmesi esnasında ortaya çıkar.
Saf Bilinç Saf bilinç, sistematik meditasyon uygulaması esnasında insan deneyiminin doğal yönünün doğrudan deneyimidir. Bu doğrudan deneyimin özelliklerinin ortaya konulması bilinci anlamamızı kolaylaştıracaktır. “Saf bilinç”teki saf, bilgi işleme ve bilginin içeriği olaraktan serbest olmaktır. İçerik ise kendine farkındalıktır. Farklı olarak, normal uyanıklık deneyiminin içeriği, dış nesneler, içsel düşünceler ve hislerdir. Saf bilinç esnasında üç önemli his ortaya çıkar: 1. Uzay-zamanın veya beden hissinin yokluğu, 2. Huzur, 3. Sonsuzluk, sınırsızlık. Bahsedilen bu özellikler günlük yaşamımızda yaşarken deneyimlediğimiz bilincimizin anlamıdır. Deneyimi yaşayan birinin ifadesi ile: “Haftalık deneyimlerimde bazen derin, sonsuz bir sessizlik yaşarım. Bu esnada tam olarak uyanık ve farkındayımdır. Fakat düşünceler bulunmaz. Nerede olduğumun veya zamanın akışının farkında değilimdir. Tam bir bütün ve huzur hissederim.”
Bu değerlendirmeler sonucunda, TM uygulaması esnasında yapılan içerik değerlendirmeleri “saf bilinç” yani “kendinin bilinci”ni ortaya koyar. Bu normal uyanıklık bilincinden farklıdır. Uzay-zaman ve beden hissi normal uyanıklık deneyimlerimizin anlaşılması için gereklidir. Saf bilinç deneyimi esnasında, uyanıklık deneyiminin hem esas çatısı hem de içeriği ortadan kalkar. Buna göre, saf bilinç, uyanıklığın “değişmiş” bir görünümü olmayabilir. Biçimi değişmiş bir uyanıklık deneyimi olarak da tanımlanamaz. Saf bilinç daha ziyade, uyanıklık deneyimlerinin özellikleri ve alışılmış niteliklerinin yokluğu ile tanımlanabilir. Saf bilincin öznel tanımlamaları, uyanıklık durumu ve içeriği yokken kendine farkındalık durumu ile resmedilebilir. Saf bilinç, deneyim nesneleri ve sürecinden ayrılmış kendi farkındalığı olarak görünmektedir.
Saf Bilincin Fizyolojisi Saf bilinç doğal ortaya çıkan bir deneyimdir ve kişinin kültür, dünya bakışı ve inançlarından bağımsızdır. Yaşanan her deneyimin sinir sisteminde işlevsel bir karşılığı vardır. Bu nedenle bilişsel bilgi işleme ve bilincin durumları sinir sistemi ve beynin farklı alanlarındaki aktivitesi ya da çalışması ile betimlenebilir. Bu nedenle saf bilinç deneyimi, fizyolojik işlevde özel bir durumla karakterize olmalıdır. EEG, solunum hızı, deri direnci ve kalp hızının değişimi saf bilinci anlamak için bir pencere olarak görülebilir. 1.Tutulan soluk, bu deneyimin ilk bildirilen yansımasıdır. Saf bilinç durumunda soluk, yaklaşık 10-40 saniye tutulur. Solunumun bu tipi apneik (durma=askıya alma) solunumun bir tipidir. Apneik solunum beyin sapında yerleşik olan solunum merkezi ile desteklenir.[16] 2.Diğer bir bulgu ise, solunum değişikliği ile ortaya çıkan deri direnci yanıtıdır. Bu otonom sinir sistemi yanıtı, uyum esnasında dikkatin çevresel uyarandan yeni veya belirgine çevirmeye benzerdir. 3.Diğer bir bulgu ise, saf bilinç esnasında elde edilen EEG verileridir. Soluk tutma öncesi ile karşılaştırıldığında, EEG’deki güç (power) 0,5-1,5 Hz kadar artar. TM esnasında görülen solunumun askıya alınması normal sağlıklı kişilerde görülmez ve asla 4-6 saniyeden daha uzun süreli solunumu askıya alma bildirilmemiştir. Apneik solunumdan sorumlu merkez, beyin sapında bulunur (parabrakialis medialis çekirdeği) ve uyanıklık esnasında sessizdir. Fakat saf bilinç esnasında bu çekirdek muhtemelen devreye girer. Solunumda ortaya çıkan bu değişiklik zemininde otonom sinir sisteminin işlevi değişir. Saf bilinç öncesi dönemde, sempatik aktivite düşüktür (deri direnci daha düşük kaydedilir) ve parasempatik aktivite yükselir (artmış solunumsal düzensizliğe neden olur). Saf bilincin ortaya çıkışı sırasında, hem sempatik hem de parasempatik uyarıda bir patlama oluşur ve ardından sessizlik ortaya çıkar. Deneyimlerde tanımlanan “sınırsızlık” ve “huzur” hali, solunumun askıya alınması ve otonom aktivite ile belirgin doğrusal ilişki içindedir. Bu esnada ise EEG’de tepe güç frekansı artar ve bu artış aynı zamanda farkındalık artışı ile paraleldir. Bu ilginç birliktelikler uyku, rüya ve normal uyanıklıkta görülenden tamamen farklıdır. Bilincin bu şekli normal uyanıklık bilinci ile de ilişkilendirilmelidir.[17] “Okyanus benzetimi” saf bilinci tanımlamada kullanılabilir. Bazı zamanlar dalgalar oluşur ve bunlar uyanıklık bilincini, bazen rüyadaki bilinci ve bazen de derin uyku bilincini temsil ederler. Bu modelde, saf bilinç uyanıklık, rüya ve uykunun altında yer alır. Nesnel olarak ortaya konulabileceği gibi öznel olarak da deneyimlenebilir. Her bir durumla diğeri arasında bir bağlantı vardır. Sonuç olarak saf bilinç durumu uyanıklık bilincinden tamamen farklıdır. Uyanıklık deneyimleri özel durumları içerir. Saf bilinç alttaki okyanustur, özel bilinçli deneyimler dalgaların değişimidir. Bu dalgalar zamanda var olurlar ve değişirler.
“Et Beyni” Şekillendirme Beyin plastik bir yapıdır ve en önemli özelliği devamlı dışsal ve içsel uyaranlarla yeniden şekil almasıdır. Bunu hem dışarıdan gelen girdiler hem de bu girdilerin beyinde işlenmesi değişik derecelerde ayrı veya bir arada tetikler. TM uygulayan kişilerde, işlevsel değişikliklerle (beyin dalgaları, davranışlar, işlevsel görüntülemeler) uyumlu olarak beyinde yapısal değişikliklere de neden olur mu? Bu konu üzerinde bazı çalışmalar yapılmıştır. EEG yardımı ile kaydedilen CNV dalgası (Contingent Negative Variation/Beklentisel Negatif Değişim) beyin kabuğunda hazırlık aşamasının bir ölçümüdür. CNV ölçümü için, iki uyaran verilir. Bunlardan birisi koşullandırıcı ya da hazırlandırıcı, ikincisi ise yaptırıcıdır. CNV kaydı beklenti, amaç, güdülenme ve uyanıklığın bir yansımasıdır. TM yapanlarda daha yüksek genliktedir. CNV genlikleri yapılan işe verilen dikkat ile uyanıklık seviyesi arasındaki etkileşimi yansıtır. Aşkın deneyimler, içsel uyanıklığı artırır ve işe daha fazla dikkat yöneltmemizi sağlar. Buna karşın hipnoz altında ve şizofrenide CNV genliğinde düşme olur. Şizofren hastalar düzeldikleri dönemde ise CNV genlikleri normale yaklaşır. Eğer TM, CNV genliğini etkiliyorsa buradan bir “doz-yanıt” ilişkisi çıkmalıdır diye düşünülebilir. Yani ne kadar genlik değişimi o kadar yoğun veya uzun TM. Yapılan çalışmalarda bu ilişki tespit edilmiştir. Ne kadar çok TM seansı uygulanırsa, geç CNV genliği de o kadar yükselmektedir.[18] Düzenli meditasyon yapanlarda, sinirsel ileti hızının bir göstergesi olan H-refleksi ortaya çıkış zamanı daha kısa olarak tespit edilmiştir. Yine, algısal bilgi işleme ve karar verme hızının bir göstergesi olan reaksiyon zamanında da hızlanma tespit edilmiştir. Bazı çalışmalarda, tersi bir durum tespit edilmiştir. Artan uyanıklık ile reaksiyon zamanında uzama tespit edilmiştir. Bunun nedeninin “çoklu odaklanma” ile uyaranın daha uzun süre değerlendirilmesi olduğu öne sürülür.[19] Eldeki veriler TM uygulamanın beyin kabuğu işlevlerini “ayarladığını” göstermektedir.[20] Yapıyı değiştirdiği konusunda şimdilik kanıtlarımız yoktur. [1] Ramamurthi B. The fourth state of consciousness: the Thuriya Avastha. Psychiatry Clin Neurosci 1995; 49(2):107-10. [2] Travis F, Wallace RK. Autonomic and EEG patterns during eyes-closed rest and transcendental meditation practice: the basis for a neural model of TM practice. Consciousness and Cognition 1999;8(3): 302-318. [3] Pfurtscheller G, Stancak A, Neuper, C. Event-related synchronization (ERS) in the alpha band- an electrophysiological correlate of cortical idling: a review. International Journal of Psychophysiology 1996; 24 (1-2): 39-46 [4] Travis F, Wallace RK. Autonomic patterns during respiratory suspensions: possible markers of transcendental consciousness. Psychophysiology 1997;34 (1): 39-46. [5] Leuchter AF ve ark. Brain structure and function and the outcomes of treatment for depression. Journal in Clinical Psychiatry 1997;58:22-31. [6] Thatcher RW, Krause PJ, Hrybyk M. Cortico-cortical associations and EEG coherence: a 2-compartmental model. Electroencephalography and Clinical Neurophysiology 1986;64(2):123-143. [7] Petsche M, Kaplan S, von Stein A, Filz O. The possible meaning of the upper and lower alpha frequency ranges for cognitive and creative tasks. International Journal of Psychophysiology 1997;26: 77-97. [8] [9] Cardoso R. Prefrontal Cortex in Meditation. When the Concrete Leads to the Abstract. A schematical hypothesis, concerning the participation of the logic for "logic relaxation". NeuroQuantology 2007; basılacak. [10] Travis F, Arenander A ve DuBoisc D. Psychological and physiological characteristics of a proposed object-referral/self-referral continuum of self-awareness. Consciousness and Cognition 2004;13: 401–420 [11] Baars B. Tutorial commentary: surprisingly small subcortical structures are needed for the state of waking consciousness, while cortical projection areas seem to provide perceptual contents of consciousness. Consc. Cognit. 1995;4:159-162. [12] Alexander GE., DeLong, M.R., Strick, P.L., 1986. Parallel organization of functionally segregated circuits linking basal ganglia and cortex. Annu. Rev. Neurosci.1986; 9:357-381. [13] Elsinger PJ, Grattan LM. Frontal lobe and frontalstriatal substrates for different forms of human cognitive flexibility. Neuropsychologia 1993;31:170-228. [14] Posner MI ve Raichle ME. The neuroimaging of human brain function. PNAS [15] Wallace RK. Physiological effects of transcendental meditation. Science 1970;167:1751-1754. [16] Travis F, Wallace RK. Autonomic patterns during respiratory suspensions: possible markers of transcendental consciousness. Psychophysiology 1997;34 (1):39-46. [17] Travis F, Pearson C. Pure consciousness: distinct phenomenological and physiological correlates of ‘consciousness itself’. The International Journal of Neuroscience 2000;100:1-4. [18] Travis FT, Tecce J, Arenander A, Wallace RK. Patterns of EEG coherence, power, and contingent negative variation characterize the integration of transcendental and waking states. Biological Psychology 2002;61: 293–319. [19] Travis F, Tecce JJ, Durchholz C. Cortical plasticity, CNV, and transcendent experiences: Replication with subjects reporting permanent transcendental experiences. Psychophysiology 2001;38: 95. [20] Goodman N. The serotonergic system and mysticism: could LSD and the nondrug-induced mystical experience share common neural mechanisms? J Psychoactive Drugs 2002;34(3):263-72.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||

