Günün Özü!
| Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. Mevlana |
| Yaratıcılık, asilik ve maceraperestlik... Sizde varsa ne güzel! |
|
|
| Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Cumartesi, 05 Mart 2011 11:47 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Deha, yetenek, Tanrı vergisi yaratıcılık deyimleri eşanlamlı olarak kullanılır. Yaratıcı düşünce; önceden kestirilemeyen veya sonuç çıkarmaların birey için yeni, orijinal, hünerli, zekice ve nadir olması manasına gelir. Yaratıcı kişi, birey; yeni alanları araştıran, yeni gözlemler yapan, yeni kestirmelerde bulunan ve yeni çıkarımlar yapan kişidir. Yaratıcılığı, Psikolog Mihaley Csikzentmihaliyi şöyle tanımlar: “Kültürü belli bir açıdan değiştiren türde yaratıcılık asla tek bir kişinin zihninde gerçekleşmez.... Bir etki yapabilmesi için, fikir başkalarının anlayabileceği şekilde ifade edilebilmeli, o disiplindeki uzamanların genel kabulunu kazanmalı ve en sonunda da ait olduğu kültürel alanın içeriğine dahil edilmelidir.”
Yaratıcılığın temel bileşenlerinden biri bireysel “özgürlük”tür. Yeni ilişkiler, yeni bakış açıları ve yeni betimleme yolları sezmeyi içerir. İkinci bileşeni “fayda” yani işe yararlılıktır. Faydası başkalarında yeni duygular uyandırması ve esin yaratmasıdır. Yaratıcılığın son bileşeni ise, sonuçta bir çeşit “ürün” ortaya koymasıdır. Yani yaratıcılık bir şeyin yaratılmasını gerektirir. [1] Yaratıcı kişi, sanata, bilime, felsefeye, fiziğe ve matematiğe benzersiz katkıda bulunan kişidir. Bir grup ya da bireyde yaratıcılığın ortaya çıkması için; 1. Özgürlük, yenilik ve sınırda olma hissi, 2. Yaratıcı bir toplulukla iletişim, 3. Özgür ve adil bir rekabet ortamı, 4. Ustalar ve hamiler, 5. Ekonomik refahın olması gerekir. Ustalar ve hamilerin olması çok önemlidir. Çünkü “öğrencisi kendisini geçmeyen bir öğretmen kötü bir öğretmendir.” [2] Yaratıcılık bireyle başlar ve bir sorunu ele alır ya da bir soru sorar, yeni bir kavramsallaştırma yolu, bir başka yeni görüş arar. Bu yaratıcı bireyler zeki olmalıdırlar ancak aşırı zeki olmaları gerekmez. Yaratıcı kişik özellikleri; deneyime ve maceraya açık olma, asilik, bireysellik, duyarlılık, oyunculuk, ısrarcılık, merak ve sadeliktir. Yaratıcı bireyler dünyaya ön yargısız ve özgün bir şekilde bakma eğilimindedirler. Yeni deneyimlere açık olma ve başkalarının göremediği şeyleri görebilme yeteneği yaratıcı bireylerin temel özelliğidir. Onlar etrafa bakarken gelenekçiliğin at gözlüklerini takmazlar. Deneyim ve maceraya açık olmanın en yakın dostu belirsizliklere tahammül edebilmektir. Yaratıcı bireyler, siyah-beyaz dünyanın mutlakiyetine bağımlı değildirler ve grinin tonlarını da severler. Yanıtlanmamış sorularla uğraşmak, bulanık sularda dolaşmak onlara daha çok zevk verir. Yaratıcı kişiler maceraperesttirler. Keşfetmeyi severler. Dışarıdan dayatılan kuralları sevmezler. Kendi içlerinden gelen itici güce ses verirler. Algılama ve bilgiye dair açık ve belirgin standartların yokluğu kimlik ve benlik sınırlarında bulanıklık yaratabilir. Bu da bazı psikiyatrik hastalıklara ve aynı zamanda mistik alanlara kaymalarına eğilim oluşturabilir. Fazlasıyla özgün birisi, başkaları tarafından garip olarak algılanabilir.
Israrcı olabilmeleri en önemli özelliklerinden biridir. Çünkü, yaratıcı kişilersınırları zorlama ve yepyeni bir bakış açısına eğilimleri nedeni ile sürekli olarak reddedilme ile karşı karşıya kalırlar. Fizikçiler ve diğer yaratıcı insanların hepsi ya araştırmalarının basılmaması ya da projelerinin finanse edilmemesi, nedeniyle, kabul görmemeyi yaşamak zorunda kalmışlardır. Yaratıcılık için, genellikle ortalamanın biraz üzerinde zeka düzeyi gerekli olmakla birlikte, bir kritik düzey üzerinde, zeka ile gerçek yaratıcılık arasındaki ilişki yaklaşık sıfırdır. Bir çok yaratıcı kişi, göz alıcı derecede yüksek zeka puanlarına sahip değildirler. Yaratıcılık akılcı ve mantıklı bir süreç değildir. Nereden geldiği belli olmayan kaynaktan bir anda sezgi ile ortaya çıkar. Yaratıcı kişiler, Heisenberg’in belirsizlik ilkesinde savunduğu “deneyin dışında gözlemci yoktur” fikrine rağmen iyi bir gözlemcidirler. İçe dönük olmalarından dolayı, başkaları onların kimi zaman uzak, soğuk ve hatta duygusuz olduklarını düşünebilirler. Albert Einstein (1879-1955) ve Henri Poincaré (1854-1912) kendi yaratıcılık süreçlerini birçok kez anlatmışlardır. Bu dâhilerin her ikisi de, yaptıkları keşfin birdenbire ortaya çıktığını vurgulamışlardır. Poincaré, sezgiciliği (aydınlanma) yaratıcılığın dört evresinden biri olarak kabul eder. Yaratıcılık sırasıyla içleme, kuluçka evresi, aydınlanma ve açıklama şeklinde yol alır. İçleme, kişinin bilinçli bir şekilde problemin verilerini hazmetmesidir. Daha sonraki kuluçka evresinde kişinin daha önce bilinçli olarak içlediği veriler, bilinçsiz modda yollarını izlerken, kişi bilinçsiz olarak problemden uzaklaşır. Aydınlanma ise en önemli olanıdır. Bu evrede problemin çözümü umulmayan bir şekilde ortaya çıkar. Son evre ise bilinçli olarak, aniden ortaya çıkan bu çözümü doğrulama ve açıklama evresidir. Birden çözümleme aslında bilginin uzun süre bilinçsiz olarak işlenmesinin bir sonucudur. Poincaré’nin dediği gibi, kısaca “mantığımızla kanıtlıyoruz, sezgilerimizle icat ediyoruz. Geometri yapmak için salt mantıktan daha fazla şeye ihtiyaç vardır.”[3]
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||




