May 19
Cumartesi

Günün Özü!

Bilim, bilim ve bilim... “inanıyorum ki, bir psikoloji yazarken asla bilinç, zihinsel durumlar, akıl ve benzerini kullanamayacağız.” davranışçılığın kurucusu, John Broadus Watson (1878-1958).

Giriş



Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Şuûrdan Bilince Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Kerem Doksat tarafından yazıldı   
Cuma, 24 Aralık 2010 14:50
Herhangi bir ciddi kamusa nazar eylediğinizde (TDK’nınkinde yoktur) Arapça menşeli “şuûr” kelimesinin “kıl, kıllar ve bilinç” anlamlarına geldiğini görürsünüz. Yâni kelimenin zâten mündemiç (ânında sözlük: içkin, bir şeyin içinde olan, saklı olan) muhteşem bir mânâsı var: Kıl kadar ince ve farklı şeyleri tefrik edebilmek. Türkçe “bilmek” kökünden türetilen “bilinç” kelimesi ise bu derinliği maâlesef taşımıyor… Daha ziyâde mes’elenin “gnosis: γνῶσις” kısmına tekabül ediyor (burada işin mistik değil, literal mânâsını kastediyorum). Malûm, ilk atalarımız için kullanılan isim Homo sapiens sapiens, yâni “farkında olduğunun farkında olan adam”. Bu sosyal antropolojik târif aslında nâkıs… Çünkü Kant’ın da çok üzerinde durduğu üzre, içe bakış (entrospeksiyon), yâni hem müşahede eden (obje) hem de müşahede edilen (süje) olunması irrasyoneldi!

Fakat zaman geldi geçti, onun ve arkadaşlarının bütün çabaları bir tarafa atılarak, Freud’un önderliğinde bu argumentum a contrario, yâni “mefhumu muhalif” tekrar gündeme oturdu (ânında sözlük: bir mefhumun, kavramın veya ifâdenin zıt anlamı. Genel olarak mefhum-u muhalif’ten yola çıkılarak açıklanmak istenen mefhum anlatılır; “kapı kapalıydı” demek için “kapı açık değil” demek gibi).

Meselâ onun kullandığı ve ilk psikoloji ve psikiyatri kitaplarında “gayrı meş’ûr”, şimdilerde oldu “bilinçdışı”. Jung’un “collective unconscious” kavramı da “ma’şerî gayrı meşûr” olmaktan çıktı, “ortaklaşa bilinçdışı” oldu. Günümüzde piyasadaki “sağlam” dergilere “şuur” (şuûr da değil) diye bir kelimenin geçtiği bir makale yollarsanız, ânında reddedilir!



Aslında farkında olmak (awareness) ne demektir, bu bile hâlâ içinden çıkılabilmiş olan bir şey değildir.

Budist meditasyondan mülhem “mindfulness” kavramı modern nomenklatüre burnunu sokuverdi!

Meselâ Bora, Türk psikiyatri Dergisi’ndeki (2009; 20(3): 269-281) makalesinde “Primat evriminin önemli özelliklerinden biri giderek karmaşıklaşan sosyal çevre ve bu duruma uyum sağlamaya yönelik bilişsel yetilerin gelişimidir. Zihin Kuramı (Theory of Mind) (ZK), insanın sosyal etkileşiminde rol oynayan sosyal bilişsel yetilerin en önemlilerinden birisini anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Kavram ilk kez, 1978′de Premack ve Woodruff’un, şempanzelerde yaptıkları bir deney sonrası tanımlanmıştır. ZK başkalarının görünen davranışlarını zihinsel durumlarına atıfla açıklayabilme yetisi olarak tanımlanmıştır (Premack ve Woodruff 1978). Başka yazarlar tarafından bu yeti zihinselleştirme (mentalizasyon) olarakta adlandırmıştır (Langdon ve Colheart 1999). Son 20 yıldır, zihin kuramının insan gelişimi ve psikopatolojisindeki rolü ilgi odağı olmuştur. Baron-Cohen ve arkadaşlarının (1985) otistik bozuklukta, ZK gelişiminde bir sorun olduğunu göstermelerinin ardından, çok sayıda çalışma otistik spektrum bozuklarında zihinselleştirme yetisinde ciddi bir bozukluk olduğu iddiasını desteklemiştir (Baron-Cohen 2001). Otistik bozuklukla ilgili çalışmalardan sonra, ZK bozukluğuyla diğer psikopatolojiler arasında da bir ilişki olabileceğini öngören bulgular yayınlanmıştır. Şizofreni bu psikopatolojilerin en önde gelenlerinden biridir ve Frith’in zihinselleştirme yetisindeki bozukluğun sanrı gelişiminde nedensel bir rolü olduğuna ilişkin teorisinden sonra, şizofreni-ZK ilişkisi oldukça çok sayıda çalışmada incelenmiştir (Brüne 2005b, Harrington 2005). Bu konuda yapılan çok sayıda çalışmaya rağmen, şizofrenide ZK bozukluğunun niteliği ve anlamı hakkında halen tartışmalı birçok nokta bulunmaktadır. Bu tartışmalı noktaların en önemlilerinden birkaçı şöyledir: 1- Hangi belirtiler ZK bozukluğuyla ilişkilidir? 2- ZK bozukluğu akut psikozla ilişkili geçici bir durum mu, yoksa hastalığın kalıcı bir özelliği midir? 3- ZK bozukluğu birincil bir bozukluk mu, yoksa diğer bilişsel işlev bozukluklarının bir yan ürünü müdür? 4- ZK bozukluğunun hastanın işlevselliğine ve klinik görünümüne etkisi nedir/nasıldır?” şeklinde başlayarak konuyu tartışır…

Çatak ve Ögel, Nöropsikiyatri Dergisi’ndeki makalelerinde (2010; 47(1):69-73) ve “farkındalık temelli terapiler (mindfulness bases therapies), son yıllarda ruh sağlığı alanında sıkça adından söz edilmeye başlanan bir terapi yaklaşımı olarak dikkati çekmektedir. Farklı psikolojik rahatsızlıklarda farkındalık temelli terapilerle ilgili araştırmaların artış göstermesi, psikoterapi alanı içerisinde farkındalığa olan ilginin arttığına işaret etmektedir. Ülkemizde farkındalık temelli terapilerle ilgili bilgilenme düzeyi oldukça düşük olup, bizim araştırmalarımıza göre farkındalık ile ilgili yayınlanmış herhangi bir yayın da bulunmamaktadır” demişlerdir.

Hâlbuki Türk Psikiyatri Temel Kitabı’nda “Evrimsel Psikiyatri” bölümünde ben buna değinmiştim ve lineer klâsik psikoterapilerin yetersizliğinden, Doğu’nun meditatif yönlerinden istifâdenin elzem olduğunu da eklemiştim (bkz. http://www.keremdoksat.com/2008/10/28/evrimsel-psikiyatri/). Daha da ileri giderek, http://www.keremdoksat.com/2009/06/19/mistik-ve-dini-yasantilarin-psikiyatrik-acidan-degerlendirilmesi/ adresinde görebileceğiniz gibi, assosiyatif dissosiyasyonlar kavramını ihdas eyledim (http://www.keremdoksat.com/2009/07/28/homo-religiosus-ile-homo-mysticus%e2%80%99un-farklari/).

Şimdi daha da ileri giderek, son Ulusal Kongre’deki ve benzeri ortamlardaki panel sunumumdan da hareketle, son görüşlerimi sunuyorum…

1970’de Nobel Fizik Ödülü’nü alan Hannes Olof Gösta Alfvén tarafından geliştirilen “plâzma evren” anlayışı kozmik fon ışınımının ve Hubble teleskopunun temin ettiği bulgular ışığında evrenin genişlediğinin gösterilmesinin yanı sıra, Alfvén’in bahsettiği gama ışınları da bugüne kadar tesbit edilememiştir. Diyalektik Materyalistler plâzma evrene iman şeklinde inanırlar.

Edward Witten (26 Ağustos 1951) Amerikalı teorik fizikçi ve İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde profesördür. Süpersicim Teorisi’nde dünyanın önde gelen araştırmacılarından ve teorik fiziğe geniş katkılar yapmış, matematiğin gelişimine katkılarından dolayı 1990′da Fields Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 1995′te, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki bir konferansta M-teorisinin varlığını ileri sürdü ve M-teorisini daha önce gözlenen birtakım ikilikleri açıklamak için kullanması sicim teorisi’nde ikinci süpersicim devrimi olarak adlandırılan yeni bir araştırmayı harekete geçirdi.



Prof. Edward Witten
Hâlen en geçerli evrim teorisine göre Büyük Patlama 14+1 milyar sene önce gerçekleşmiştir. 1918’de Nobel Ödülü alan ve Kuantum Teorisi’ni kuran, Tanrı inancına da hep sıcak bakan Nobel ödüllü Alman Max Planck’dan mülhem Planck Zamanı kavramıyla da bu büyük başlangıcın öncesinin formülü üzerinde çalışılmaktadır; yâni zamansızlığın ve mekânsızlığın formülü. Bu yaklaşım, Prof. Stephen Hawking’in iyice tanıttığı Her Şeyin Teorisi (M Theory) ile yeni bir ivme kazanarak, evrenimizin bir karadelik patlamasından doğduğu fikri gündeme gelmiştir; akabinde eşiz, ikiz ve sonsuz evrenlerin yanı sıra, 11 boyutlu evren tasavvurunu gündeme geldi. Evrimin son 4 milyar senesinde gezegenimizde karbon temelli hayat başladı.

Gezegenimize çarpan gökcisimleriyle en azından 5 tânesinde hayatın %99’u ortadan kalkmasına rağmen, her seferinde daha da zenginleşerek ve giriftleşerek canlılık gelişti. Üstelik canlılıkla cansızlığın sınırlarının târifi de imkânsız denecek kadar zor.

Evren artık kapalı bir sistem değil, açık bir sistem olarak telâkki ediliyor ki, bu da evrenin bizatihi canlı olduğunu ve bir zihne sâhip olduğunu düşündürüyor. Biz de bu kozmik zihnin ve onun bilincinin birer organeliyiz: Kozmik Psişe!

CERN’deki son deney de bu fikri doğruladı…
Bir nev’î Panenteizm gibi (de) görebileceğimiz ve tasavvufta da “levh-i mahfuz” denen evrensel, evrimsel küllî bilginin bilimsel izahının sınırındayız. Katolik papazı olan George-Henri Lemaître 1920’lerde dinsel düşünceyle, Rus (sonradan Amerikalı) Hümanist bir teorik fizikçi olan George Gamow 1940’larda bilimsel düşünceyle, İlk Ân’dan ve Patlama’dan bahsettiler. Gözlem evlerinden izlenen uzak galâksilerin ışığındaki kırmızıya kayış, bunun ispatı olarak kabûl edilmektedir. New Jersey’deki Bell Laboratuarı’ndan Penzias ve Wilson, gökyüzünün her tarafından gelen bir ışınım (radiation) buldular. Bütün yönlerdeki parlaklığı aynı idi ve yaklaşık 3° (2.725°) Kelvin sıcaklığındaydı. Buluşları onlara Nobel Ödülü kazandırdı. Yâni Evren genişliyordu ve 14+1 milyar sene önce hiçlik küçüklüğündeki bir Atomo Primitivo’nun patlamasıyla ortaya çıkmıştı…

Meselâ “Psychologia” teriminin kökünde kadim Yunanca psukhe (kelebek) ve logos (bilim, teori) yatar. Teorinin temelinde de “Theo’tan uzaklaşıp karşı çıkma” mânâsı yatar! Kelimeyi ilk olarak “ruhları – Tanrı’yı – Psişe’yi çağırma ilmi” anlamında kullanan ve ontoloji teriminin de mucidi olan Alman skolâstik filozofu Rudolphe Goklenius’tan (GOCLENIUS Goeckel, Rudolph Göckel veya Rudolf Goclenius 1547 – 1628) bu yana sekülarize olup, pozitivizmle buluşması yaklaşık 450 sene almıştır.

Anksiyetenin (Psişe’nin bunalması) Finalitesi ve/veya Teleolojisi vardır: Aslında anksiyete varoluşun en temel yaşantısıdır. İnsan ve hayvan türleri arasındaki anksiyetenin filogenetik perspektiften kıyaslandığında, kalitatif bir farkının pek de olmadığı ileri sürülmektedir (Belzung ve Philippot 2007). Bağlanma sistemlerinin ve sosyal mertebeleşmenin teşkilinde, bireysel ve sosyal sağlığın pekişmesinde anksiyete tâyin edici (determinant) faktör olarak rol oynamakta (Sloman 2008). (Belzung C, Philippot P. Anxiety from a phylogenetic perspective: is there a qualitative difference between human and animal anxiety? Neural Plast. 2007; 59676. Sloman L. A new comprehensive evolutionary model of depression and anxiety. Affect Disord. 2008 Mar; 106(3): 219-228).

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör İngiliz Astrofizikçi Hawking “sonsuz sayıda eşiz evrenler var” diyor. Evrenin var oluşunu açıklamak amacıyla yıllardır üstünde çalışılan “Her Şeyin Teorisi”nin (Theory of Everything) formülü oluşturmaya başlandı ve Prof. Edward Witten’ın adını verdiği “M-teorisi’ni” tanıttı. Buradaki “M” (magic, mysterios, mother) büyülü, esrârengiz veya her şeyin (bütün teorilerin) anası olarak değerlendirilebilir. Bütün bunlar, evrenin klâsik görüşlerde zannedildiği gibi kapalı değil açık bir sistem olabileceğini düşündürüyor. Yâni, bir anlamda, evren canlı çünkü negantropi yapıyor ama sonunda entropiye mağlûp düşüp bir ultra karadeliğe dönüşüp yeniden patlamak üzere kendi içine gömülüyor!

Yâni yokluk, yok! Yâni Psişe canlı, Kartezyen ekol sınıfta kaldı! İnsan da bu sonsuz varoluşun bir parçası…

Fıtraten (connate) dünyaya getirdiğimiz, hilkatimizde (innate) bulunan davranışsal özelliklerimiz var mı, yoksa her şey doğduktan sonra yaşadıklarımızla mı tâyin ediliyor?

Doğamız (nature: tabiat) bizim davranışlarımız üzerinde ne derecede rol oynar?

Bunların cevabını binlerce sene filozoflar ve teologlar tartışmıştır.

Günümüzde ise müsbet bilimin konusu olabildi, nihâyet!

Cloninger’ın 4 temel huy ve 3 temel karakteri… Akiskal’in Bipolar ¼’ten Bipolar 6’ya uzanan Duygulanımsal Huyları… Henüz bilmediklerimiz…

Hawking’in buluşu: Yaratılış hikâyesinin sıfırıncı sâniyesine ulaşılabilecek. Hawking: Hiçlik ile Varlık arasındaki geçiş ânının aydınlatılması, “Tanrı’nın plânını ortaya çıkarmak olacaktır” dedi, geçenlerde mecburen çark etti! Evrensel bilgi zâten var ve hep olacak: Levh-i Mahfûz!

Farkında olma, farkında olduğunun farkında olma aşama aşama oluşmuştur. Üst primatlarda bu mânâda farkında olduğunun farkında olma kısıtlı derecede de olsa, mevcut. Bilinçliliği sırf bununla tanımlarsak: Bilinçlilik de (bireysel ve toplumsal) bir devamlılık içerisinde evrimleşmiştir.

Kültürel evrimin memetik yolla biyolojik evrimin önüne geçtiği bildiğimiz tek canlı türü: Homo sapiens sapiens.

Kendini aşabilme kapasitesinde, hâttâ mecburiyetinde olan tek varlık: Homo sapiens sapiens.

TEMEL EVRİMSEL KAVRAMLAR
İntibak (adaptasyon – Darwinian, Lamarckian)

Doğal ayıklanma-elenme (natural selection)

Kapsamlı sıhhat (inclusive fitness)

Kalıtsal sıhhat (genetical fitness)

Kaynak tutucu potansiyel (resource holding potential)

Rölatif kaynak tutucu potansiyel (relative resource holding potential)

Karşılıksız diğerkâmlık (karşılıksız özgecilik: non-reciprocal altruism)

Karşılıklı diğerkâmlık (karşılıklı özgecilik: reciprocal altruism)

Bağlanma (attachment) sistemi

Baskın heteroseksüel sistem

Imprinting (faza duyarlı-epigenetik öğrenme)- kazlar ve insanlar farkı

Epigenetik ilke

Esas/nihaî sebep (ultimate cause)

En yakın sebep (proximate cause)

Toplumsal hiyerarşi ve mertebeler (rank)

Ritüalistik grup aktiviteleri

Ritüelik agonist davranışlar

Gelişimin erken dönemlerinde, hayvan yavrusu çok kısa bir periyod sırasında belirli bâzı uyaranlara çok fazla duyarlıdır, diğer zamanlarda aynı duyarlılığı göstermez. Bu periyod sırasında duyarlı olduğu uyaranlarla karşılaşma hayatının geri kalan dönemlerinde devam edecek olan davranış kalıplarını ortaya çıkarır (epigenezis). Yâni donanım (hardware) evrimseldir ve kritik dönemlerde belli yazılımların (software) yüklenmesini ister. Bu gerçekleşmezse psiko-biyo-sosyal patoloji gelişir.

Günümüzde toplumsal çevre, temel insanî ihtiyaçlara zıt özellikler taşımaktadır. Modern toplumlar, insanın evrim sayesinde adapte olduğu ortamdan çok uzak bir yapı içindedirler. Modernite, postmodernizm ve nihâî olarak globalizasyon da, yabancılaşmayı körükleyerek ve temel güven duygusunu zedeleyerek, yok mekânlar, ötekiler ve göçmenler yaratarak çeşitli psikopatolojilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.

EVRİMİN ANAHTARI: MOLEKÜLER EVRİM
Tâ Büyük Patlama’dan insana kadar her şeyin evrimini kapsar…

Darwiniyen (1850-60’larda), Mendeliyen (1900’lerde), Moleküler (1960 ve 70’lerde), Filogenetik (1970 ve 80’lerde), Genomik ve Biyoenformatik (1990’larda) mekteplerle evrimleşmiştir; hâlen alternatif transkripsiyon, alternatif translasyon ve ekspresyon, metillenme, radyasyona mâruziyet ön plândadır. Bunlar Darwiniyen paradigmanın zaaflarını kapatmaktadır.

Tek bir Genom – ~ 30.000 Gen – ~ 300.000 Protein – ~ 3 000 000 Moleküler etkileşim yapılmakta; buna göre bir genin yaklaşık 10 proteinin ve 100 kadar moleküler ilişkinin temelinde bulunduğu düşünülmekte; beynin ve onun reseptif-perseptif-eksekütif işlevleri evrimi neo-Lamarckiyen hâle getirmekte. Evrimin temelinde nöral plastisite, onun da temelinde adaptif değişikliklere intibak etmek için yeterli evrimsel donanım var. Genomumuzun sessiz sanılan %60’dan fazlalık kısmı aslında sessiz mi?

Hayır, o, Ontogenetik Psişe’nin bilgisini taşıyor…

Evrim ilerledikçe aşkın da saldırganlığın da yönetildiği amigdala ve limbik sistem muazzam derecede gelişir. Bu bölgelerin deneysel uyarılmaları ve epilepsilerinde de transandantal ruh hâlleri, korku, cinsel seçicilik yaşanır; ibâdet, mistik disiplinler, san’atkârâne yaratıcılık, tefelsüf buraları sürekli aktive eder. Evrimsel ıskalada yükseldikçe davranışların kalıtımsal-steryotipik, fıtrî (innate) şartsız refleks mâhiyeti azalır, öğrenilmiş davranışlar ve şartlı refleksler artar. Memelilerde, bilhassa üst primatlarda insanınkine çok benzeyen model alma (modelling) tarzındaki öğretme-öğrenme ilişkileri ön plâna çıkar. İnsanda büyük ölçüde identifikasyon (özdeşleşme-benimseme) öne çıkar.

Farkında olma, farkında olduğunun farkında olma aşama aşama oluşmuştur. Üst primatlarda bu mânâda farkında olduğunun farkında olma kısıtlı derecede de olsa, mevcut. Bilinçliliği sırf bununla tanımlarsak: Bilinçlilik de bir devamlılık içerisinde evrimleşmiştir.

SONUÇ
Hepimiz BİR BÜYÜK BÜTÜNLÜĞÜN parçalarıyız, bireysel psişelerimizin Ontogenetik Psişe’den çözülmesi (dissociation) ise Homo sapiens sapiens’in hak etmediği, sindiremediği kültüründen kaynaklanıyor. Gerçek İnsan tekâmül ettiğinde, bu sorun bitecektir…

Bütün sıkıntımız, yabancılaşıp (alienation) çözüldüğümüz (dissociation) Ontogenetik Psişe’ye yeniden kavuşmakla mümkündür ve maâlesef Homo sapiens sapiens’in bunu başarabileceğini sanmıyorum.

“Biz, hayvanlarla gerçek insanlar arasındaki kayıp halkayız” Desmond Morris (etolog ve sürrealist ressam).

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 24 Aralık 2010 Cuma

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Kemal Erdem  - M-Teorisi   |93.232.189.xxx |24-12-2010
M-Teorisi, Hawking'in degil, Princeton, New Jersey'deki Institute for Advanced Study bünyesinde arastirma yapan bir grup bilimadaminin calismalariyla yerini bulmus bir teoridir. Bir bilimadami ismi anilacaksa bu Hawking degil, Edward Witten'dir. Citation'lari usulüne uygunmus gibi karman corman yazarken diger taraftan da kulaktan dolma laflar temek hic hos olmuyor.
Canan Akkaya  - şa'r=kıl   |94.55.183.xxx |24-12-2010
Bildiğim konuda ahkam kesebilirim ancak.Kılın,bilinç ve şuurla yakından uzaktan ilgisi yok. Sözlükte " arapça isim fizyoloji" diye geçiyor ve "ayın" ile yazılıyor, sıfatı da kılcal. Şuurun yazılışı farklı.
"Şuara" şairler suresi ve "şair" için sözlük örnek de vermiş.
"Şair deme ehl-i hal demektir.Ş. Galip" Yine de arapça hocama soracağım. Kerem Bey'in yazılarını 15 yıldır takip ediyorum ama "Sultan'ın BİLİNÇ'i" daha yakın geldi doğrusu,kelimenin anlamını farklı algılamama rağmen. Golemann'dan sonra şuuru, basitçe duygusal zeka, bilinci de varlığın ontolojisini bilme diye tahayyül ettim. Başta Sultan olmak üzere herkesten yardım bekliyorum. Kerem Bey'in dediği "ontogenetik pşişe"ye kavuşma imkanım olmasa da bu durumu anlamlandırma şansım var. Bana göre BİLİNÇ tektir, bu bütünlükle kurduğumuz ilişki ölçüsünde bilinçli sayılabiliriz.
Hikmet  - Gerçek..   |88.254.197.xxx |24-12-2010
"Hepimiz bir büyük bütünlüğün parçalaryız"
derken, bütünlüğü-parçaları madde boyutunda aramaya-birleştirmeye çalışırsak
hiç bir zaman başaramayız. "ayrı parça" olma sanısından kurtulup esas varlığımızı idrak edebilme "şuuruna" ulaştığımız zaman
gerçeği anlayabiliriz.
Bu idrake ulaşamayıp ta; kendimizi "madde beden"-"bilinç beden" vs, vs gibi ayrı bir varlık zannı ile hiç bir zaman "aklımız tatmine" ulaşamayacaktır. Çünkü bilinmezlikte çözüm, veya tesadüfen çözüm olası değildir.
Biz "En mükemmel suret üzere" halkedilip madde boyutunda "bireysellik" deneyimi yaşayıp aslımızı-hakikati idrak ile mükellef olan varlıklarız.
Neticede üç sınıftan birini hak edeceğiz
Ya aklı ile en güzel surette hayvansal yaşamın gereğini yerine getiren zavallılardan,
YA Aklı ile "bireyselliği"n hakkını veren insanlardan.
YA Aklı ile Hakikati idrak şuuruna ulaşanlardan
olmayı....
Anonim  - Ah şu bilinç...   |88.244.211.xxx |25-12-2010
Yani BİLİNÇ derken aslında bir üst kontrolün isimlendirmesi. Ne uyanıklık, ne onla birlikte olan afrkındalık ne de içsel-dışsal uyaranlara uygun yanıt verme. hepsi bir arada ama toplamlarından daha fazlası olan bir üst KUTU-HAVUZ ya da İÇEREN şey... Başka bir adla bunu ifade edebilmek bir çok sorunu çözer.
Anonim  - Wikipediadan alıntı   |88.244.211.xxx |25-12-2010
When Witten named M-theory, he did not specify what the "M" stood for, presumably because he did not feel he had the right to name a theory which he had not been able to fully describe. According to Witten himself, "'M' can stand for either 'magic', 'mystery', or 'matrix', according to taste."[4] According to the BBC/TLC documentary Parallel Universes, the M stands for "membrane". Other suggestions by people such as Michio Kaku, Michael Duff and Neil Turok in that documentary are "mother" (as in "mother of all theories"), and "master" theory.
Anonim   |88.244.211.xxx |25-12-2010
Madde olarak da bütünün parçalarıyız zaten. Sİngularity'den çıktık....
M. Kerem Doksat  - Kıl ve şuûr   |78.181.33.xxx |25-12-2010
Bendeki üç ayrı lûgatte şuûr deyince "kıl" diye yazıyor. Sizinki hangi sözlüktür, şaşırdım...
M. Kerem Doksat  - Hazin   |78.181.33.xxx |25-12-2010
Tenkit yapıcı olursa âlâdır, üslûb-i beyân, aynıyla insan!
Hazin...
canan akkaya  - şuur-şuara-şair-ş'ar-şa'riyyet   |94.55.183.xxx |26-12-2010
"yazılışlar aynı okunuşlar farklı. . arapça bir çok kelimede yazılış aynı olmakla beraber okunuşlar farklı olabiliyor. selam ve saygılarımla" cevaptan kopyaladım. Arapça hocam Trablus'ta,adresini verebilirim, benden bıkmış olabilir ama herkese yardımcı oluyor. Kur'an'daki anlamlandırmayı tercih ediyorum.Sözlük, Mustafa Nihat Özön'ün, 1965 baskısı.
Zeynep Nalan Angan  - Şuûrdan Bilince   |78.183.19.xxx |26-12-2010
Prof. Dr. Kerem Doksat tarafından yazılmış olan güzel yazıya teşekkür ederken, küçücük bir toz zerresi kadar olan benim düşüncemi dikkate almanız umuduyla S. Hawking 'M Teorisi'nden sonsuz parelel evrenlerden birinde yaşayan bizler için siz ve sizin gibi büyük şuurların, Çaresi bulunamayan çaresiz hastalıklara, örneğin Relapsing Remitting Ms olan ben ve benim gibi bir sürü çaresiz hastalıklara derman bulmanızı dilerim, Başarılar dileğiyle Sonsuz saygılarımı sunarım...
Murat ÇAĞLIYAN  - Kant' ın görüşü..   |85.104.249.xxx |26-12-2010
"Çünkü Kant’ın da çok üzerinde durduğu üzre, içe bakış (entrospeksiyon), yâni hem müşahede eden (obje) hem de müşahede edilen (süje) olunması irrasyoneldi!"
Yani Kant'da acaba "hangi göz ki kendini görebilmiş" diyenlerden miydi ? Bakın bu çok iginç çünkü bende böyle düşünüyorum. Bir blinç , şuur vs.vs.var ise biz bunu tesbit edememeliyiz bence.. Biz bunun farkında isek, farkında olduğumuz şeyin farkında olabilmek için o farkında olduğumuzdan daha farklı olmalıyız. O zaman da ortaya 2 şey çıkmaz mı bir farkında olan ve farkında olduğunun farkında olarak bunun farklı bir varlıktan sadır olması gerektiğini düşünen varlık. Her durumda bir varlıktan daha fazlasına ihtiyaç yokmudur. ?
Kısaca; Kendisini asıl algılayabilmektedir BİLİNÇ bunu anlıyamıyorum ?
Bu irrasyonel olduğu kadar da imkansız bir durum değilmidir. ?
Anonim  - Râğıb el-Isfahanî, el-Müfredat fı Garibu'l-Kur'â   |88.240.68.xxx |26-12-2010
"Arapça bir kelime olup Şe-A-Ra fiil kökünden gelir. Görünen ve bilinen mânâsınadır. İnsanın ve hayvanın bedenindeki kıllara "şa'r" denilir, çoğulu "eş'ar"dır. İnce duygu, anlayış ve bilgi sahibi olduklarından dolayı, insanlardan bazılarına şair denilmiştir. Şair; "şuur sahibi" mânâsınadır. Bundan dolayı şiire "ince duygu ve ilim" adı verilir. "

Böyle bir tanım da var.
Anonim  - Multiple Skleroz   |88.240.68.xxx |27-12-2010
Emin olun MS konusunda bir çok araştırma yapılıyor ancak bazı şeyler için zamana ihtiyaç var. Diğer yandan ilaç araştırmaları konusunda bizler, bu ülkede, UYGULAYICILARIZ. Araştırma ve yeni ilaç keşfini henüz bizim yapmamız zor. Ama dünya çalışıyor.
kuantum  - metabilinç   |SAdministrator |27-12-2010
Farkında olduğunun farkında olduğunu fark etme. BİR üst bilinç Meta-bilinç deniyor bu duruma....
kuantum  - SÖZCÜKLER   |SAdministrator |27-12-2010
Sözcüklere dikkat edin,
olağanüstü olanlarına bile.
Çünkü olağanüstü için yapabileceğimizin en iyisini yaparız,
kimi zaman sözcükler arı gibi sokarlar
ve bir öpücük bırakırlar iğne yerine.
Parmaklar gibi değerli olabilir sözcükler
Ve kaya gibi güvenilirdir sözcükler
kıçınıza sokarsınız onları.
Ama hem papatyalar hem de bereler gibi olabilirler.

Yine de severim sözcükleri.
Tavandan düşen güvercinlerdir sözcükler.
Dizlerimde oturan altı kutsal portakaldır onlar.
Sözcükler ağaçlardır, yaz'ın bacakları,
Ve güneş, ve onun tutkulu yüzü.

Ne var ki sözcükler sıklıkla yanıltır beni.
Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki,
Bir sürü öyküler, betimlemeler, atasözleri, vb.
Ama sözcükler yetersiz kalır,
yanlış olanları gelip öper beni.
Kimi zaman uçarım bir kartal gibi
ama bir çalıkuşunun kanatlarıyla.

Yine de sözcüklere dikkat etmeye
ve kibar olmaya çalışıyorum.
Sözcüklere ve yumurtalara özenle dokunmalı.
Bir kez kırıldılar mı olanaksızdır
Onarılmaları.

Anne SEXTON
Çeviren: Tuğrul Asi BALKAR
kuantum   |SAdministrator |28-12-2010
Yine de sözcüklere dikkat etmeye
ve kibar olmaya çalışıyorum.
Sözcüklere ve yumurtalara özenle dokunmalı.
Bir kez kırıldılar mı olanaksızdır
Onarılmaları.
Sevgi Yüreklik  - Teşekkürler...   |81.214.238.xxx |07-01-2011
Öncelikle değerli fikir ve tespitlerinizi, bilminizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

"Günümüzde toplumsal çevre, temel insanî ihtiyaçlara zıt özellikler taşımaktadır. Modern toplumlar, insanın evrim sayesinde adapte olduğu ortamdan çok uzak bir yapı içindedirler. Modernite, postmodernizm ve nihâî olarak globalizasyon da, yabancılaşmayı körükleyerek ve temel güven duygusunu zedeleyerek, yok mekânlar, ötekiler ve göçmenler yaratarak çeşitli psikopatolojilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır."

ve

"bireysel psişelerimizin Ontogenetik Psişe’den çözülmesi (dissociation) ise Homo sapiens sapiens’in hak etmediği, sindiremediği kültüründen kaynaklanıyor. Gerçek İnsan tekâmül ettiğinde, bu sorun bitecektir…"

Bu tespitleriniz bence dünyamızın durumunu ayan beyan ortaya koymuştur.

Ama ben sizin kadar umutsuz değilim:)
ŞUUR ve BİLİNCİ birbirine yakın ama ayrı düşünürsek,
yani ŞUURSUZ BİLİNÇLİLER var olduğunu varsayarsak bile,

evrimde geldiğimiz bilimsel noktaya bakarak, bugün bunları konuşuyor olmamızın bile bir önemi olduğunu düşünüyorum.

Genel kitleler ve özellikle bilimsel çevreler, Levhi Mahfuz'un ne kadar farkında olmasalar da, bir hologramdaki gibi, zırhı yani hız duvarını, o hıza varmadan atlayacağımıza ve, dağılmadan arkasına geçip tekamül edeceğimize inanıyorum.

Ve umudediyorum ki ( birazda psişik hissediyorum denebilir) bu yıllar hatta bu yıl, biz o zırh duvara çok yaklaştık.

Atlayabilen atlayacak, hızını kesemeyen ise duvara vurup dağılacak gibi görünüyor.

Zamanınızı aldım. Teşekkür ederim.
Saygılar.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından