Günün Özü!
Gerçeği bilemeyiz madem, ne yapsak boş; Ömür boyu kuşku içinde kalmak mı hoş? Aklın varsa kadehi bırakma elden, Bu karanlıkta ha ayık olmuşsun, ha sarhoş. Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye? Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe? Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen. Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işde. Hayyam |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Araplarda Felsefeci Kıyımı: Söndürülen Güneş! |
|
|
| Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||||||||||||||||||||||||||
|
Dokuz ve 13.yy’da Müslümanların özgün felsefi hareketi canlandı. Çünkü düşünsel çalışmalar devlet adamlarınca desteklendi, Vahiy’in sunduğu iletiyi anlama ve anlatma çabası bunu gerektirdi ve “oku” emri bir anlamda evreni anlamaya yönelikti. Gerçek felsefe Farabi ile kuruldu ve İbn Rüsd’ün ölümü ile (1198) İslam felsefesi biter. Beş yüz yıl boyunca, İslam uygarlığında, bilimin ve felsefenin alevi parlak bir şekilde yandı. Ama bu alev, zaman zaman üzerine su sıkmalarla sönükleşti. Zorla, ölüm döşeğindeki felsefecilerden, felsefeye sırt çevirdiklerine dair fetvalar verdirttiler. 885 yılında, Bağdat’ta felsefe kitaplarını kopya etmeyeceklerine dair, profesyonel kopyacıların yemin etmeleri istendi. İbni es-Sales’e felsefe ve mantığın incelenmesi veya öğretilmesinin serbest olup olmadığı sorulduğunda, şu yanıtı verdi (yıl 1251): “[Felsefe] deliliğin temeli, tüm karmaşanın, hataların ve doğru yoldan sapmanın nedeni... Mantığa gelince... Felsefeye ulaşmak için araçtır. Kötü bir şeye ulaşmak için başvurulan araç da kötüdür... Felsefenin öğretileriyle uğraştığına dair delil bulunan herkes aşağıdaki seçeneklerle karşı karşıya kalacaktır: Kılıçla idam ya da İslam’a dönüş; ancak bu şekilde memleket korunabilecek ve (b)ilimlerin kökü kazınabilecektir.” Bazen yeni fikirler var olan inançlara karşı gelebilir. Tıpkı İbni Sina’nın başına geldiği gibi. İbni Sina’nın dini inanç, bilim ve mantık arasında sentez kurma girişiminin çok tepki alması üzerine, “saptığı” öne sürüldü. Kendisi ise şöyle yanıt verdi:
Bu dönemlerde El-Seyuti, Halife al-Hadi’nin Bağdat’ta, 5000 (yanlış basım değil: beş bin) felsefeciyi öldürttüğünü belirtir. Sayı abartılı olmakla birlikte böyle bir katliam olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bilimi yok etmek için en iyi yöntem felsefecileri ortadan kaldırmaktır. Kindi’yi kamçıla, el-Razi’nin başına, görmesini kaybedinceye kadar kitaplarıyla vur, İbni Sina’yı sürgüne gönder, İbni Rüşt’e mantık ve bilimi incelemeyi yasaklayarak taşraya sürgüne gönder... Halife Mütevekkil döneminde (847-861) Bağdat’taki profesyonellere felsefe kitaplarını kopya etmeyecekleri konusunda yemin etmeye zorlandılar. Halife Nasır döneminde (1180-1225) geniş bir kitap koleksiyonu yakıldı. Medreselerde felsefenin yerini kelam almıştır. Felsefecileri yok etme işinin nereye varacağını birçok kişi fark etmemişti. Büyük felsefecileri olmayan bir ulusun, hiçbir zaman büyük bilim adamları da olmayacaktı. Felsefe meraka dayanır ve merak da bilime doğru uzanır. Bilim olmayan yerde de karanlık hâkim olur.
“...bir ulusun bireyleri felsefeyle ne denli içli dışlı olursa, o ulusun da o denli uygar ve ince ruhlu olacağına inanmak gerektiğine değinirdim. Böylece bir devlette var olabilecek en büyük nimet, o devlette gerçek felsefecilerin bulunmasıdır.”
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||||||||
| LAST_UPDATED2 | |||||||||||||||||||||||||||||




