Bunu biliyor musunuz?

"Dünyada her şeyin, madde ile ilgili işler için, manevi (fizik ötesi/metafizik) işler için, hayat için, başarı için en gerçek kılavuz bilimdir, tekniktir. Bilim ve tekniğin dışında kılavuz aramak, çevresinde olup bitenleri görmemektir; bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır."       Mustafa Kemal Atatürk (22 Eylül 1924)

Your Language?

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Giriş



Radyo Dinle

Usertrace

Please log in.
Kuantum Mekaniğine Göre Bilinci/Zihni ya da Beyni Kopyalamak mümkün müdür? Yazdır e-Posta
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Cuma, 05 Mart 2010 00:00

Cum

05

Mar

2010

Felsefeci William Occam (1285-1349) “varlıklar gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır” demişti. Bunu genetik çoğaltma için elbette söylememişti. 1997 yılında Dolly adlı koyunun bedensel hücrelerinden yararlanılarak kuzu (kopya yavru) Dolly elde edildi. Büyük tartışmalara neden oldu ve arkasından fare, inek, keçi ve maymun kopyalaması yapıldı. Bugünlerde insan kopyalanmasından sıkça bahsedilmekte ve bilimsel/dinsel çevrelerde tartışmalara neden olmaktadır. Bazı ülkelerde bu konuda yasaklar başladı bile. Peki, bir insan beyni ve bilinci tam olarak kopyalanabilir mi? Kopyalanırsa eski beynin bilinci ne olur? Yoksa iki aynı bilinçli kişi mi olacaktır? Eğer aktarılabilirse o zaman beyinin tüm atomsal dizilimlerinin ortaya çıkardığı bilinç, benzer elektronik yapıların hazırlanması bilinçli olmayı sağlamayacak mıdır? İnsanlardan alınan bilinçler bu elektronik yapılara aktarılabilecek midir? Fizik ve kuantum mekaniği buna izin verir mi? Beynin sinir hücreleri, sinir hücreleri ağından, daha da alt yapı olarak atomlar ve onların etkileşiminden kaynaklanan bir yapı olduğu düşünüldüğünde, beyin içinde fizik kuralları geçerli olmalıdır.

 

Kütle, yük ve spin gibi bütün gözlenebilir iç, özgün özellikleri aynı, bu özellikleri ile birbirinden ayırt edilemeyen parçacıklara özdeş parçacıklar denir. Sistemin fiziksel özelliklerinde hiç bir değişikliğe yol açmadan birbiri ile değiş-tokuş edilebilen özdeş parçacıklardan oluşan sistemlere özdeş parçacık sistemi denir. Klasik fizikteki makroevsensel parçacıklar (tenis topları, misketler) özdeş olsalar bile onları numaralayabilir ve hareketlerini izleyerek herhangi bir anda onları ayırt edebiliriz. Mikroevrensel parçacıklar ise çoğu durumda ayırt edilemezler. Kuantum mekaniğindeki hareket denklemi, tek bir parçacık için değil, göz önüne alınan tüm sistem için yazılan Schrödinger dalga denklemidir. Beyin anlaşılacağı gibi özdeş parçacıklardan oluşmaz. Özdeş olan ve olmayan, makroevrensel ve mikroevrensel parçacıklardan oluşur.

Atomların çevresindeki her elektron özdeştir. Bu ilke herhangi bir proton ya da başka parçacıklar için de geçerlidir. İnsan beynindeki bir elektron bir tuğladaki ile değiştirilse, sistem bir bütün olarak öncekinden farklı olmaz. Aynı durum atomlar ve moleküller içinde geçerlidir. Bir insana özelliğini veren ve bilinçli olmasını sağlayan bireysel parçacıklar değil, parçacıkların tümünün dizilişinin ortaya çıkardığı biçimdir ve etkileşimleridir. O zaman beyni oluşturan aynı atom ve atom altı düzeni oluşturan bir kopya ile bilinçleri ikileyebiliriz, istediğimiz kadar çoğaltabiliriz! Ancak, kuantum mekaniğine göre bilinmeyen kuantum durumlarının silinmesi (deletion) yasaktır. Bu nedenle kopyalanması mümkün değildir. Kuantum kopyalamaya sınırlama getirilmiş olması iki soruyu akla getirir. İlki, eğer kuantum teorisinin evrensel geçerliliği varsa, deneysel gerçek (Dolly’nin kopyalanması) ile nasıl uyuşabilir? Bu bir çelişki değil midir? İkincisi, bilinmeyen kuantum durumu kopya edilemez ise belli durumdaki kuantum sisteminin anlamı nedir?

Peki, neden bilinemeyen kuantum durumunun bir kopyasını silemiyoruz?  Kuantum iki bit sistemi (kubit, Q-bit, |0> ve |1>) klasik işlemden belirgin farklıdır. Kubit üst üste binme durumu oluşturabilir yani; üst üste binme |s>=α|0>+b|1> geçerli bir kuantum durumudur. Burada α ve b karmaşık sayılardır ve |α|2+|b|2=1’e eşittir. Kuantum C-NOT kopya ve aslının sadece belli durumlarında klasik C-NOT ile benzerlik gösterir. Klasik bir bitin (C-bit) kopyasının silinmesi (aslı bulunurken bir kopyası çıkarabilir ve iki aynı kopya olur) mantıksal olarak geri dönüşlüdür ve termodinamik olarak bir fiyatı yoktur. 0 bitin kopyasını baştan kurmak için koşullu mantıksal işlem operatörü olarak C-NOT [kontrollü-DEĞİL, bir girdinin durumunun kontrolünden dolayı çıktı ters olarak sonuçlanır] kullanılır. Kuantum C-NOT kapısı, klasik eşdeğerine göre kuantum üst üste binmeden dolayı çok yönü bir kapıdır. C-NOT belli kuantum durumlarının üst üste binmesine uygulandığında kopyalamayı ya da silmeyi engeller.

Mantıksal durumların her parçası için |aslı> ve |kopya>’sını göz önüne alarak C-NOT işlemcisini düşünürsek. C-NOT:
|0>|0>→|0>|0>, |0>|1>→|0>|1>
|1>|0>→|1>|1>, |1>|1>→|1>|0> olarak yazılabilir.

Kubitlerin çiftler halinde belirtildiklerinde, genel |s>|0> durumunda, kuantum C-NOT aslının bir kopyasını yalnızca üst üste binme olan |s>, hem |0> hem de |1> olduğu durumda oluşturacaktır. Genel |s> durumunda bu C-NOT aslı ve kopyası ile dolaşıklık oluşturacak ve (α|0>+b|1>)|0>→(α|0>|0>+b|1>|1>) meydana getirecektir. Bu kopyalama, orijinalinin tıpkı kopyası değildir. Özellikle, |±>=(|0>±b|1>) gibi tamamlayıcı aslı ve kopya durumu ile başlandığında aslı silinecektir!

Roger Penrose’da aynı görüşü öne sürer ve orijinal durumu ortadan kaldırmadan “bilincin” bir kopyasını çıkarmamıza kuantum kuramının izin vermediğini belirtir. Çünkü ilk durumu bozmadan bir kuantum durumunun kopyasını çıkarmak olanaksızdır. Bir elektronun spin durumunun kopyasını çıkardığımızı var sayalım. Bunu bir kez yapabilirsek tekrar tekrar yapabiliriz. Sonuçta ortaya çıkan sistem, Heisenberg belirsizlik ilkesine göre; konumu çok iyi tanımlanmış (x) ama aynı oranda da büyük bir açısal momentumu (p) olan bir durumdur. Dolayısı ile orijinalini yok etmeye hazırsak, ancak o zaman bir kuantum durumunun kopyasını elde edebiliriz.

Kuantum silme ya da kopyalama problemi üst üste binme durumunu tekrar düşünmemiz gerektiğini söyler. Bilinmeyen klasik bir durum, 0 ve 1 bitlerinin farklı alternatifleri durumunda olabilir. Bilinmeyen bir kuantum durumu ise bu alternatiflerin üst üste binmesi durumunda bulunabilir. Klasik bilgiden farklı olarak, bir kopyalama veya silinme durumunda üst üste binme durumunu biliriz. Fakat üst üste binme bilinmezse uygun geri dönüş seçilemez. Seçilemediği içinde bilinmeyen kuantum durumu ölçülemez. Nesnel bir ölçüm, gerçekte kuantum durumunun bir kopyasını içeren kopyalama ya da kopyalama meydana getirir. Dolayısı ile kopya veya silme için durumu bilmeye gerek duyarız. Durumun bir ölçümünü (bu bir klondur) yapmadıkça da kuantum durumunu bilemeyiz.

O halde Dolly nasıl kopyalandı? Dolly aslında “tam anlamıyla” bir kopya ve aynı zamanda da kuantum nesnesi değildir. DNA’nın atomlarından olmuş olması cevap oluşturmaz. Burada yine klasik dünya ile kuantum dünyası farkı Schrödinger’in kedisi gibi tekrar devreye girer. DNA çift sarmalının herhangi bir yerinde, hem 0 hem de 1’lerden sorumlu küçük moleküller vardır ve asla iki farklı molekül, kuantum üst üste binme durumlarında bulunmazlar. Üst üste binme durumu olsa bile, sistem ve çevrenin etkileşmesiyle (decoherance) hemen engellenir. Aynı zamanda genetik bilgi, DNA’da üst üste binme durumunda kodlanmadığından güvenle kopya edilebilir. Harika kopyalama mümkün olmamakla birlikte, zamanın en iyi ve yaklaşık kopyalaması, aslını ortadan kaldırmadan, silmeden oluşturulabilir. Tam bir kopyalamadan (tıpkısının aynısı) ziyade yapılan bir genetik ikizini oluşturmaktır. Bilindiği üzere, tek yumurta ikizleri aynı bilinç durumunda değildir.

Yorumlar
Ara RSS
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."