May 19
Cumartesi

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş

Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Şubat 2011 09:57

Fizik günümüzde iki temel alana ayrılır ve bu ayrım ilgilendikleri büyüklükle ilgilidir. İlki klasik fizik, Newton mekaniği ya da Newtonian fiziktir. Newton fiziği 1687’de ortaya çıkmıştır. Bu tür fizik maddeyi makroskobik olarak inceler. Klasik fizik 200 yıldan fazla egemenliğe sahiptir ve günümüze kadar evrenin kurallarını en iyi anlatan, hatta tapılacak kadar güvenilir hale gelmiştir. Bu güvenilirliğini sağlayan, önceden olayların nedenlerini ve değişkenleri bilme durumunda sağladığı kesin tahminden kaynaklanmaktaydı. Klasik (Newton) fiziğin bu belirlenimci kurallarından yararlanarak, gelecekteki Güneş, Ay tutulmalarının tarihlerini, galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin uydularının konumlarını tam olarak bilebiliyoruz. Ancak kuantum mekaniğinde durum bundan çok farklıdır.

İkinci fizik temel alt dalı ise kuantum mekaniği/fiziğidir ve nispeten yeni bir tarihi vardır. 20. yy başlarında, Newton’dan iki asır sonra, klasik fizik bazı olayları açıklayamadığından, yeni arayışlar doğmuş ve sonuçta kuantum mekaniğinin gebeliği başlamıştır. Kuantum fiziği temel parçacık fiziğinin tam merkezinde bulunur. Atom ve molekülleri doğru şekilde tanımlamak ve anlatmak bakımından mükemmel bir teori olmasına rağmen birçokları tarafından olasılıklar, belirsizlikler, kesin tanımlamaları engelleyen ve pek açık olmayan bir teori olarak da düşünülür. Kuantum fiziği olmaksızın DNA’nın yapısı ve işlevini, yıldızların renklerini, atomların kararlılığını, kimyasal bağları, diyotları, LED TV’leri, üstüniletken-akışkanların özelliklerini ve LASER’i anlayamaz, anlatamazdık.

Klasik Newtonian Fizik ve etkisi

Ancak bilim tarihine bakıldığında fizik günlük yaşamımızı ve hayat anlayışımızı biz fark etksek de etmesek de etkiler. Örneğin klasik (Newton) fiziğini ele alalım. 1687’de başlayan bu fizik çaktırmadan sosyal hayat, diğer bilim dalları ve hatta ekonomi üzerine bir çok etki yaptı. Mesela, dışarıya bir var olanları izleyen gözlemci yerleştirdi. Ardından liberal ekonomiye yansımaları oldu. İş hayatında herkesi uzman olarak yarattı ve insanları makine gibi çalışan, yaşam makinelerine dönüştürdü. Sosyal yaşamda ve bireyselliği ön plana çıkardı. Sanatta dadizm ve kübizme esin oldu. Dini yönden ise, bu fizikle birlikte “Tanrı öldü”, çünkü, Tanrıya her şeyin önceden belli olduğu evrende ihtiyaç yoktu. Aynı Newtonian fizik, nedenlerle-sonuçların sıkı bağlantılı olarak doğurduğu sonuçlarla Karl Marx’ın bakışını, Adam Smith’in liberal ekonomisi, Charles Darwin’in evrim teorisi ve Hitler’in soykırımını ortaya çıkardı.

Pavlov’un şartlı refleksini ve “Pavlov’un köpeği” deneyine esinleme yarattı. Deneyden önce köpeğin ağzının yan tarafı ameliyatla alınarak ağzındaki salya miktarı kolaylıkla ölçülebilecek duruma getirilmiştir. Daha sonra sesten yalıtılmış bir laboratuvarda kaçamayacak biçimde tespit edilmiş, ve bu duruma alıştıktan sonra deneye başlanmıştır. Köpeğin duyabileceği yerde bir zil çalmış ve zilden birkaç saniye sonra köpeğe et verilmiştir. Zil çaldığında köpek hiçbir salgılamada bulunmamıştır. Fakat et verildiğinde köpek normal salgılamasını yapmıştır. Bu düzen defalarca tekrar edildikten sonra yalnız zil çaldığında sanki kendisine et verilmiş gibi köpek salgılamada bulunmuştur. Bu etki-tepki, nedensel ilişkinin psikolojideki en bariz yansımasıdır.

Zeka dahil her şeyi ölçebildiğimize inanarak, 1912 yılında, IQ testleri gelişririldi ve insanları IQ puanlarına göre sınıflara ayırabileceğimize inandık. Bundan doğan esinlenme ile üstün ırk kavramına ve soykırımların yaşanmasına neden oldu. Aslında Hitler’in üstün ırk veya arı ırk yaratma çabasının arka planına, bilimin yarattığı IQ testlerinin de etkisi olmuştur. Bu nedenle Hitler’in girişimi sadece ideolojik ve siyasi bir çıkarım değildir.

Yine 1945’lerden sonra, devletler kesin hatlar ve çizgilerle, haritada cetvelle çizilerek ayrıldı. Bir çok bağımsız ve öne çıkan şirketler ortaya çıktı. Hem toplumsal olaylar, hem ekonomi, hem arz talep hemen herşey alt yapısına indirgendi. Ardından fizik bunu atomda da yaptı ve atomu değişik parçacıkalrdan oluşan alt parçacıklarına proton, nötron ve elektron olarak ayırdık. Newton fiziğinin eğemenliğini sürdürdüğü 400 yıl boyunca ve sonrasında hayat tam olarak gözlenebilir, ölçülebilir ve niceleştirilebilir kabul edildi.

Kuantum Fiziği Etkisi

1900’lerde doğan kuantum mekaniği ile artık bunların tam tersi bir etki altına girdi bilim ve bu da sosyal hayata, sanata, ekonomiye, dinsel inaçlarımıza kadar yansımaya başladı. Evrene artık ayrılamaz ve bölünemez olarak bakıyoruz. Bir şeyleri ölçtüğümüzde hata payımızın olabileceğini ve mutlak ölçüne ulaşamayacağımızı kabul ediyoruz. Ulusların sınırlarının kalkması gerektiğine daha çok inanıyoruz. Bu esinlenme ile birlikler kuruluyor. Görünen maddi evrenin ardında başka örtük bir düzen, örtük asıl/gerçek dünyanın olduğuna artık daha çok inanıyoruz. Ve bu bize mantıklı geliyor. Sadece kendimiz için değil, başkaları içinde çalışmamız gerektiğini ve başka bir yerdeki kelebek kanat çırpmasının bizi de nasıl etkileyebileceğini daha iyi anlıyoruz. Artık dünya üzerindeki bir ülkedeki ekonomik ve siyasi çalkantılar, 10 dakika sonra dünyadaki diğer tüm ekonomileri, borsaları ve de evdekilerin ekmek fiyatlarını etkiliyor. Evreni ve çevremizdeki dünyayı izleyen değil, onun bir parçası olduğumuzu kabul etmeye başladık. Bu nedenle daha çok çevreci olmaya, çevreyi korurken de kendimizinde o çevre içinde yaşadığımız bilincine vardık. Pavlov’un şartlı refleksindeki köpeğinin yerini şimdi Schrödinger’in kuantum kedisi aldı. Artık bu dönemde, şartlanmayan, nasıl davranacağı sadece belli oalsılıklar dahilince bilinebilen bir kedi ortaya çıktı. Bunun gibi bir çok alana yeni fizik etki etmeye başladı. En belirgin etkisi elbette mistik, metafizik ve felsefi alanda ortaya çıktı. Kuantum fiziği ile elle tutulabilen parçacıkların yerini önce dalgalar ve daha sorna da sadece “bilgi” aldı.

Nesnelliğin yerini öznellik, nesnelerin yerini süreçler, aklın yerini his, eylemin yerini düşünce, basitliğin yerini karmaşıklık aldı. Dilde kullandığımız kelimelerde bile buna uygun değişime uğradı. Klasik fizik dönemindeki “ya/ya da” yerine artık “her ikisi de” ifadesini daha çok kullanır olduk. Artık dışarıdan sadece gözleyen ve karar veren bir “beyin/bilinç” değil, insanın düşüncelerini de içeren dış dünyayı içerecek şekilde, “Orada ne oldu?” yerine kuantum fiziği ile “Burada ne oldu?” demeye başladık. Zihin/bilinç artık pasif olmaktan çıkarak aktif hale geldi.

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
MUSTAFA  - KUVANTUM FİZİĞİ GÜNÜMÜZDE GÜNLÜK VE SOSYAL ALANA Y   |88.247.54.xxx |13-02-2011
bi damla suda bütün okyanus gizli insan kainatın içinde gizli olduğunu evrenin ham maddesine kendisini şekil verdiğini anladı.Kendim kavramının yerini biz kavramı almaya başladı .İnsan aslında kendisinin büyüleyici bi güce sahip olduğunu farketti maddeye bakıyorsun ve madde kendini değiştiriyor zamanın bile insansı özellik taşıdığına kanat ettik sana göre esniyor biz evreniz .
bahriye sirav  - Newton & Quantum Mechanics   |88.226.196.xxx |19-02-2011
Newton mekaniginde ayrıştırdık çözümledik.. dilüe ettik :) kuantum mekanigi ile bütünleştirmeye, genel olarak toparlamaya gidiyoruz... devamında ne gelecek merakla bekliyorum...
Sultan  - Devamında ne gelecek merakla bekliyorum...   |85.105.51.xxx |07-03-2011
Başka bir fizik, yeni bir fizik...
znalan  - uantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata   |Registered |16-06-2011
200 yıl öncesine göre, her zaman yaşananabilecek değişikliklerle günümüze gelindiğinde kademe kademe evrimleşerek, hangi yollardan geçeceği hala belirsiz olarak, siz Fizik bilimcilere, biz insanoğlunun alacağı dersler için, teşekkürlerimi sunuyor, başarılarınızın devamını diliyorum..
ömer  - egolar   |88.230.182.xxx |05-04-2012
Biz "dünya bizim için, evren bizim için, kainat bizim için yaratıldı" dediğimiz müddetçe neyle karşı karşıya olduğumuzu anlayamayız ve egolarımızın kurbanı olmaya devam ederiz. Çünkü egolarımıza neredeyse "çocuklarımız" kadar düşkün olduğumuz için bütün evrenin ayaklarımızın altına verildiğini sanarız. Şahsen büyük üstad Aristotales'in bütün insanlar(sağlıklı) aynı ilkesine inananlardanım. Hepimizin beyni çift çekirdekli işlemci, sadece bazımarımıza fazla işlem yapabilme kabiliyeti kazandırıyoruz. Bir insanı sadece görüntüsü ve ses tonu iyi olduğu için liderimiz yapabiliyoruz çünkü biz "korkak ve egolarımıza düşkün" olduğumuz için koloniler halinde yaşamayı seviyoruz. Bugün Isaac Newton'un koltuğunda oturan zat-ı muhteremin iddia ettikleri bir fizikçiye yakışmayacak akıl dışı, deli saçması düşüncelere insanlar inanmamalı. Koskoca NASA Marsta komikçesine su arıyor! şunu nasa ya hatırlatmak isterim: yer çekiminde su kendi öz ağırlığının altındaki cisimlerin altına girer (kum), sadece sıcak ortamlar da yüzeyde kalabilir ama Mars malesef ki bilinenin aksine soğuktur. Ben kendi fikrimi söyleyeyim dünyamız da sıcaklık olmadığı zaman (güneş ışığı, mağma vs.) bütün su denizlerde dahil dibe çekilir. "Yer çekimi diye birşeyde yoktur aslında sadece öz ağırlığı fazla olan maddeler kütlelerini diğerlerinin altına iterler havadan ağır olan herşey onun altına iner tıpkı insanlar gibi". Bunun deneyide çok basittir demir tozuyla aynı incelikte kumu bir tabağa koyup birbirine karıştırın, daha sonra bir müddet sallayın demir tozu istisnasız bir şekilde dibe çökecektir. Bu arada suyun da aslında mikro parçacıklardan oluştuğunu hatırlatırım. Kuantumun fiziğinin yansımaları bunun gibi bir şey işte.
ömer   |88.230.182.xxx |05-04-2012
Edit: "su kütle yoğunluğu çok düşük olduğu için dibe iner".
Dr jivago  - quantum   |176.54.176.xxx |14-05-2012
Alim Çökük
3. Duble jack in üstüne QUANTUM fiziğini (felsefesini) çözdüm... Arkadaşlar bu durum şöyle herşey algiya bağli bazan bilimselliğimiz tutuyor algiladiğimiz şeyleri ölçüyoruz haa dananin kuyruğu burda kopuyor gerçek dediğimiz hersey aslinda yuksek olaslik örnek penisilin ilactir dogru eee bazanda oldurur eee ne simdi ilacmi zehirmi buyuk olasilikla ilac, ikinci derin örnek haberlerde spiker diyorki 1 milyon ışık yılı uzaklikta bir yıldız keşfedildi , doğrusu o yıldızın 1 milyon yıl önce yola çikan ışıği daha yeni bize ulaşti belkide o yildiz bize isiğini gönderdikten 1 yil sonra patladi haa yerinde dursa bile gorüntü 1 milyon yıl önceye ait.... Durum bu yani kabaca penis boyu ölçmeye benziyor bu neye göre hangi durumda ... Herşey boş keyfinize bakin
Dr jivago  - quantum   |176.54.85.xxx |14-05-2012
Baştaki 3 duble jack için şimdiden özür dilerim... Bu sitenin ağirliğina ve kalitesine yakismadi farkindyaim silmeye çalıştim olmadi, başta ayni üniversiteden mezun olmaktan hatta ayni ülke vatandaşi olmaktan büyük onur duyduğum Sultan hocamdan ve tüm okuyuculardan özür dilerim... Sultan hocam Üner Tan hoca Adana da sohbetlerimiz sirasinda Sizi de aniyoruz birgün yolunuz Adana ya düşerse Sizi ağirlamak bizim için büyük bir onur ve mutluluk olur sevgi, saygi ve hürmetle. Dr.Alim Çökük
Sürç-i lisanim için tekrar tekrar özür dilerim .
Sultan  - Teşekkürler   |85.105.188.xxx |14-05-2012
Teşekkürler ediyorum güzel sözlerin için. Özür dilenecek hiç bir durum yok. Üner hocama selamlar lütfen.
ömer   |88.230.134.xxx |15-05-2012
özüre gerek yok sadece canımız biraz jack çekti o kadar. fakan "doğrusu o yıldızın 1 milyon yıl önce yola çikan ışıği daha yeni bize ulaşti belkide" sözünüze değinmeden edemeyeceğim. şöyle ki eğer imkanlara sahipseniz görüntüyü anında görebilirsiniz tıpkı atom tanesini anında görebildiğiniz gibi. atom tanesi küçük olduğu için bize daha hızlı gözükmediği gibi de diyebiliriz. çok uzaklardan gelen ışıkları tespit etmek orada bir şeylerin olduğunu göstermez bir uydudan örn:ay gibi yansıma da olabilir.
Dr jivagi  - Ömer   |188.38.121.xxx |18-05-2012
Ömer katdeşim teşekkürler yorumun icin yalniz ışık hizinin ötesinde aninda görmeyi alayamadim !
Dr jivago  - Algi, donanim, yazilim   |188.38.121.xxx |18-05-2012
Birgùn profesör ünvanini gerçekten hak eden çok saygi duyduğum bir büyüğümle sohbet ediyoruz - hocam bir yaraticinin varligina inaniyormusunuz? diye sordum. On onbeş saniye boşluğa bakti ve ( ki kendisi nörofizyolog tur) - insan beyni O' nu anlayacak düzeyde değil bunun için organize edilmemiş çok zayifiz aslinda ... dedi, ateist olduğunu düşündüğüm bir bilim adamindan böyle bir cevap beklemiyordum.
O günden sonra hep istanbul boğazinda yüzen bir balikla kendimi kiyasliyorum, ikimizde ayni gezegeni ayni evreni paylaşiyoruz bu baliğin dünyasindan çok bir haberim yok ama bu balik neyi algiliyor , su, suyun ısısı, sesler, koku, sudaki iyonlar vs; televizyondan, uçaktan, otmobillerden, aydan, güneşden, diğer yıldızlardan, insanoğlunun kurduğu uygarliktan matematik,fizik, kimya biyolojiden ve insanin bunlari kullanarak yapabildiklerinden haberi yok ama bunlar var; donanimi ve yazilimi o nu bu evrenin tamamini yada bizim algiladiğimiz düzeyde algilamasini engellliyor.
Birzamanlar (gençler bilmez) Nokia 8110 vardi en gelişmiş cep telefonuydu o gün için hatta o na sahip olmak bir statü sembolüydü bugün İPhone 4S ve Siri var İphone un yazilimini Nokia 8110 a yükleyemezsiniz, o telefonun donanimi buna müsait değil çalişmaz...
Yaşadiğimiz bu evrenin ne kadarini algilayabiliyoruz donanim ve yazilimimiz ne kadarina izin veriyor o baliğin televizyondan haberinin olmamasi gibi bizimde bu evrende var olan ancak hiçbirzaman anlayamayacağimiz ve farkinda olamiyacağimiz şeyler varmi?
Bir ineği ahirda unutursaniz ve birdaha uğramazsiniz o ineğin kaderi açliktan ve susuzluktan ölmektir ineğin ne kapidan haberi vardir nede nasil açilacağindan, ne dersiniz çevremizde farkinda olmadiğimiz ve nasil açilacağini bilmediğimiz başka evrenlere başka yaşam formlarina açilan kapilar varmi acaba, başka evrenlerden bize bakip ta bizim ineğe bakip bir kapiyi açmak ne kadar basit halbuki diye dùşündüğümüz gibi, hakkimizda donanimimiz ve yazilimimizin ne kadar yetersiz olduğunu düşünen başka yaşam formlari (kastim yalnizca biyolojik yaşam formları değil) varmi...

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Sık Aranan Kelimeler

Atatürk Haber Bilinç Siklopedisi Girişi Fireboard Kuralları Tarihi Giriş Bilim Nedir ğildir Bilimin Büyük Düşmanı Bilimde Birleşmeye Bilimsel ğruluk ğişir Bilincin Evrimi Biliminsanı Bilinci Lamak Neden Kuantum Kaniği Gereklidir Sanatın Modern Milyon Ynimiz Yenidoğanda Beyinde Elektriksel Aktivite Holografik Elektromanyetik Kognitif Midir İlkeleri Enerji Ayrık Birimler Halinde Salınır Maddeye Eşlik Dalga Schrödinger’in Nklemi Heisenberg Lirsizlik İlkesi Yerel Olmama Laşıklık Uzaktan Aracısız Etkime Tünelleme Boşluk Vakum Olasılık Makroskopik Ölçme Zihin Seçime Schrödinger Bahtsız Kedisi Psikokinezi Telekinezi Zihnin Etkisi Olabilir Gözlemci Katılımcı Mıyız Deney Düzeneğinin Sistemin Bilgisi Dilin Ersizliği Kaniğinde Seçim Eksik Matematik Gelecek Ediyor Kopenhag Yorumu Çoklu Dünyalar Zihinler Wigner’in Arkadaşı Nesnel İndirgenme Nasıl Başladı Oluştu Yazar Hakkında Vukû Çerçeve Sürüklenim Olmuşları Bilme Olacakları Verme Kerameti Bağlantılar Dendron Psikonlarda Biyolojide Olaylar Hayır Yinde İşlemez İşler Kısa Tarihçe Başlangıçtan Öncesi Planck Dönemi Güneş Sistemi Oluşumu Şimdiki Zaman Güneşimizin ölümü 5•10 üssü Göremeyeceğimiz Sinir Hücresi Foton Gözlerimizle Algılanabilir Yarıküresi Hücreler Arası Bağlantı Sayısı Karmaşası… Klasik Fiziğin Gücü Nisan Oluş İnsanlarda üzerinde Yürüme Lişkili Tanımlandı Kelime Kargaşası Antikçağ Akıl 100±1 Tanım İşlevi Evrimsel Gerilik Harikalar Tiyatrosu Nanoteknoloji Wnload Etmek Eksenleri Change Bilincinizi Zihninizi Süreliğine Başkasına Vermek Misiniz Message Aturk Araştırıcının çalışması Kategoriye Bölünebilir Bilinçalti Bilinçdışı Bilinçaltı Kaybetmek Farklı Halleri Sudoku Googlemap Kimyasi Hayvan Makine Otomatlarından