Günün Özü!
Şu dünyayı tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar.Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?" - Arthur Schopenhauer |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi |
|
|
| Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||
| Perşembe, 23 Ekim 2008 13:48 | |||||
|
Klasik Fizikte Uzaysal Konum
Kartezyen sistem, uzayda herhangi bir yerde bulunan bir cismin konumunu tanımlama yolunu sağlamıştır. Ancak, çoğu nesneler uzayda hareket halinde olduğu için farklı zamanlardaki ardıl konumlarını da belirleyebilmek gereklidir. Bir uzay-zaman grafiğinde bir doğru ya da eğriyi çizmek kolaydır. Bu amaçla, Kartezyen sistemden Faz uzayı sistemi doğmuştur. Bu yolla, hız ve kütle aynı eksende moment (p) ile gösterilebilir hale gelir. Newton, Descartes'ten farklı olarak, bir cismin konumunu tespit için üç momentum koordinatına gerek duymuştur. Toplam altı koordinatla -üç konum (x, y, z) ve bu üç konumla ilişkili üç momentum (px, py, pz) koordinatı- bir cismin tam olarak konumunu ve hareketini belirlemek mümkün olmuştur. Bunlar faz uzayı olarak adlandırılır. Klasik (Newton) fiziğin bu belirlenimci kurallarından yararlanarak, gelecekteki Güneş, Ay tutulmalarının tarihlerini, galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin uydularının konumlarını tam olarak bilebiliyoruz. Ancak kuantum mekaniğinde durum bundan çok farklıdır.
Klasik Fiziğin Gücü: 13 Nisan Cuma, 2029 ve 2036, Yok Oluş?
Kuantum Mekaniğinde Konum
Belirsizlik ise iki şekilde olabilir. Ya cismin sayısının çokluğundan kaynaklanan belirsizlik ya da tek bir cisim olmasına rağmen belirsizlik söz konusudur. Çokluktan kaynaklanan belirsizlik, aralarındaki etkileşimlerin çokluğundan dolayı önceden bilinemeyecek tarzda değişik davranışlar (koordinatlar) sergilemelerinden kaynaklanır. Bir koordinatın “kendi kaypaklığından” değil de sistemin içinde kendisini etkileyen diğer elemanların çokluğu yüzünden bir an bir değerde karar kılınamaz. Buradaki belirsizlik özneldir ve kısmen sistem hakkındaki bizim bilgisizliğimizden kaynaklanır. Her elemanın nasıl davrandığını ve davranışların doğurduğu karmaşık etkileşimleri bilseydik öznel belirsizlik olmazdı. Buna örnek, çarpışan arabaların olduğu bir eğlence parkında, pistte 10–15 araba varsa, arabaların hareketlerini önceden tam olarak tespit edemeyiz. Çevredeki çarpmalarla birlikte, kendilerine yeni konumlar ve yönler elde edecekler ve sürücülerinin istek ve bilgileri dâhilinde yönlenmeleri daha da değişecektir. Bu durumda istatistikî yöntemlerden yararlanarak genel ve yaklaşık bir sonuca ulaşılabilir. Bir tek cisimden kaynaklanan belirsizlik ise, kendi dışındaki etkiler nedeniyle değil de, kendi içinden, kendi doğasından kaynaklanır. Nesnenin içindeki örgütlenişi, bilgi edinen öznenin ulaşamayacağı bir yapıdadır. Öznellik burada sona erer ve nesnellik devreye girer. Kuantum mekaniğinde de olan budur. Artık bu durumda sadece olasılıklar söz konusu olur.
KM’de konumla ilgili kavram çiftlerinin eşanlı olarak istenilen hassasiyette ölçülemeyeceği anlaşıldı. Bu kavram çiftleri konum-momentum, enerji-zaman ve açısal momentum-açısal konum olmak üzere üç grupta toplanabilir. 1927’de Werner Heisenberg bu değişkenler çiftinin her ikisinin eşanlı olarak istenilen duyarlılıkta belirlenemeyeceğini öne sürdü. Her iki kavramı belirlemedeki hatalar çarpımının ћ=h/2π’den küçük yapılamayacağını gösterdi. Buradan da kuantum mekaniğindeki Heisenberg belirsizlik ilkesi ortaya çıktı: Δqi∙Δpi ≥ћ (burada i=x, y, z) Şeklinde olan sınırlama vardır. Denklemlerde Θ açısal yer değiştirme, Lθ açısal momentum, E enerji, t zaman, qx,y,x konum, p momentumu simgelemektedir.
Bu şu anlama gelir, bir parçacığın aynı zamanda hem momentum hem de konumunun her ikisini eşanlı bilmek imkânsızdır. Yani, parçacığın davranışını betimleyen belli özel değişkenlerin birinin bilgisinin artışı diğerinin bilgisini azaltır ya da belirsizliğini arttırır. İkisini birden, istediğimiz kesinlikte, aynı anda belirleyemeyiz. Bu durumda “koordinatlarla” ya da “momentumla” gösterim arasında bir seçim yapmak gerekecektir. Yani, parçacığın konumunun ve momentumunun belirsizliğinin çarpımı en az Planck değişmezi ile aynı büyüklüktedir. Bu denklem konumunu ne kadar kesin belirliyorsak, momentumun o oranda belirsiz kalacağını söylemektedir. Kesin momentum ölçümü de konum ölçümündeki belirsizliği arttıracaktır. Bu konumsal belirsizlikten dolayı parçacık uzayın her köşesinde olabilir hale gelir. Eğer konumu sonsuz duyarlılıkta ölçmüş olsaydık momentum tam olarak belirsiz kalırdı ve tersine momentumu kesin ölçseydik parçacığın konumu tamamen belirsiz olurdu. Bu nedenlerle doğadaki parçacıkların hem konum hem de momentumu bir miktar belirsiz olmak zorundadır. ....................
Belirsizlik ilkesi, Planck sabitinin çok küçük değerli olmasından dolayı yalnızca atomik mikroevrensel ölçeklerde etkindir. Gram ile ifade edilen makroevrensel cisimlerin konumunun tam ölçüm doğruluğu 10-6 metredir ve belirsizlik ilkesine göre hızının durumu 10-25 metre/saniyeden daha iyi ölçülemez. Bir atomdaki elektron için ise (atomun çapı 10-6 metre olduğu düşünülürse) belirsizlik 106 metre/saniyedir. Bunun anlamı, elektron bir an için hiç bir yerde ve her yerdedir! ћ’nin mikroevrensel nesneler için önemlidir. Konum değişikliği (Δx) yaklaşık 1 cm ise momentum değişikliği (Δp) yaklaşık 10-27 g.cm/saniyedir. Bu sapma klasik fizik açısından önemsizidir ve pratik olarak sıfır kabul edilebilir. Fakat Δx=1 angström ise Δp yukarıdaki değerin 108 katı olur ve bu mikroevrensel sistemler için ciddi bir belirsizlik olarak ele alınabilir. Sonuçta, kuantum mekaniği mikroevrensel nesneler için konum belirleme yetimizi sınırlar. Her parçacık için asgari bir hacim dayatır. Bir elektronun konumu üç yüz fermiden (1 fermi 10-13 cm) daha küçük mesafede tanımlanamaz (bir hidrojen atomunun yarıçapının yüzde biridir).
Einstein’ın de aralarında olduğu bazı kuramcılar parçacıkların yapılarını daha derinlemesine ortaya koyduğumuzda konum ve momentumlarını ölçebileceğimiz düşüncesindeydiler. Ancak ölçebilme düşüncesi önyargıdır. Bu parçacığın belli bir konumda sabit duramayacağı anlamındadır. Bir elektronun x ya da y noktasında bulunduğunu söylemek yerine bir elektronun durumundan söz edebiliriz. Yani bir elektron x ya da y durumunda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda kısmen x ve kısmen y durumunda da bulunabilir. Diğer bir ifade ile bir elektron birçok yerde aynı anda bulunabilir. Bu nedenle de daha çok bir bulut ve dalga gibi davranır. ....................
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |

