Günün Özü!
| Shakespeare’nin Kısasa Kısas’ında (Measure for Measure) Isabella ölüme mahkûm edilen kardeşi için yardımcısı Angelo’dan merhamet diler: Angelo: Yapamayacağım. Isabella: İsteseydiniz yapabilir miydiniz? Angelo: Görüyorsunuz, istemediğimi yapamam! |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Parapsikoloji, polisiye vakalarda düğümü çözer mi? |
|
|
| İlknur ALPTEKİN DOĞANAY tarafından yazıldı | |||||
| Cuma, 30 Nisan 2010 08:35 | |||||
|
Öngörü tarihi : 22 Aralık 2009, “Hava karanlık gibi … ama gece değil… havadan gri iri kar gibi ya da yanardağdan çıkan tüf gibi bir şeyler yağıyor… gri renkli kara da benziyor ama taş mı kül mü anlayamadım…” Öngörü tarihi : 14 Mart 2010 … “Bir krater ağzı.. tepeden yandan bakıyorum… hava sakin, hafif karanlık… kapalı… birden kraterden lavlar püskürmeye başladı !!! yer… bilemiyorum… ama soğuk ve karanlık bir dağ… ürkütücü… sanırım bir yanardağ patlayacak !!! iki gün üst üste gördüğüm duruların ikincisinde ise kutuplardayım… her yer buz kütleleri ile kaplı… yakıcı bir soğuk… iki kara parçası var buzulların arasında… hareket ediyor, kayıyor… orada olmak hoşuma gitmedi… neler olduğunu anlayamadığım tuhaf hareketler vardı…” Tarih 21 Mart 2010 … Sadece bir hafta sonrası… İzlanda’da Eyyafyallayöküll buzulu altındaki yanardağ, tam 190 yıl sonra gece yarısı püskürmeye başladı…
Gerçekleşen onlarca öngörü… aralarında kamuoyunun uzun süredir gündeminde olan “Münevver Cinayeti” de var. Katil zanlısı Cem G.‘nin yakalanış tarihi, 40 gün önceden, üzerinde olan kıyafeti ve saç tıraşı ve sakalı ile ilgili tanımlamalar da yakalanışından bir hafta önceden öngörü olarak bilindi…
İnternet ortamında popüler bir paylaşım sitesinde resmi olmayan bir grup kuruldu adı : www. durugrup.biz Basında çok yankısı olan Münevver Karabulut cinayeti ve Kayseri’deki kayıp çocuklar ile ilgili uzaktangörü ve durugörü ile ilgili yer araştırmaları yapıldı. Bu çalışmalar polis teşkilatına bilgi olarak gönderildi. DURUGÖRÜ, UZAKTANGÖRÜ Duyu dışı algılama, normal duygularla yani görme, işitme, tatma, koku alma ve dokunma ile algılanamayan, zaman ve mekan sınırı olmayan bilgiye ulaşabilmek… Bu yeteneğe sahip olabilmek… Korkutucu olduğu kadar gizemli ve ilginç de… Ve bir o kadar da gerçek… Sezgi ya da altıncı his olarak bildiğimiz bu edinim, aslında hepimizde bulunan doğal bir yetenek… Kimisinde uyuyan, kimisinde doğuştan , kimisinde gelişmiş, kimisinde geliştirilebilir… Zaman zaman geçmişte yaşanıldığı gibi tartışmaya ve kötü kullanıma da açık. Ama olumlu yönde ele alınırsa ve yıllarını insan beynini araştırmaya vermiş bir uzmanın önderliğinde olursa getireceği artıları bir düşünün… Grubun kurucusu ve yöneticisi Dr. Sultan Tarlacı, İzmir’de özel bir hastanede Nöroloji uzmanı olarak çalışıyor. Dr. Tarlacı, Türk Nöroloji Derneği altında hizmet veren Nörolojik Yoğun Bakım ve Kognitif Nörobilim Grubu çalışma üyesi. Uzmanlık dalı alanında yayınlanmış tıp kitapları ve makalelerinin yanı sıra Bilinç: Antik Çağdan Günümüze Bilinç-Beyin Sorunu ve Kuantum Beyin: Bilinç Beyin Sorununa Yeni Bilimsel Yaklaşım isimli iki kitabı var bu konulara ilişkin… 2000 ve 2001 yıllarında üst üste TÜBİTAK Beyin Araştırmaları Derneği’nden Araştırma Teşvik Ödülü, 2003 yılında da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Sağlık Bilimleri Ödülü olan Dr. Tarlacı, bu konulardaki bilgi birikimini, sosyal paylaşım sitesinde tüm meraklılarıyla paylaşıyor. Durugörü ve uzaktan görü yeteneği olan kişilerden oluşan grubuyla ve tüm meraklılarıyla kamuoyunu ilgilendiren birçok bilinmezin üzerine yoğunlaşıyorlar. Sitenin 1.251 üyesi var bunlardan biri de benim… “PARAPSİKOLOJİYE ÇÖPLÜK GÖZÜYLE BAKILIYOR” Bilimsel yöntemi ve uygulaması çok tartışılan birçok konuyu içeren Parapsikoloji’nin, yanıtlardan çok sorulardan oluşmasını; bu konuda bilim adamlarının sesinin az çıkmasına bağlayan Dr. Sultan Tarlacı bakın neler diyor ; “Tıpkı metafizik gibi kenarda olan, tam bilim olarak olgunlaşmamış bir çalışma alanı Parapsikoloji… Kelime anlamına baktığınızda da psikolojinin ötesinde, ardında, kenarında manasında. İçerdiği konular arasında durugörü, telepati, psikokinezi (cisimleri hareket ettirme), öngörü, spiritüalizm (bedensiz ölü ruhlarla bağlantı kurma sayılabilir. Bunlar arasında durugörü ve uzaktangörü, farklı zaman ve mekanlarda oluşan olaylarla ilgili bilgiyi; normal insanlardan farklı olarak bilebilmek ve hissedebilmek olarak tanımlanabilir. Telepati, toplumda daha iyi bilinen bir kavram. Bir zihinden diğerine düşünce iletişimi olan telepatide, doğrudan içsel deneyime ait bilgi birikimi aktarımı vardır. Ama Parapsikoloji’ye daha çok bir çöplük gözüyle bakılıyor. Bilgisayar çöplüğü gibi… Evet, içerisinde saçma sapan şeyler de var ama bu çöplük içerisinde altın değerinde bazı şeyler de var. Bunları bilgisayar çöplüğünden bilimin içerisine geri almak gerekir.” Dr.Tarlacı, ülkemizde parapsikoloji ile ilgilenenlerin üniversite kapılarından içeri sokulmamasına ve bu nedenle de bilimsel araştırmaların azlığına dikkat çekerek şöyle sürdürüyor sözlerini; “Artık ülkemizdeki üniversitelerin de yurt dışındaki bazı örneklerde olduğu gibi konuya önem vermeleri ve henüz paradigma öncesi evrede olan Parapsikoloji’ye üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçmesi gerek. Akademik kurumlarımızda, resmi üniversitelerimizde, özel üniversitelerimizde hatta polis ve askeriye destekli parapsikolojik durugörü ve uzaktangörü araştırmaları yapılmalı. ABD ve Rusya’da 1965-1995 arasında özellikle askeri destekli yıllarca süren araştırmalar yapıldı. Yine yıllardır Avrupa ve Amerika’da polis teşkilatları bilgi toplayamadıkları ve sonuca ulaşamadıkları olaylarda bu tür hassas kişilerden yararlanıyor. Hatta çok ünlü bir uzaktangörü’cü kayıp çocuklarla ilgili 18 vaka üzerine çalıştı ve bunların 5 tanesinin bulunmasını bizzat sağladı. Bu bile hiç yoktan iyidir. Burada şunun da altını çizmek lazım ki bu vakalarda polisin elinde tek veri dahi yoktu ve bulunma olasılıkları sıfırdı. Bana göre uzaktangörü ile kimsenin erişemeyeceği bir bilgi edinebiliyorsak, bu bilgi çok sönük, silik bile olsa sıfır sonuçtan yani elin kolun bağlı olmasından daha değerlidir.” Konuya bilimsel açıdan yaklaşıp değerlendirmek önemli… Bu işin şarlatanlığını yapanlar ve üfürükçüler bol memlekette… Bilim adamları konuya sahip çıkıp desteklenirse, işin şarlatanlık boyutu ortadan kalkar ve bu tür hassas kişilerin yetenekleri olumlu ve gerek duyulan önemli alanlarda kullanılır. Bu arada felaket tellalığı gibi görülmesin ama sitede son olarak yer alan bir uzakgörüye de burada yer vermek istedim… Yazımın girişindeki yanardağ felaketini önceden tahmin eden aynı rümuzlu kişinin bir öngörüsü bu… olmaması temennisiyle paylaşıyorum : “İstanbul’da deprem algıladım. .. Bu sefer deprem olacak demeye dilim varmıyor… 5-8 Mayıs arası İstanbul’da büyük bir deprem yaşanacak sanırım… 3-8 Mayıs arası… 4 Mayıs çiçek fırtınası günü deprem olacak İstanbul’da… Durugörü’de deprem oldu. Türkiye’nin kuzey batısı ve arkamdan bir sürü insan bu kapıdan geçti… fuarın standları yıkılacak depremde… Ve fay kırılıyordu !!”
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||
| LAST_UPDATED2 |

