Günün Özü!
| Kadeh mi şunlar, şarapla ışıldayan Yoksa güneş mi, bulutlar arasından parıldayan? Öyle temiz ki şarap ve öylesine ince ki kadeh, Görünüşte ikisi de bir. Camdır her şey, şarap yok olmuş, Ya da cam yoktur da her şey şaraptır. Fahrüddin Iraki, Parıltılar. |
Son Haberler
- Âşık Beyin: Sevgililer günü için özetleme
- Kuantum Beyin Kitabını Satın Alabilirsiniz
- Bilinç: Antikçağdan Bilincin Yeniden Keşfine
- NeuroQuantology’nin 10 Yıllık Öyküsü: Uzun ve ince bir yol
- Kuantum fiziğinin günümüzde günlük ve sosyal hayata yansımaları
- Neden aşk duygusu var?
- Yılın cinsellik araştırması
- Elektron aşkı
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş
Facebook'ta Bu Yazıyı Paylaş| Alfred North Whitehead |
|
|
| Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı | |||||
| Pazartesi, 07 Haziran 2010 14:44 | |||||
|
Whitehead (1861-1947), olaylara ve nesnelere, algılara oranla öncelik tanıyarak doğa felsefesini kurmaya çalıştı. Amacı, algılar dünyası ile bilim dünyası arasında bir uzlaşma kurmaya yöneldi. Doğanın ikiye bölünmesini kabul etmiyordu. Ona göre doğa ancak kendi oluşu içinde kavranabilirdi. 1930’lardan sonra metafiziksel bir bakış açısı kazandı ve tarafsız, non-animist, birleşik-deneyselci (panexperientialist) bir tekçiliği savundu. Whitehead’in bakış açısında, var olmak (gerçekleşmek), algılamak-algılanmaktır ve bütün diğer olgular gibi “zihinlerin” de uzaysal-konumsal noktaları vardır. Gerçek varlıkların, zaman boyunca devamlı şeyler değil, oluşan anlık olaylar olduklarını söyler. Zaman olaylar arasındaki ilişkiler yoluyla meydana gelir. Kişi olay olduktan sonra belli bir sürede meydana geldiğini söyleyebilir. Whitehead’e göre her vesile/araç iki şekilde olur. İlk olarak deneyimin bir öznesi olarak var olur ve bu esnada deneyimi yaşar. Zihni oluşturan deneyim vesileleri, baskın vesileler olarak adlandırılırlar. Bu bakış açısı zihni “baskın bir monat” olarak kabul eden Leibniz ile aynıdır. Her bireysel olay, kendi geleceğindeki her bir olayın kısmen yaratıcı gücünün ve tesirlerinin merkezidir. Her olay, küçük derecede de olsa, bütün geçmiş olaylardan doğrudan etkilenir. Nesnel ve öznel ayrımını da yapan Whitehead’e göre, nesnel olanlar matematiksel biçimlerdir. Öznel olanlar ise kızgınlık, öfke, arzu ve bilinci içerir. Bu iki tipi bir arada, her gerçek varlığın yaratıcı deneyimini şekillendirir. Bütün deneyimlerin bilinçli deneyim olmaması gibi, bütün algılama da duyusal algılama değildir. Hücreler ve moleküllerin, duyu organları olmasa da kendilerine özgü bir çeşit algılama kullandıklarını öne sürer.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |

