Bilimsel yöntem
KUANTUM BEYIN SOZLUGU, özgür ansiklopedi
Bilimdeki ilk büyük başarılar tümdengelim yöntemiyle kazanılmıştır ve bu yöntem Rene Descartes’le başlar. 1628’de yazdığı “Aklın Yönetimi İçin Kurallar” adlı eserinde “Kitap yazanlar, ne zaman körü körüne bir konuya saplanıp kalsalar, o zaman bizi de en ince kanıtlarla kendi sonuçlarına doğru sürüklemek istediklerini...” yazmıştı. İncelemek istediğimiz şeylerde, açıkça görülen gerçekleri aramak gerektiğini belirtmişti. Ve daha sonra da “eğer nesnelerin gerçekliğini araştırmamız gerekiyorsa, bu durumda bir yönteme gereksinim duyuyoruz demekte” ve kendi yöntemini “Düşündüklerimi düzgün bir biçimde yönlendirerek, bilinen en basit ve en kolay anlaşılabilecek nesnelerle işe başlamak ve sonra da adım adım yükselerek en karmaşık olanın bilgisine ulaşmak” olarak belirtmektedir.
Bugün için, bilimsel yöntemlerin uygulanmasında belli basamaklar vardır.
- Bu basamakların ilki sorunu tanımlamaktır.
- İkincisi, sorunla ilgili yazılı kaynaklar gözden geçirilip değerlendirilerek, veriler mevcut kavrayış düzeyimize göre düzenlenip analiz edilir. Bu şekilde verilerin, yeni bir şeye işaret edip etmediği tespit edilir.
- Üçüncüsü, mantıksal hipotezlerin formüle edilmesidir. Bu aşamada yeterli ipuçları elde edilince, en kolay, estetik ve doyurucu görünen teori seçilmelidir.
- Dördüncüsü, seçilen teoriden çıkan çeşitli sonuçlar belirlenir ve geçerliliğini sınamak için gözlemler ve deneyler tasarlanır. Eğer teori, hiç bir istisnaya yer vermeyecek kadar başarılı ise, artık yasa olarak kabul edilmelidir. Yasa, yeni bir gözlemi veya deneyi açıklayamaz durumda olmadığı sürece doğru kabul edilecektir. Eğer açıklayamadığı gözlem ve deneyler olursa, başa dönülüp yeni teoriler aranmalıdır. Kuramın sonuçtaki yararlılığı, kaç tane bilinen olguyu açıklayabildiği ve ne kadar yeni şey söyleyebildiğinde yatmaktadır.
Konu başlıkları |
Bilimde Birleşmeye Doğru
Bilim başlangıçta birleşik bir etkinlikken zaman içerisinde, alt dallara ayrıldı. Ancak, herkesin kabul edebileceği gibi, aslında ayrı gözüken alt dallar yumak gibi birbiri ile ilişkisini daima korumuştur. Özellikle son yıllarda bilimsel tüm alanları birleştirmeye doğru artan bir eğilim vardır. Bilim dünyanın resmini oluşturmaya çalışırken, daha uyumlu ve daha basit bir resim her zaman daha tercih edilebilirdir. Önceden ayrı kulvarlarda yürümüş ve gelişmiş alanlar, eşzamanlı olduklarında sorunlara daha başarılı açıklamalar getirebilirler. Bunun örnekleri çoktur; elektrikle manyetik alanın ve evrim teorisinin genetikle birleştirilmesiyle ortaya çıkan yeni devrimci bilimsel alanlar gibi. Hepsinde de birleştirme ile daha başarılı yorumlar ortaya çıkmıştır.
Sinirbilimleri açısından bakıldığında da bilimsel alanların bir araya getirilmesi yönünde ciddi eğilimler vardır. [[Sinirbilimi[[ ile psikoloji, beyin görüntülemesi yöntemleri, fizik (kuantum ya da klasik fizik) kurallarının beyinde işleyiş süreçleri... Sinir sistemi incelemesini biyolojiden ayırmak mümkün değildir. Diğer yandan da biyolojiyi de kimyasal süreçlerden ayrı düşünmek imkânsızdır. Kimyasal yapılar düşünüldüğünde de akla gelen ilk şey moleküler etkileşimler, bağlar, atomlar, elektron alış-verişleri ve enerji seviyeleridir... Yani kuantum fiziğinin içerdiği kurallardır.
Kuantum fiziği büyük bir bulmacanın parçasıdır. Kuantum fiziğinde olduğu gibi, tüm teorilerin iki parçası vardır: denklemler ve gözlemle nasıl bağdaştırılacağı. Kuantum fiziği her ikisine de sahiptir. Temelde denklem ve açıklamalar, bir ağacın tepesindeki temel teorilerin parçalarıdır. Ancak, aşağıya doğru inildikçe, kelimelerle ve denklemlerle olan açıklama oranı azalır. Tıp ve sosyolojide hemen hemen çok az denklem bulunur. Farklı olarak ağacın yukarı ve uç dallarına ulaşıldığı zaman ileri derecede matematikselleşme olur. Fiziğin kutsal olan nihai amacı “Her Şeyin Teorisini, HşT” bulmaktır. Ve bu denklemde bilim ağacının en tepesinde yer alacaktır. HşT olasılıkla hiç bir kavram içermeyecektir. Muhtemelen saf olarak matematiksel bir teori olacaktır. Açıklamaları veya postulatları olmayacaktır. Bilimdeki birleştirme üç aşamalı olarak sağlanır: 1.çözülme (dissolution), 2.indirgeme (reduction), 3.birleştirme/ekleme (conjunction).
1.Çözülme
Birleşme olayı, aynen sıvılarda olduğu gibi, birbiri içinde çözünmeyi gerektirir. Fizikte, doğadaki dört temel kuvvetin birleştirilmesi “Her Şeyin Teorisi” olarak adlandırılır ve gelecekte beklenen bir sonuç olarak kabul edilir. Fiziğin bu teoriye ulaşabileceği konusunda ciddi şüpheler vardır. Aynı şey zihin felsefesi açısından söylendiğinde imkânsız olarak kabul edilir. Bu dört kuvvetin bir araya getirilmesinden daha kolay olacaktır.
2.İndirgeme
Buna teoriler arası indirgeme olarak da bakılabilir. Herhangi bir açıklama daha temel bir teori ile tanımlanır. “Eleyici Materyalizm” bunun bir örneğidir. Buna göre zihin bilimi, nörobiyolojik seviyeye indirgenebilmelidir. Eğer indirgemecilik doğru ise, en temel yapıyı da fizik’e indirgemek gerekir. Bunun anlamı zihin biliminin nörobiyolojiye değil de fiziğe indirgemektir. Bunun da ötesi kuantum fiziğidir. Sonuç olarak indirgemeci bakış açısı ile zihnin ya da bilincin bilimsel teorisi yalnızca fizik-kuantum fiziği ile yapılabilir.
3.Birleştirme/Ekleme?
İki teorinin bir araya getirilerek bağlantılaşması ve büyük bir teori oluşturmasıdır. Bağlantılaşacak iki teori en azından benzer özellikte olmalıdır. Örneğin; embriyonun gelişim teorisi ile dünyamızın uydusu olan Ay’ın gelişim teorisini birleştiremezsiniz. Bu durumda da zihnin başarılı teorisi nörobiyolojik teori ile psikolojinin birleştirimi olacaktır. Nörobiyolojinin indirgeneceği yer yine kuantum mekanik fiziksel etkileşimler ya da süreçlerdir.
Kaynaklar
- Karakas S ve Bekçi B. Zihin-beden ilişkilerini ele alan bilim dallarının doğuşu ve gelişimi. NeuroQuantology 2003; 2: 232-265
- Tegmark M ve Wheeler JA. 100 years of the quantum. arXiv: quantu-ph/0101077v1
- Ian G ve Stoljar D. A neuron doctrine in the philosophy of neuroscience. Behavioral and Brain Sciences 1999.
