Düşünüyorum öyleyse varım
KUANTUM BEYIN SOZLUGU, özgür ansiklopedi
Descartes'e ait bir ifade. Üzerinde 400 yıl tartışıldı: “Böylece, hakkında herhangi bir kuşku duyabileceğimiz her şeyi reddettiğimiz ya da yanlış olarak kabul ettiğimiz için, hiçbir Tanrının, hiç bir semanın, hiçbir cismin var olmadığını varsaymamız kolaydır. Çünkü düşünen şeyin var olmadığını söylemek çelişki olur. O halde, ‘Düşünüyorum, öyleyse varım’ bilgisi, her şeyden önce ulaştığımız ve düzenli bir şekilde felsefe yapan herkese kendini sunan en kesin gerçektir. Bu, ruhun niteliğini ve bedenden ayrı olduğunu anlamanın en iyi yoludur...”
Cogito, ergo sum
Yani, düşünce her şeyden önce gelir. Daha sonraki belirleniş varlığın belirlenimidir. “Düşünüyorum”, doğrudan benim varlığımı gerektirir, varlığın belirlenimi “Ben”dedir. Böylece, cogito, ergo sum/düşünüyorum, öyleyse varım ifadesinde, düşünce ile varlığı bir arada buluruz. Descartes’e göre: “Burada hiçbir çıkarsama yoktur. Çünkü öyle bir çıkarsamanın var olabilmesi için öncülün ‘her düşünen vardır’ olması gerekir.” Yani, burada kullanılan “öyleyse” çıkarsamada kullanılanla aynı anlamda değildir. Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım” özdeyişi, balıklara bisiklet gerekmez demek gibi apaçık ve sıradan bir şey gibidir. ‘Düşünüyorum, öyleyse varım’ özdeyişi Augustinus (MS 354-433) tarafından kullanıldığından buna bir yenilik olarak bakmayanlar da vardır.
Cogito'nun Bileşenleri
Cogito’nun esasen dört bileşeni vardır; düşünüyorum ve bu bağlamda etkinim; bir var oluşum var; bu var oluş ancak zaman içinde ve edilgin bir ben’in var oluşu gibi belirlenebilir; şu halde ben, kendi öz düşünme etkinliğini, bunu etkileyen bir başkası gibi görmek zorunda olan, edilgin bir ben olarak belirlenmişim.
Descartes’in bu ifadesi bir önermedir. Önerme, herhangi bir yargı bildiren veya hakkında “doğru mu, yanlış mı?” sorusu sorulabilen ifadelerdir. Bu önermeye karşılık başka önermelerde ortaya atılmıştır. Descartes’in çoğu fikrine karşı çıkan Pierre Gassendi (1592-1655), şunu da söyleyemez miydik diye sorar: “Bilincim tarafından aldatılıyorum, öyleyse varım ya da öyleyse aldanıyorum.” Descartes bu itirazın düşünülmeye değer olduğunu belirtmesine rağmen, burada korunması gereken şey içerik değil yalnızca “ben” olduğu için söz konusu itirazı reddeder ve şöyle devam eder: “Ama ben düşünceden, bilincinde olduğumuz ölçüde, bilinçli olarak içimizde yer alan her şeyi anlıyorum; dolayısıyla irade, kavrayış, hatta duygular düşünceyle özdeştir. ‘Görüyorum’ ya da ‘yürüyorum’ deyip arkasından ‘öyleyse varım’ dersem ve burada bedenle ilgili olan görme ve yürümeyi kastedersem, sonuç mutlak olarak kesin değildir, çünkü rüyada sık sık olduğu gibi gözümü açmadan ve yerimden kıpırdamadan da görüp yürüdüğümü hayal edebilirim, hatta bedenim olmadığını farz etsem bile bunu yapabilirim.”
Yani, Descartes’e göre düşünce bedenden daha kesindir. Dünya ve ben var olmasam da onun var olduğu yargısına varabilirim. Kurallar’da öznel biliş ile asli gerçeklik arasında kesin bir ayrım yaparak şunu kabul eder: “Şeyleri, bilincimizde onlara denk düşen düzene göre düşündüğümüz zaman, gerçeklikte nasıl var olduklarına göre” düşündüğümüzde olduğundan farklı görebiliriz. Öznel biliş ile nesnel gerçeklik arasındaki açık ise Tanrının varlığının kanıtlanmasıyla kapatılır.
Kaynaklar
- Descartes R. Felsefenin İlkeleri. Say Yay. Çev: M.Akın,1998;59.
- Cogito. Öyleyse Descartes. Peter Markie, Cogito ve Önemi. Yapı Kredi Yayınları 1997;10: 214
- Deleuze G ve Guattari F. Felsefe Nedir? YKY. Çev: T.Ilgaz. 6.Baskı, 2001;36.
- Descartes F. Felsefenin İlkeleri. Say Yay. Çev: M.Akın,1998;57-58.
